Flama görünce saldırıyorlar!

İskele özel güvenliği, feribotta flama açan taraftarlara saldırdı ikisini kalp ve karaçiğerinden bıçakladı

GÜNCEL
Cumartesi, 25 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)

Arabalı vapurda tutukları takımın flamalarını açmak isteyen spor kulübü taraftarlarına saldıran özel güvenlikçiler iki kişiyi bıçakladılar. Saldırı kalbinden bıçaklanan bir taraftarın yere yığılıp "ölüyorum" çığlıkları atmasıyla son buldu. Ağır yaralanan iki kişi yaşam mücadelesi verirken güvenlikçiler tutuklanmadılar bile.



Güvenlik gibi son derece "netameli" bir konunun özelleşmesi ilk bakışta "şiddet kullanma tekeline sahip" burjuva devlet yapısıyla çelişkili gibi görünüyor. Özel güvenliğin, silah kullanmanın, özel ordu oluşturmanın şiddet tekelini elinde bulunduran burjuva devlet sistemiyle çelişki oluşturmadığı, tam tersine onunla uyum içinde, ona tabi ve onu güçlendiren bir şey olduğu uygulama örneklerine bakıldığı zaman görülüyor.
Fotoğraf: Özel kursu bitiren güvenlikçiler polis tarafından atış testine alınıyor.
İnegölspor ile yapılan deplasman karşılaşmasından dönen 10-15 kadar Sarıyer taraftarı Yalova Topçular'dan Gebze Eskihisar'a hareket eden "Kaptan Şefik Dönen" adlı arabalı vapura bindiler. Taraftarlar, Sarıyer spor kulübünün flamlarını açmak isteyince vapur personelinin engellemeleriyle karşılaştılar.

Taraftarların flamaları açmak için gemi personeline diretmesi üzerine feribotun kaptanı Ali İhsan, durumu Eskihisar Feribot İskelesi Müdürlüğü'ne bildirdi. Feribotun yanaşacağı iskelenin Müdürü Kadir Gençtürk kaptanla iletişime geçerek feribot yanaştığında kapağını indirmemesini söyledi. Gemi iskeleye yanaştığında kaptan talimatı uyguladı ve yanaşan gemiye Campak Güvenlik Şirketi personeli çıktı.

Güvenlikçiler taraftarlara saldırarak biri kalbinden iki kişiyi bıçakladılar. Güvenlikçilerin azgın saldırısı anca, kalbinden aldığı bıçak darbesiyle yere yığılan Cevat Çelikkıran'ın "Ölüyorum, ambulans çağırın, ölüyorum" feryatları oldu.



Özel Güvenlik Yasası 27 Mart 2005′te yürürlüğe girdi. 130 bin olduğu tahmin edilen özel güvenlik elemanı sayısının yasayla birlikte 300 bine çıkması bekleniyordu. Yasanın çıkmasıyla ilk harekete geçenler emekli vali, emniyet müdürü, MİT müsteşarları vb. oldu: İstanbul eski valisi Erol Çakır, MİT eski müsteşarı Sönmez Köksal, Susurluk’un önde gelen isimlerinden emekli Tuğgeneral Veli Küçük, emekli emniyet müdürü İsmail Taşkafa, eski İstanbul Narkotik Daire Başkanı Nihat Kubuş, DYP’li eski bakanlardan Refaeddin Şahin, bir diğer Susurluk “efsanesi” Korkut Eken…
Karaciğerinden bıçaklanan Erhan Diken ile Çelikkıran ambulansla Gebze Fatih Devlet Hastanesi'ne kaldırıldı. Durumları ağır olan yaralılar ilk müdahalenin ardından Kartal Devlet Hastanesi'ne sevk edildi.

Yaralıların durumlarının ağır olduğu haberini alan İskele Müdürü Gençtürk ortadan kayboldu.

Güvenlikçiler, jandarma tarafından göstermelik olarak gözaltına alındı. Bıçaklamalar bir güvenlikçi tarafından üstlendirildi. Diğer güvenlikçiler ise karakoldan bırakıldı.

