Cumartesi, 25 Kasım 2006 (19 yıl 11 ay önce)
Albaylardan, emniyet amirlerine, PKK itirafçılarından uzman çavuşlara, jandarmadan polise kadar 51 sanıklı "Çağrı Operasyonu" davasının dün İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen duruşması 4 sanığın daha tahliyesi ile noktalandı.
"Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte bilerek yardım ve yataklık ettiği" suçlamasıyla 4.5 yıl hapsi istenen Bursa Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Aydın Yeşil savunmasında, "çetenin liderlerinden" olarak nitelenen Cabbar Çiçek ile telefonda konuştuğunu kabul ederek konuşmayı "kendi bölgesinde suç işlememesini söylemek için yaptığını" belirtti.
Hakkındaki, "suç işlediğini bildiği halde bu insanlarla görüştüğü" iddialarının ise asılsız olduğunu, çetecilerin kendisine yaptığı ziyaret sırasında cinayet ve silahlı saldırı olayının faili olduklarını bilmediğini daha sonraki görüşmelerinin tek nedeninin ise cinayetin faillerini yakalama düşüncesi olduğunu öne sürdü.
Çetenin 4 ay dinlenen telefon görüşmelerinde Albay Yeşil’in adının geçtiği tutanaklar 8 klasör doldurmuştu.

ÇAĞRI OPERASYONU
Şemdinli suç üstüsü ve Küre Operasyonu'nun daha burjuva basının gündemindeki yerini koruduğu günlerde "Çağrı Operasyonu"
Bursa'da 18 işadamının
Ahmet Karakaş ve adamlarından şikâyetçi olması üzerine gerçekleşti.
Telefon dinlemesine alındıkları sırada çeteciler tekstil fabrikası sahibi Cavit Kargılı'yı borçlandırdıktan sonra fabrikasına el koyma girişimlerine başladılar. Kargılı, Servet Koçak ve adamlarından yardım aldı. Karakaş, 11 Şubat'ta adamlarını, Koçak ve kardeşlerinin bulunduğu
Otokop'a gönderdi. Baskını
Cebbar Çiçek telefonla yönetti. Baskında galerici Şenol Turan ve Hacı Ali Kara ile baskına gelen grupta yer alan Turan Ertaş sahte kimlikli Yılmaz Akbulut öldü.
Olayla ilgili soruşturmayı Bursa Jandarma Alay Komutanlığı üstlendi. Bu arada Karakaş ve Çiçek,
Bursa Jandarma Alay Komutanı Kıdemli Albay Aydın Yeşil'i telefonla arayarak baskını örtbas etmek için yardım istedi. Baskın öncesi de dahil tüm bu görüşmeler polis dinlemesinde yer aldı.
Yeşil'e bağlı jandarma, Otokop baskınıyla ilgili şubat ayının sonunda sadece Çiçek'i gözaltına aldı; ancak düzenlenen evrak sonunda Çiçek mahkemece serbest bırakıldı.
Çiçek'in, Albay'ı makamında ziyaret ettiği, Albay ve
Uzman Çavuş Taşkın Akyüz ile Karakaş ve Çiçek'in Uludağ'da yemek yedikleri sonradan ortalığa boca edildi.
Askerlerin çeteyle sadece basit bir işbirliği içinde bulunmadığının göstergesini ise "çete lideri" Ahmet Karakaş'ın bir
PKK itirafçısı ve Albay Yeşil'in bir önceki görev yerinin
Batman olması oluşturuyor. Albay 2004 yılında Batman'dan Bursa'ya atanmıştı.
Çete devletinin CIA kadar uzanan organizasyonunu açığa vuran ise operasyonda sanıkların Güney Kürdistan'daki bir
Amerikan deposundan "çalınan" silahlarla yakalanması oldu.
REORGANİZE EDİLMİŞ KONTRGERİLLA
Ortalığa saçılıp duranlar, "iç tehdite" karşı
Genelkurmay‘ın ülke çapında örgütlediği bir organizasyonun birimleri, küçük parçalarıdır. Kirli savaş döneminde bir parça kontrolden çıkmış ve savaş rantı üzerine giriştikleri kapışmayla deşifre olup yıpranan kontrgerillanın reorganize edilmiş ve kitleler içinde ayakları örülmüş yeni yapısı bir süredir kendini icraatıyla gösteriyor. Adı
Özel Kuvvetler Komutanlığı, kontrgerilla, Milli Mukavemet Teşkilatı, TİT, JİT ve ya başka bir şey, neticede Genelkurmay’a bağlı gizli ve yasadışı bir örgütlenme var.
Haraç toplama, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı da yapan, görev bölgesindeki informel sektörün rantına ortak olan bir örgütlenme. Kendi bünyesinde siyasi, askeri ve iktisadi faaliyetleri aynı potada eriten, kendi başına "yasama"yı, "yürütme"yi ve "yargı"lamayı yapan özel organizasyon. Devletin bir eli; kanlı ve kirli eli. Anlaşılacağı üzere ceketi omuzunda racon kesen, üç beş lümpeni arkasına alıp mahalle bakkalından haraç toplayan eskilerin mafyasından, çeteciliğinden çok farklı bunlar. Yasadışı iktisadi faaliyetlere ya da kriminaliteye indirgenemeyecek vasıflara sahip. Devlet içinde, devlete sadakat yemini etmişlerden oluşturulmuş, kendilerine
"devleti iç tehditlere karşı her yolla koruma ve kollama" gibi
"meşrulaştırıcı" tarihi bir misyon yükleyen ve yukardan aşağıya örgütlenmiş bir "müessese". İttihat Terakki dönemi "
komitacıları", 1960-70′li yılların "
cuntacı"larından motifler taşısalar da onlar gibi "romantik" hülyalarla kurulmamış. Daha çok başına buyruk, kirli savaş dönemi "özgürlükleri"nden arındırılmış ve yeni baştan organize edilmiş ‘90′ların
Susurlukçularıyla bir devamlılık ilişkisi var. Bu yüzden bütün motifler tanıdık ve kanıksama da bundan kaynaklıdır.
Tüm bunların gerçekleştirdiği eylemler, ilişkileri ve kimlikleriyle deşifre olmaları elbette önemlidir. Ancak yeterli değildir. Kurumsal yapı ve bağlantıları dağıtılıp, karar alıp, emir verenlerden hesap sorulamadığı sürece anlamlı da olamayacaktır.