BEDAŞ işçi kıyımına başladı, yerlerine MEB'nin ücretlerini ödeyeceği stajyer öğrencileri istihdam edecek
BEDAŞ’ta yaşananlar patronların OHAL'i nasıl fırsata çevirdiklerinin tipik yansımalarından biri… Geçmişe dönüş alacakları için dava açan 100 işçi, şirketin davaları geri çekin dayatmasını kabul etmeyince 25/2'den işten atıldılar. Yerlerine devletin ödeyeceği 1300 TL’lik ücretlerle stajyer öğrenciler istihdam edilecek.
Kısacası Cengiz-Limak-Kolin şirketler grubunun devlet tarafından ihya edilmesi hız kesmeden devam ediyor. Özellikle enerji sektöründeki kötü ünüyle bilinen bu gruba sunulan devlet olanakları onun enerji sektöründe tam bir tekelleşmeye gitmesini sağlıyor. Üretim-dağıtım-perakende gibi alanları kapsayan yatırımlarıyla grup, bu konuda epey bir yol kat etmiş durumda.
2012 yılında TEDAŞ'ı satın alarak elektrik dağıtımında kilit bir yere oturan grubun o tarihten sonra nasıl bir hizmet satışı anlayışıyla hareket ettiğini en iyi İstanbullular bilir. Faturalara eklenen devasa kayıp elektrik kesintisinden, sunulan devlet kredilerinden, halen ödenmemiş borçlarından söz etmiyoruz bile...
TEDAŞ'ın BEDAŞ (Boğaziçi Elektrik Dağıtım Şirketi) olmasından sonra (yani Cengiz-Limak-Kolin'e devredilmesinden sonra) ardı ardına sunulan devlet desteğine bu sefer de Milli Eğtim Bakanlığı'yla yapılan anlaşma üzerinden devam ediliyor.
Bu yılın başında küçülmeye ve istihdamda yüzde 40 oranında daralmaya gideceği konuşulan BEDAŞ'ta o plan şimdi hayata geçiriliyor. Ama MEB'yla yaptığı anlaşma dolayımıyla devletin sunduğu hibeler aracılığıyla bu küçülme bildiğimiz küçülmelerden değil.
BEDAŞ işçi kıyımını kararlaştırdığı gibi başlattı. Ama işten atılan işçiler yerine MEB'yle yapılan anlaşma gereği 1300 TL'yle çalışacak stajyer öğrenciler istihdam edilecek. Ücretleriyse MEB tarafından ödenecek!
MEB'nin bu parayı nereden sağlayacağı malum. İşçi kıyımı ve dizginsiz sömürü koşullarının derinleştirilmesi anlamına gelen bu hibe ve desteklerin kaynağı yine biziz.
OHAL koşullarını fırsata çeviren burjuva hükümetin bu toz duman içinde çıkardığı Varlık Yönetim Fonu yasası tam da bu tür hibeler için değil mi? Kendileri de, bu fonu devlet yatırımları için değil, mega projeler ve patronlar için oluşturduklarını söylüyorlar zaten...
100'den fazla işçinin çıkışları verilen BEDAŞ'ta olup bitenler de bu tablo içinde yerli yerine oturuyor. İşçilerin geçmiş dönem alacakları için açtıkları davalarını geri çekmesini dayatan BEDAŞ, dayatmayı kabul etmeyen işçileri işten attı. Hem de 4857 sayılı İş Kanunu 25/2 maddesi (yüz kızartıcı suç) gerekçe gösterilerek...
Türk-İş'e bağlı Tes-İş'te örgütlü olan işçiler BEDAŞ'ın bu tutumu karşısında direnişe gitmek isteseler de sendikanın “OHAL sürecinde eylem yapmanın cezası 30 gün gözaltı süresi. 40 kişiden 10 kişi atılacak ama eylem yaparsanız bu sayı artabilir” cevabı verdiği belirtiliyor.
OHAL’i patronlardan ve onların devletinden de önce sendikalar işçilere dayatıyor. Bu tutumlarıyla aslında sermayenin plan ve projeleri dışında düşünüp-hareket edemediklerini bir kez daha kanıtlamış oluyorlar.
İşçi sınıfının bu tablo içinden kendi yolunu açabilmesi hayli zor görünse de, bunun olmazsa olmaz olduğu da bir o kadar zaruri.