Alınteri, Aslı Erdoğan'la ilgili düşünce ve değerlendirmelerini sordu:
Alınteri: Sizce Aslı Erdoğan neden tutuklandı?
Sebahat Tuncel: Aslı Erdoğan, Kürtlerle dayanıştığı için, Kürtlerin hak ve özgürlük mücadelesinden yana tavır aldığı ve basın özgürlüğünü savunduğu için tutuklandı. Aslı Erdoğan, bir edebiyatçı olarak, bir kadın olarak, bir insan hak ve özgürlükleri savunucusu olarak, Kürt halkıyla dayanışma içinde olmayı hapsedilmeye tercih etti. Bu çok önemli bir konu. Kürt halkı da, Aslı Erdoğan’la birlikte yani onun verdiği bu mücadeleyi çok anlamlı bir noktaya getirdi. Aslı Erdoğan, belki roman yazdı, edebiyat yaptı. Şimdi yaşıyor bir romanın içerisinde. Burdan çok hikaye çıkar ve çok acılı ve dramatik şeyler çıkar. Bence hikayenin özü, direniş ruhu ve asla vazgeçmeme meselesidir ve mutlaka kazanacağız demektir.

Alınteri: Hangi kurumdansınız?
Ayşegül Tözeren: Belirtmiyoruz burda. Sivil inisiyatif olarak buradayız.
Alınteri: Türk Tabipler Birliği mi?
AT: Kurum temsilcisi olarak gelmedim ben.
Alınteri: Aslı Erdoğan sizce neden tutuklandı?
AT: Bunu bilemiyorum. Zaten bilemediğimiz için özgürlük nöbetini yapıyoruz ki, serbest kalmasını istiyoruz biz. Tutukluluğu değil, serbest kalması ilgilendiriyor bizi.
Alınteri: Destek-dayanışma boyutunu nasıl buluyorsunuz?
AT: Zaten çağrımızı genel olarak yapıyoruz. Özgürlük nöbeti olduğuna dair. Pazartesi ve Cuma günü 16.00 ve 18.00 arası ve İnan ve Zana için de Çarşamba günleri 15-17.00 arası yapılacak. Kurumlar zaten icabet ediyor. Aslında buranın ev sahibi gelen herkestir. Ondan dolayı da, özel bir davet, kurumsal bir davet yapmıyoruz.
Alınteri: Kitapçılardaki okuma etkinlikleri üzerine ne düşünüyorsunuz?
AT: Sivil inisiyatifler, bu şekilde, okurları organizasyonlar düzenliyorlar. Yine bunlar, okurların inisiyatif olarak yaptığı günler. Okuma günleri, okuma saatleri.
Alınteri: Burdan bağımsız olarak onlar yapıyorlar yani...
AT: Yani, hepimiz birbirimizden bağımsız olarak pekçok şey yapıyoruz. Robert Kolej mezunlarının 11:00’le 13.00 arası gelişi de öyle. Aslı, Robert mezunudur. Onlar da bir okuma gerçekleştirecekler burda.
Alınteri: Sonraki süreci nasıl görüyorsunuz?
AT: Aslı özgürleşene kadar özgürlük nöbetlerini tutacağız. Gördüğünüz gibi, her parti burda; CHP burda, HDP burda. SYKP burda. Hep birlikte Aslı özgürleşene kadar burdayız. Tüm dostlarımızın özgür olmasını istiyoruz.
Alınteri: Peki sendikaların desteği nasıl?
AT: KESK geldi, burda bir Aslı Erdoğan okuması gerçekleştirdi. Pekçok kurum buraya geliyor ve de okumalarını gercekleştiriyor. Tüm sendikalar da bu konuda iştirakçidir. Sendika temsiliyle değil, ama sendika üyeleri buraya geliyorlar ve basın açıklamalarında da yer alıyorlar.
Alınteri: Sendikalar temsili olarak yok yani...
AT: KESK geldi, DİSK de talep etti gelmeyi. Türk Tabipler Birliği de zaten birçok destekte bulunuyor buraya. Onlar da bir gün alabilirler elbette. Şu anda biz -tutukluluğa itiraz gerçekleştirdiği için avukatlar-, sürecin kısa süreceğini düşünüyoruz. Ondan da uzun erimli plan yapmadık.
