Soma'da FETÖ komedisi

Soma Patronu Can Gürkan: Ülkemiz PKK, DHKPC, FETÖ saldırısı altındadır. Terör saldırısı olma ihtimali araştırılmalı

İŞÇİ SINIFI
Salı, 9 Ağustos 2016 (9 yıl 8 ay önce)

Soma’da 13 Mayıs 2014’te 301 işçinin yaşamını yitirdiği madenci katliamının 9. duruşması Akhisar Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü.



 



Soma duruşmasına Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan’ın savunması damga vurdu. Gürkan, savunmasında "Ülkemiz PKK, DHKPC, FETÖ saldırısı altındadır. Bunun terör saldırısı olma ihtimali araştırılmalıdır” dedi.



 



Duruşmada ilk olarak konuşan müşteki avukatlarından Selçuk Kozağaçlı madende ne yanarsa yansın yarım saatte tüm galerileri dolduracak kadar duman üretmesinin mümkün olmadığını ifade ederek, meselenin çok karışık olmadığını A panosu ve Metan değerleri dikkatlice okunduğunda durumun görüleceğini söyledi.



 



Her şeyi örten FETÖ yorganı



 



Duruşmaya savunma için söz alan Soma Kömürleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Can Gürkan'ın sözleri damga vurdu. Gürkan, savunmasında Kozağaçlı’nın açıklamalarının gerçek olmadığını belirterek, "Ülkemiz PKK, DHKPC, FETÖ saldırısı altındadır. Bunun terör saldırısı olma ihtimali araştırılmalıdır” dedi. Gürkan’ın bu savunmasına, salondaki aileler "yalancı, sahtekar" diye tepki gösterdi.



 



Bilirkişi raporunun FETÖ’cülerden alınan talimat ile yazılmış olabileceğini iddia eden Gürkan, “Bu bilim adamları talimatı nerden almışlar. Bu adamlar bir iradeden talimat almadan bilimi gözardı ederek bu raporu yazamaz” dedi.



 



Bütün katiller, bütün soyguncular, bütün talancılar şimdi FETÖ'nün arkasına saklanıyor



 



İddianamede bilirkişi tarafından yapılan incelemeler sonucunda cinayetin nasıl meydana geldiği bütün detaylarıyla anlatılıyor. 5 Eylül 2014 tarihli bilirkişi raporunda 20 başlık altında saptanan kusurlar ve ihmaller sıralanıyor.



 



Kusurları bulunanlar arasında şirketin farklı kademelerindeki yöneticiler, iş güvenliği uzmanları ve devlete bağlı Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) Ege Linyit İşletmeleri (ELİ) baş mühendisi ve kontrol mühendisleri de var.



 



Raporda öne çıkan bazı başlıklar



 



- Sensörlerden gelen oksijen ve karbonmonoksit seviyelerindeki farklılık dikkate alınmadı.



- Havalandırma sistemi ocağa uygun yapılmadı, temiz havaya çıkış yapılabilecek mesafe söz konusu değildi.



- Ahşap kamalar, PVC borular ve bantlar yangına karşı dayanıklı değildi. Bant motorlarından bazıları ve elektrik kablolarının bağlantı uç ekipmanları, alev sızdırmayanlardan seçilmedi.





  • Olay esnasında bazı CO maskelerinin işlevini yerine getirmediği, çalışanların zimmetinde bulunan maskelerin kontrollerinin uzun süre yapılmadığı görüldü.




  • Planlanandan fazla üretim yapıldı. "Üretim zorlaması", gerekli tedbirlerin alınmamasına ve tehlikeli çalışma koşullarının oluşmasına yol açtı.





 



Öte yandan tanık ifadeleri de kusur ve ihmalleri ortaya koyuyor. Tanıklardan Serkan Turhan, "H panosunda sürekli metan gazı olurdu. Orada çalıştığımız gün bizde baş dönmesi olurdu. Hatta daha önce bu ayak 2-3 sefer kapatılarak soğutma çalışması da yapıldı. Ancak baş edilemediği halde orada çalışmaya ve üretime devam edildi. Birkaç defa gaz yüksekliğinden sistem kendini kapattı. Buna rağmen sistem tekrar açılır, üretime devam edilirdi" diyor.