Bıçaklamaları üstlenen İhsan Kula adlı güvenlikçi ise çıkarıldığı Gebze Savcılığı'ndan serbest bırakıldı.


Bekçi Köpeklerine Karşı Savunma Komiteleri

Özel güvenlik sektörünün “insan kaynakları”nı elbette ki en başta emekli özel harekatçılar, kirli savaş tecrübesine sahip komando erleri, mafya ayakçıları, Susurluk’un yavru itleri, kirli savaş, Afganistan, Kafkasya ve diğer savaş bölgelerinde yer almış rambolar ve MHP’liler oluşturuyor. Bunların bir bölümü sektörde açıkta kalmayacak bağlantılara sahipken, çoğunluğu eğitimini aldığı bu kirli işte Afganistan, Irak ve “nerede olursa” çalışmak dışında bir yönelime sahip değil. Daha geniş çaplı olarak ise, taşeronluk sistemi ve patron fedailiği de bunlar için geniş “iş” olanakları sunuyor.

Sınırlı işçi direnişlerinin dahi karşı karşıya olduğu güvenlikçi terörünün “sıradan” bir örneğini oluşturan Antalya Rivienne Tekstil direnişine ilişkin aşağıdaki haber, işçi hareketinin yaygın ve derinlemesine gelişimi karşısında bu “işkolu”nun ne ölçüde aktive edileceğinin göstergelerinden:

“Yaklaşık 200 Rivienne Tekstil işçisi, 5 Ekim’de, üç aylık ücret alacaklarının ödenmesini ve çalışma koşullarının düzeltilmesi talepleriyle işbırakmıştı.

Seslerini kamuoyuna duyurmaya çalışan işçiler, Serik-Antalya karayolunun ulaşıma kapatılması, şehir merkezinde basın açıklaması gibi eylemler yapmışlardı. Patronun baskılarına hatta şiddetine maruz kalan işçiler, ‘güvenlikçi’ adı altında fabrikaya getirilen silahlı kişilerin sataşmalarına rağmen direnişlerini sürdürmüşlerdi.” (Evrensel, 13 Kasım 2005)

İşçi hareketi, burjuvazinin karşısına diktiği bu bekçi köpekliği sistemine karşı örgütlenme ve eyleminin her aşamasında donanımını geliştirmek zorundadır. Bunun asli unsuru ise, işçi savunma komitelerini örgütleyerek proletaryanın yumruğunu onlara tattırmak olacaktır.

Emek Düşmanlığına Yazılı Emekçiler

Askerlerin ezici çoğunluğunun “üniformalı işçiler ve köylüler”den toplanması gibi, özel güvenlik sektörünün de “insan malzemesi”ni emekçiler oluşturuyor. Emek, emeğe kırdırılıyor; en kirli ve aşağılık işler için “eleman ihtiyacı” onlardan karşılanıyor! Hiçbir şey, ayları, yılları bulan işsizlik koşullarının genç emekçiler için çürütücü etkisini bir iş arama ilanında yazılan “Para olan her işiniz yapılır iş sizin seçiminiz anlatabiliyor muyum bilmem…” sözleri kadar iyi anlatamayacaktır…

Tek “vasfı” cop ve silah çekmek olan özel güvenlikçiler, bir yandan özellikle eylemli kesitlerde proletaryanın hedefini oluşturur ve istihbari faaliyetinin konusu olurken; bu kesim içerisinde sınıf mücadelesi tohumlarının ekilmesi de sınıf örgütlerinin görüş alanı dışında tutulmamalıdır. En iyi durumda asgari ücret, yemek, yol ve SSK karşılığı çalışan özel güvenlikçilere yönelik olarak, çalışma ve yaşam koşullarının işçilerden farklı olmadığı ve patron çıkarlarına karşı emekçilerle omuz omuza vermeleri gerektiği yönünde sürekli bir ajitasyon-propaganda yürütülmeli; örgütlenme ve birleşik mücadele yoluyla burjuvazinin saldırılarının içerden bir faaliyetle boşa çıkarılması hedeflenmelidir.

Güvenlik A.Ş.