Şaşkın ördek sürüsü

24 Temmuz'da CHP'nin kuyruğuna takılanlar Yenikapı'daki manzaraya ne diyorlar?..

Pazartesi, 8 Ağustos 2016 (9 yıl 8 ay önce)

A. Can



 



15 Temmuz Türkiye'de bazılarının şakülünü hepten kaydırdı. Özellikle burjuva devlet ve siyaset düzleminde yaşanan denge kaybı, şaşkınlık ve kafa karışıklığı had safhada.



 



Bugünkü durum itibariyle klasik anlamda 'işleyen bir devlet' düzeninden söz etmenin imkanı yok. Devleti oluşturan kurum ve mekanizmalar arasında ne uyum ve hiyerarşi kaldı ne herhangi bir kural ve güven ilişkisi... Her birim ve alan hem kendi dışındakilere karşı güvensiz hem kendi içinde derin kuşkularla parçalanmış durumda.



 



15 Temmuz paniğini kısmen atlatan egemen kliğin OHAL yetkisine dayanarak apar topar gündeme getirdiği düzenlemeler ise mevcut karmaşa ve kaosu derinleştirip yeni kriz öğeleri üretmekten başka bir sonuç vereceğe benzemiyor.



 



Uzun sözün kısası, “son Türk devleti”, adım adım eriyip parçalanıyor.



 



Benzer denge kaybı ve sürükleniş hali, burjuva siyaset düzleminde çok daha belirgin. En başta, belirgin ilkelere dayalı, kendi içinde tutarlı, bütünlüklü bir politika sahibi olan yok ortada. Bu alanda “kafası en açık” görünen Tayyip Erdoğan ve çetesi dahi gerçekte uzun vadeli stratejik bir plandan yoksun. Asıl olarak tepkiye dayalı ve parçayla sınırlı refleksif adımlarla konumunu sağlamlaştırmaya çalışma peşinde.



 



Zaten Tayyip Erdoğan, 'daha da güçlenmiş' göründüğü şu kesitte bir yönüyle iktidar sürecinin belki de en güçsüz dönemini yaşıyor aslında. En yakınındakilerden bile kime güvenip kime güvenemeyeceğini bilemez durumda çünkü. Genelkurmay Başkanı ve MİT Müsteşarı başta olmak üzere askeri ve sivil bürokrasinin en üst kademelerinde yer alan isimlerin 15 Temmuz'da kendisini arkadan vurmaya teşne olduklarının farkında. Fakat AKP'nin yumuşak karnını oluşturan 'yetiştirilmiş kadrolardan yoksun olma' zaafı nedeniyle bunların üzerine gidemiyor. Mecburen üzerine gittiklerinin yerine getirmek zorunda kaldıklarına da güvendiği söylenemez. Çünkü bunların da birçoğu, yakın geçmişte papaz olduğu ve bu yüzden kendisiyle hesapları olan eski iktidar blokunun kadroları. 'Tarihin cilvesi' bu iki hasım kliği bugün birbirlerine mecbur hale getirmiş olsa da, zaten aşka dayalı olmayan bu mantık izdivacının uzun süre gitmeyeceği çok açık...



 



Daha da önemlisi, sadece Tayyip Erdoğan kliği değil bir bütün olarak Türk tekelci burjuvazisi, son dikişleri de 15 Temmuz'da patlayan devlet yapısı ve işleyişinin yerine ne koyacağını bilemez halde. “Yeni” adına, önceden düşünülüp hazırlanmış bütünsel bir strateji yok ortada. Sistemin orasını burasını, şu ya da bu şekilde yamayarak vaziyeti idare etme olanağının kalmadığını da 15 Temmuz ve sonrasında yaşananlar fazlasıyla göstermiş durumda.



 



Belirli bir amaç doğrultusunda -iktidarı her ne pahasına olursa olsun koruma amacı- refleksif tarzda da olsa “ne yaptığını bilen” bu halde olduğuna göre, onun da kuyruğuna takılanların hal-i pür melalini kestirmek zor olmasa gerek!..