 



Bir başka işçi Yüksel Ünlü ise faciadan önce işçilerin uyarılarının dikkate alınmadığına dikkat çekiyor ve ekliyor:




Ayaklara giden bir fan ya da hava yoktu. İstim havası vardı ancak yetersizdi. Ayaklar çok sıcaktı. Çıkan kömür de çok sıcaktı. Kömürü elimize aldığımızda ellerimizi yazan düzeyde bir sıcaklıktı. Emniyetçiler Mehmet ve Yüksel'e bunu söylediğimizde normal diye tepkiler alıyorduk. Aldırmıyorlardı.




 





 



Soma'da yaşanan katliamdır



 



Duruşma öncesinde aileler, ölen yakınlarının isimlerinin yazılı olduğu pankartı açarak basın açıklaması yaptı. 



 



Aileler adına konuşan İsmail Çolak, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından gündeme getirilen Soma madenci katliamının Fethullahçıların bir sabotajı olduğu iddialarına tepki göstererek, "Bizler tanığıyız. Soma'da yaşanan katliamdır. Bu katliam ne FETÖ'nün ne de başka birisinin sabotaji değildir. Soma katliamı sermaye, siyaset, sarı sendika üçlüsünun sorumlu olduğu bir işçi katliamıdır" dedi.



 



Çolak, ulusal ve uluslararası düzenlemelerin zorunlu kıldığı denetlemeleri yapmayan yaptırmayan, katliamdan kısa süre önce Eynez Maden Ocağı'nı "en güvenli maden" ilan eden, enerji politikaları ile emek sömürüsünü vareden "siyaset" ve siyasetçilerin Soma katliamından sorumlu olduğunu vurguladı.



 



Çolak, "İşçilere en alt düzeyde eğitim bile vermeden yer altına sokan, en temel iş güvenliği önlemlerini almayan, havalandırmanın sorunlu olduğunu bildiği halde binlerce işçiyi madene sokan sermaye, katliamdan sorumludur" dedi.



 



Çolak, işe alımlardan itibaren işveren ile hareket eden, seçimlerini işçilerin ellerine tutuşturduğu zarflar ile yapan, işçilerin şikayetlerini dinlemeyen, madenin ısındığını söyleyen işçilere 'beğenmiyorlarsa çalışmasınlar' diyen, dayıbaşılık sistemini pekiştiren işçiler üzerinden para kazanan ama onlar için birşey yapmayan "sarı sendika"nın katliamdan sorumlu olduğunu söyledi. 



 



Fıtrat açıklamalarının kabul görmemesi gibi sabotaj iddialarının da kamuoyu nezdinde kabul görmeyeceğini belirten Çolak, "Ailelerin talebi tek ve nettir. Göz göre göre gelen Soma katliamının tüm sorumluları bir gün yargılanacak ve hak ettikleri cezayı alacaktır" dedi.



 



Akademisyen Özgür Müftüoğlu ise bütün bu kepazelikli ilgili şunları söyledi:




Yaşanan son gelişmeler toplumun her alanında, siyasi iktidarın ve sermayenin kendini temizleme fırsatı olarak görülüyor. Toplumsal olarak bütün olumsuzluklar cemaat üzerinden aklanmaya çalışılıyor. Mesela Gezi’nin buna bağlanması gibi. Ama iş en sonunda Soma’ya geldi. Yaşanan katliamda işçi emekçilerin karşı karşıya kaldığı vahşi üretim sisteminin hiçbir rolü yokmuş gibi, devletin de göz yumduğu insanlıkdışı çalışma koşulları yokmuş gibi trajikomik bir şekilde terör örgütü diye buna bağlamaya ve kendilerini aklamaya çalışıyorlar. İşçilerin anlatımlarıyla da ortaya çıkan çalışma koşullarını ve neden olduğunu sorgulamayacaksınız, yargılanma aşamasında 'yok müfettiş şöyle, yok hakim böyle' diye başka yere götüreceksiniz. Bütün alanlarda ve emek alanında da günahı olanlar FETÖ diye bir örgüte bağlayıp kendilerini temizleme telaşında.