Antep'te cenazeye ırkçı saldırı

Antep Katliamı'nda yaşamını yitiren iki çocuğun cenazesi ırkçı bir grubun saldırısına uğradı

GÜNCEL
Pazartesi, 22 Ağustos 2016 (9 yıl 8 ay önce)

IŞİD'in Antep'te gerçekleştirdiği katliamda hayatını kaybedenlerin sayısı artarken, Türkiye'deki tarihsel gericilik birikiminin, o birikimi her an kaşıyabilen rejimin o kanlı-karanlık suretleri de bir kez daha, en iğrenç halleriyle ortalığa saçılıyor.



 



Çoğu çocuk 54 kişinin yaşamını yitirdiği, onlarcasının da yaralandığı saldırı sonrasında yaşanan tartışmalar bunun somut ifadelerinden biri. Katliama uğrayanların etnik ve siyasi kimlikleri üzerinden dönen bu tartışmalar geldiğimiz noktada yaşanan kutuplaşmanın düzeyini olduğu kadar, bu kutuplaşmanın bizzat iktidar güçleri tarafından nasıl kışkırtıldığının da açık ifadesidir. 



 



Bu konuda kantarın topuzunu iyice kaçıran ve artık en akıl almaz sürrealist teorileri bile büyük bir pişkinlikle telaffuz edebilen AKP cenahı işi katliamla HDP arasında bağlantı kurmaya dahası ölenlerin bir kısmının AKP'li olduklarını söyleyerek IŞİD katliamından temize çıkmaya çalışmaya kadar vardırdı! 



 



Paramparça edilmiş çocuk bedenlerinin zihnimize kazındığı katliama dönük tartışmalar mide bulandırıcı nitelikleriyle devam ederken, onların tetiklediği ırkçı-kafatasçı saldırılar da hızla devreye girdi. Bu, bugün katliamda hayatını kaybeden iki çocuğun cenazelerine dönük polis-jandarma korumasında gerçekleşen ırkçı-kafatasçı saldırıyla tam bir bütünlük kazandı. 



 



Rejimin kirli-karanlık Ortadoğu ve özelde de Kürt politikalarının yarattığı toplumsal iklimin en tam tablosunu sunan Antep'te bugün yaşananlar gelecek açısından sarsıcı işaretlerdir. Katliamda hayatını kaybedenler Kürt olunca, daha doğrusu ulusal kimliklerine sahip çıkınca olup bitenler ürpertici olmanın yanısıra, gelecek açısından da uyarıcıdır. 





Antep Katliamı’nda ağır yaralanan ve bugün yaşamını yitiren 13 yaşındaki Kumru İlter ile aynı yaştaki Ahmet Toraman'ın cenazelerinin defnedilmesi sırasındaki ırkçı-gerici saldırganlık camiden mezarlığa, bayrak çılgınlığından sloganlara, asker ve polisin tutumundan hazır kıt'a bekletilen linç güruhlarına kadar bütünlüklü bir tablo oluşturdu. 





İlter ve Toraman’ın aileleri çocuklarının cenazesini aldıktan sonra, katliamda yaşamını yitirenlerin defnedildiği Yeşilkent mezarlığına defnetmek istedi. Cenazeler mezarlığın camisinden alınmak istenirken ellerinde Türk bayraklarıyla gelen bir grup, aileye engel oldu. Bu arada cami de Türk bayraklarıyla donatılmış, içeriye girmek isteyenlere üst araması dayatılmıştı.



 



Bu arada "Asker cenazesi var" denilerek cenazelerin getirilmesi geciktirildi. Linçci gruptakilerin başında "Şahinbey Belediyesi" logolu şapkalar bulunması dikkat çekti.



 



Bunun üzerine HDP Antep Milletvekili Mahmut Toğrul, Valilik ile görüştü ve asker cenazesinin olmadığını öğrendi. Aile bireyleri ve halk cenazeleri almak isterken, ırkçı grup tekbir sesleriyle halka saldırdı. Mezarlıkta ırkçı grubun saldırısına halk direnişle tepki gösterdi.



 



Mezarlığa polis ve askerler geldi, fakat herhangi bir müdahalede bulunulmadı. Cenaze törenine gelen milletvekilleri Jandarma ile görüştü. Askerler, "Herhangi bir slogan atarsanız müdahale ederiz" tehdidinde bulundu.



 



Irkçı grup mezarlığın dışına doğru çekilirken, cenazeler defnedildi.



 



Cenazeleri defneden yurttaşların gönünü kesen jandarma, 4 kişiyi gözaltına aldı. HDP'li vekillerin araya girmesiyle 3 kişi serbest bırakılırken, ismi öğrenilemeyen 1 kişi ise emniyet müdürlüğüne götürüldü. Halk daha sonra Pervarililer Derneği'nde kurulan taziye evine geçti.