Bir Gebze İşçi Platformu üyesinin ağzından, Trakya Sanayi grevine Al-Co işçileriyle birlikte gerçekleştirdikleri ziyarete bağlanıyoruz:
Bir Gebze İşçi Platformu üyesinin ağzından, Trakya Sanayi Grevi'ne Al-Co işçileriyle birlikte gerçekleştirdikleri ziyarete bağlanıyoruz:
24 Kasım tarihinde, Al-Co işçileri ile birlikte 10 Kasım'da 2006–2008 dönemi sözleşmesine patronun hiç yanaşmamasından dolayı greve çıkan Trakya Sanayi işçilerine dayanışma ziyareti yaptık.
Al-Co işçilerinin, Al-Co'da gelinen süreçten dolayı sendikaya büyük tepkileri ve küskünlükleri vardı. Ama yapacağımız dayanışma ziyaretine Trakya işçilerinin ihtiyacı olduğunu ve onların yanında olmamız gerektiğini dile getirdik ve yola çıktık.
Grev mevzisine geldiğimizde bizleri 4–12 grev nöbetinde olan 4 Trakya işçisi karşıladı. İşçilerin yanımızda Al-Co işçilerini görmeleri onları çok mutlu etti. Sonrasında karşılıklı deneyimlerin aktarıldığı hoş bir sohbet yapıldı.
Direnişlerinin on beşinci gününde ziyaret ettiğimiz Trakya işçilerinde buruk bir bekleyiş vardı. Grevin başlangıcından itibaren gelen giden birkaç ziyaretçi dışında dayanışma için gelen yok denecek kadar az olmuş.
Al-Co sürecinden dolayı hiçbir fabrikasında sendika istemeyen Garipoğlu Şirketler Grubu, Trakya Sanayi'nde de hiçbir şekilde sözleşme masasına yanaşmamıştı. Bir Trakya işçisi durumu şöyle özetliyor:
Burada grev olduğu hiç belli mi? Grev dediğin üretimden gelen bir gücün olur, patronun iş koşullarına ve işçilere yaptığı saldırılara karşı o gücünü kullanırsın ve haklarını almak için greve çıkarsın.Şuraya bakın diyor fabrikayı göstererek: "Giren çıkan belli değil böyle grev mi olur?"

Bugün bizim ihtiyaç duyduğumuz tek şey yeterli derecede cesaret verici örgütlenme ağını oluşturamamamızdır. İşçi sınıfını harekete geçirecek ve bu direniş haberlerini bütün fabrikalara ulaştırmak ve onları cesaretlendirecek o kıvılcımı yaratmalıyız. Şimdi Bir zamanlar bizlerin çalıştığı Al-Co tencere fabrikasında 600 YTL almayan ücretli köleler var. Ama onların da hepsinin içinde böyle bir örgütlülüğün özlemi var. O cesareti onlara bizim vermemiz gerekiyor. Biz bile direnişe başladığımızda çok deneyimsizdik. Ama çoluk çocuk girdik bu işe. Bağırdık, çağırdık insanlara sesimizi duyurmaya çalıştık.”Evet bugün yapmamız gereken tek şey var Erkan'ın da dediği dibi. Yaşanan bu grev ve direnişleri işçi sınıfına ulaştırmalı, o sınıf dayanışması ve sınıf bilincini sağlamalı ve yaşadığımız bu sorunlara karşı hep birlikte mücadele etmeliyiz. İşte o zaman biz kazanacağız.