 



Türkiye'de MHP diye bir partiden söz etme olanağı resmen devam etmekle beraber, tarihsel olarak kalmadı artık. İtalyan faşizminin gelişim seyrini hatırlatır tarzda MHP, AKP tarafından “yutulup” sindirildi. Hem ideolojik açıdan hem de iddia (misyon) açısından MHP artık gereksizleşti.



 



Burjuva siyaset sahnesinde bile 'teferruat' olmaktan öte geçemeyen BBP, Perinçek'in Vatan Partisi, Saadet Partisi gibilerini bir kenara bırakacak olursak, geriye varmış gibi görünen bir CHP kalıyor. Gel gör ki, resmi çizgi olarak hızla MHP'nin akıbetine koşan o CHP, bugün ne yaptığını ve ne yapmak istediğini bilemeyenlerin başında geliyor. 15 Temmuz sonrası yapay olarak köpürtülen, içerikten yoksun demagojik bir “darbe karşıtlığı” rüzgarına kapılıp giden kuru bir yaprak parçasından farksız. Silik ve etkisiz. Dahası, cereyanlara göğüs geremediği için Tayyip Erdoğan ve şürekasının kuyruğuna takılmış durumda.



 



Dünkü (7 Ağustos) Yenikapı mitinginde Kılıçdaroğlu'nun düştüğü zavallı konum bu sürüklenişin tescili oldu. İktidarının eski (Gülen Cemaati) ve yakın dönem itibariyle yeni (Hulusi Akar komutasındaki ordu) müttefikleri tarafından satışa gelen Tayyip Erdoğan ve şürekasını yeni müttefik ve ittifak kombinasyonları arayışına iten sıkışmışlığının farkında bile olmayan Kılıçdaroğlu yönetimindeki CHP, önüne atılan bir-iki taviz kırıntısı karşılığında Erdoğan despotizmine kuyruk ve altlık olmayı kabullenmiş görünüyor. Aydın Engin gibi iflah olmaz bir liberalin “Kılıçdaroğlu 4-0 yenik kapadı” demek mecburiyetini hissettiği Yenikapı teslimiyeti, bu sürüklenişin son halkası oldu. CHP yönetimi o showa güya bazı “koşullar dayatarak” gitti ama kürsünün bir tarafına Atatürk posteri asılması dışında “Başkomutan Tayyip Erdoğan'a tapınma ayini”ne dönüşeceği baştan belli olan bir showun zavallı bir figüranı konumuna düşmekten kurtulamadı. Bu aslında 15 Temmuz'dan beri süregelen bir şaşkınlığın, tutarlı bir demokrat perspektif ve stratejiye dahi sahip olamamanın doğal sonucuydu.



 



Kılıçdaroğlu ve CHP yönetimi dün Yenikapı'da Tayyip Erdoğan “reisliğinde” yeni Führer rejiminin kenar süsü konumundaydılar. Üstelik sonucu baştan belli o showa gitmekle Kılıçdaroğlu dün sadece kendisini ve partisini değil, tıpkı onun gibi tutarlı stratejik ve sınıfsal bir perspektiften yoksun oldukları için 24 Temmuz'da Taksim'de peşine taktığı 'müttefiklerini de' o katarın eklentisi konumuna düşürmüş oldu.



 



Anadolu'da ünlü bir söz vardır: “Şaşkın ördek suya başıyla değil kıçıyla dalar...” denir. Tarihsel olay ve gelişmeleri bir süreç olarak değil an ve kesit olarak, günün ve an'ın gelişmelerini de belirli bir sistemle bağlantılı bir süreç kavrayışı temelinde değil öncesiz ve sonrasız birer “kendinde şey” olarak görmekten bir türlü kurtulamayan, dolayısıyla da alternatif arayışlarını farklı bir sistem ve model önerisi temelinde değil şu kişiye veya bu olaya anlık tepkilerle sınırlı olarak belirleyenlerin siyasette düştükleri durum da bundan farksızdır. Sahi, “biz bağımsız bir güç olamıyoruz bari CHP'nin politikalarını etkileyelim” gerekçesiyle 24 Temmuz'da Taksim'de CHP'nin kuyruğuna takılanlar, o CHP'nin dün Yenikapı'da Tayyip Erdoğan'ın kuyruğuna takılması hakkında ne düşünmektedirler?..