İşçi sınıfı, gücünün farkına vardığında ve bunu hayata geçirdiğinde önünde hiçbir güç duramaz!
Yaklaşık dört aydır direniyor Avcılar Belediye temizlik işçileri...Bu dört ay zarfında sendikal örgütlenme hakkı (ki sendikanın belediyeye girmesi ve Toplu İş Sözleşmesi hakkını elde etmek anlamında önemli bir adımdır), çalışma saatleri, wc-iş kıyafeti gibi insanı olmasını bırakın zorunlu ihtiyaçlarını kapsayan talepler ve en önemlisi ücretlerin ödenmemesi, taleplere "siktir git" tarzı onur kırıcı yaklaşımlara tepki eklendiğinde Avcılar Belediye temizlik işçilerinin bugüne kadar greve çıkmaması bile yadırganabilinir.
İşten atılan arkadaşlarının geri alınması da bu taleplere eklendiğinde, Avcılar Belediye işçilerinin talepleri ekonomik olmaktan çıkmış, genel anlamda kapitalizmin neoliberal politikalarının ne denli aşağılayıcı ve acımasız olduğunu sergileyen bir eyleme dönüşmüştür.
120 gün boyunca ülkenin en büyük ikinci siyasi partisi olan sosyal demokrat çizgideki CHP li bir belediyenin işçisine reva gördüğü tavır ve davranışlardan şunu anlıyoruz ki, sosyal demokrasi de egemen sermayenin uzantısı siyasal yapılardan farklı bir gelecek vaad etmiyor bizlere ...
Eylemin başladığı günden itibaren işçilere karşı kamuoyu nezdinde karalama kampanyaları yürüten belediye siyaseti, işçisini toplum önünde karalama,aşağılama ve küçük düşürme yöntemleriyle haksız çıkarmaya, hiçbir sosyal güvencesi olmayan hatta var olan haklarını bile kullanamayacağı aldatıcı iş vaadleriyle de onları kandırmaya, işçilerin kafa karışıklığından faydalanarak bütünlüğü bozmaya çalışmıştır.
Ancak her ne kadar beklemenin ve belirsizliğin huzursuzluğunu yaşasalar da Avcılar işçileri bu oyunları, sezgileri ve birlikten aldıkları güçleriyle boşa çıkarmışlardır. Bu belirsiz bekleyiş, Avcılar Belediye işçilerinin "sınıf olma,sınıfının farkına varma" bilincini eylemlilik içerisinde geliştirmiş ve kenetlenmeyi arttırmıştır.
Sosyal demokrat belediye, işveren olarak ( belediye işçileri, taşeron firma çalışanlarıdır) uyguladığı tüm grev kırıcı hamlelerinden sonuç alamayınca bekle gör durağanlığını seçmiş ve sessizlik tavrıyla yıldırma politikalarına devam etmiştir. Ama işten atılan ve çalıştığı halde eylemlere destek veren işçiler, gittikçe artan dayanışma ruhuyla ayakta kalan taraf olmayı başarmışlar ve birliklerini eylemlilik ve dayanışma çağrılarıyla güçlendirerek işçi sınıfı düşmanı yöntemleri alt etmeyi başarmışlardır.
Bu süreçte işçilerle sınıf bilincini ve iradeyi yükseltecek bağlar kuramayan sendika, yalpalasa da işçilerin kararlı tutumuyla sınıf çizgisine çekilmiş ve sınıfın temsilcisi konumuna "mecburen" getirilmiştir.
Avcılar işçisi kapitalizmin açmazları arttıkça saldırganlaştığı bu süreci tüm yetersizliklerine, acemiliklerine, siyasi ve politik tecrübesizliklerine karşın önder konumdaki işçilerin gayretleri ve gece gündüz birliktelikleri ile aşmayı başarmışlardır.
Gelinen süreç, sermayenin işçi sınıfına saldırıda yöntemlerini derinleştirdiğini, sadece ekonomik gasplarla yetinmeyeceğini, sınıfın bölünmüşlüğünü her alanda kullanmak istediğini ve bunu derjnleştirecek yöntemler üreterek sınıf bileşenlerini hem kendi içlerinde hem de toplum nezdinde yalnızlaştırma girişimlerini psikolojik harp yöntemleriyle desteklediğini, gücüne güvenerek sınıfı çaresizliğinde boğmaya çalıştığını göstermektedir
Avcılar Belediye temizlik işçileri tüm bu saldırıları boşa çıkarmışlardır ve taşeron firma ile birlikte belediye yönetiminin manevralarını da altetmeyi birliktelikleri ve sınıf dayanışmasıyla ile başarmışlardır. Ama sermayenin taşeronlaştırma, sefalet ücretine ağır ve uzun çalışma saatleriyle köleleştirme çabaları asla son bulmadı ve bulmayacak.
Avcılar Belediye temizlik işçileri sermaye temsilcilerini masaya çekerek ilk raundu kazandılar belki..Ama bu mücadele ruhu, sınıf birlikteliği ve dayanışması, sınıfın diğer sınıf bileşenleriyle kurulan bağlar ve işçilerin görüş açılarını derinleştirecek ilişkiler zayıflayacak olursa sermaye yeniden saldıracaktır. Bütün boşlukları kendi çıkarları doğrultusunda doldururken kazanılmış tüm hakları işçilerin elinden almaya, daha kötü ve ağır koşullar dayatmaya çabalayacaktır.
Sermaye ve sermayeyi temsil eden tüm unsurlar işçi sınıfının en küçük hakkını bile elinden almak için nasıl yeni yöntemler geliştirmek zorundalarsa; işçi sınıfının da bu yöntemleri alt edecek tecrübe ve birikime, dikkate, kararlılığa ve sınıf birlikteliğine ihtiyacı vardır. İşçi sınıfı, birlikten gelen gücünün farkına vardığında ve bunu hayata geçirdiğinde önünde hiçbir güç duramaz! O, coşkun sel gibi aktığında köleliği tarihe gömecek ve sermaye düzeninin üzerini toprakla örterek sömürüyü ortadan kaldıracak yegane sınıftır.
Edremit'ten bir Alınteri okuru