'Tecavüzcülerin yaşama şansı yok'

İzmir/Bergama'da bir kadın "tecavüzcülerin yaşama şansı yok" diyerek tecavüzcüsünü öldürdü

KADIN
Salı, 16 Ağustos 2016 (9 yıl 10 ay önce)

Kendisine şiddet uygulayan, tecavüz eden, istemediği alçaklıklar dayatan erkeklere karşı en çaresiz hallerinde "baş kaldırmayı" öğreniyor kadınlar. Bu zincire bugün de İzmir'den bir kadın eklendi. Bergama ilçesinde 29 yaşındaki H.E., 2 yıl önce kendisine tecavüz eden eşinin kuzeni 42 yaşındaki Ramazan E.'yi, pompalı tüfekle vurarak öldürdü.



 



2 çocuk annesi H.E., dün saat 17.00 sıralarında, elindeki pompalı tüfeği Bergama pazarından yolcu getiren minibüs şoförü Ramazan E.'ye doğrultup, "Tecavüzcülerin yaşama şansı yok" diye bağırarak, tetiğe bastı. Kaçmaya çalışan Ramazan E., ensesine isabet eden saçmalarla olay yerinde yaşamını yitirdi.



 



Gözaltına alınan H.E.'nin, sorgusunda Ramazan E.'yi, iki yıl önce kendisine tecavüz ettiği için öldürdüğünü söylediği belirtildi.



 



H.E., jandarmadaki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede tutklandı.



 



Hayatın o soğuk yasaları henüz kendisi için toplum olamamış-sınıf olamamış bu kaotik insan denizi içinden bir bunaltı çığlığı olarak yansıyor şimdilik. Onur ve adaleti kendi özgücüyle varetme çaresizliği olarak... 



 



Bu bataklık içinden gerçek yasalar konuşmayı sürdürüyor





İşçi ve emekçiler boyunlarına geçirilen urganı daha bir yağlayan cellatlarının peşine takılıp "demokrasi nöbetlerine" koşturulurken, dünya bir yalan makinesinin projeksiyonundan yansıyan muktedirlerin kurgularına hapsedilmeye çalışılırken hayatın o gerçek yasaları da hükmünü konuşturmaya devam ediyor.



 



Kadın katliamları işçi katliamlarına ekleniyor mesela... Tacizler-tecavüzler, kendisiyle birlikte toplumu da çürüten bu bozuk düzenin aynası olmayı sürdürüyor.



 



Devletin kendisini bile tüm kurumlarıyla satışa çıkarıp burjuvaların dipsiz bir kuyuya benzeyen o iştahına kürekle para atmaya hazırlandığı bu günlerde işsizlik oranları tavan yapmaya, zamlar mutfakları tutuşturmaya devam ediyor.



 



"Demokrasi" nutukları çekip, millet kavramı içine sınıfsız-zümresiz faşist toplum tanımını sıkıştıranlar ne derse desin millet de toplum da sınıflardan, zenginlerden ve fakirlerden oluşmaya devam ediyor. Zenginler daha zengin fakirler daha fakir olmaya... 



 



Çığlıklar... 



 



Hayatın bu çıplak yasalarının bir yanı böyleyken diğer yanı da toplumun derinliklerinden usulca fışkıran isyanları açığa çıkarıyor. Bu çürümüşlük, bu suskunluk ve alıklaştırıcı ayinler içinden "artık yeter" çığlıkları da kendilerine yol açmayı sürdürüyor. Hayatın o soğuk yasalarının içinden isyanı, direnişi, başkaldırıyı soluklayan gedikler açılıyor. 



 



Kadınlar artık eskisi gibi tecavüzcülerine sessiz kalmıyor. Kendilerine biçilen o toplumsal rollere, ustaca örülen hücrelerine baş kaldırmayı kendi tarzları, öz dilleri ve eylemleriyle ifadelendiriyorlar. Kadın özsavunması henüz güçlü bir toplumsal eğilime dönüşmese de öncü çıkışlarını yaratarak bir kanalda toplanmayı sürdürüyor.



 



Bu kanala en son Bergama'dan haykırılan "tecavüzcülerin yaşama şansı yoktur" çığlığı aktı. Bu çığlıklar toplumda tecavüz, ezilen cins-ezilen ulus gibi kavramlar ve her şeyden önce de gerçekler yok oluncaya kadar sürecek. Yani dünya başka bir dünyaya dönüşünceye kadar...