Alınteri: Yani fazla tutuklu kalacağını düşünmüyorsunuz...
AT: Yani bence öyle. Çünkü hani bir suç yok ortada. 10 gün içinde sonuçlanacak. Çarşamba günü tutukluluğa itiraz yapıldı. İşte sayarsanız, tatilleri de sayacaksınız. Bu şekilde, önümüzdeki hafta bir yanıt bekliyoruz.

Alınteri: Peki yurtdışıyla ilişkileriniz nasıl?
AT: Çok sağlam, yani Türkiye kadar büyük dayanışma yurtdışında da var.
Alınteri: Hangi kurumlar neler yapıyorlar?
AT: PEN üzerinden var. Af Örgütü üzerinden var. Dünyada yani şu anda tepki vermeyen hiçbir ülke yok gibi. Yani Türkiye kadar dayanışma Türkiye dışında da büyük.
Alınteri: Yurtdışından heyetler falan gelecek mi?
AT: 2 Eylül civarında uluslararası yazar örgütlerinden temsilciler buraya gelecek. Dilerim 2 Eylül’de Aslı da çıkmış olur. Evinde ziyaret ederler onu.
Alınteri: Teşekkür ederiz.
Alınteri: Sizce Aslı Erdoğan neden tutuklandı?
Garo Paylan: Her türlü özgürlük mücadelesinin ve her türlü gadre uğrayan insanların yanında durduğu için tutuklandı. Sistemin en sevmediği şey, Kürdün yanında duran bir Türk ya da bir Ermeni görüntüsü. Yalnızca Kürdü Kürde bırakmak istiyor. Kürt partisi olarak görünmesini istiyor. Dayanışma görüntüsü, en rahatsız eden şey sistemi. O rahatsız ettiği noktada da, Aslı Erdoğan'a saldırıldı, tutuklandı maalesef.
Alınteri: Burdaki bileşenler kimler şu anda?
GP: Burda herkes var. Her kimlikten insan var. HDP bilirsiniz, çok bileşenli bir parti. Ermeniler, Türkler, Kürtler... Demokrasiye inanan herkes burda. Hangi kimlikten olduğunuzun önemi yok. Devlet kime saldırıyorsa, faşizm-sistem kime saldırıyorsa, biz onun yanındayız. Burada çoğuluz, çok kimlikliyiz.
Alınteri: Peki sendikalardan beklediğiniz desteği alabildiniz mi?
GP: Maalesef... tabii şu anda korku iklimi bulaşıcı bir iklim. Cesaret de bulaşıcıdır, korku da. Sistem korkuyu bulaştırmaya çalışıyor ve maalesef son bir yıllık savaş iklimi, çatışma iklimi, tabii darbe üstüste... bu, insanları bir noktada sindirdi tabii. Ama hala bu ülkede mücadele eden, nöbet tutan, direnen, yoldaşları için uğraşan insanlar var. Evet sayımız az ama gerçekten güçlü bir mücadele halen devam ediyor. Şu anda bu korku iklimini kırabilirsek hep birlikte faşizme karşı... Ciddi bir faşizm ikliminde yaşıyoruz çünkü. Bu korku dalgasını kırıp, cesareti birbirimize bulaştıracağız. Bu da, onun vesilelerinden biri tabii ki.
Alınteri: Bu toplumsal iklimin nereye doğru gideceğini düşünüyorsunuz?
GP: Şu anda çok ciddi bir milliyetçi yükseliş var. Maalesef, hem Türk milliyetçiliği yükseliyor hem çatışmalar sonucu Kürt milliyetçiliği yükseliyor. Hiçbirimizin hayrına değil. Ne Kürt milliyetçiliği ne Türk milliyetçiliği ne Ermeni milliyetçiliği.... Her türlü milliyetçilik hastalıktır ve şu anda şoven bir dalga var. Bunu kırmamız lazım. Siyasetin sorumluluğu buradan geçiyor. Bir tek HDP'nin boynunun borcu değil. Bir tek Kürdün boynunun borcu değil. Her türlü siyaset kurumunun, milliyetçilikle mücadele etmesi lazım, şoven dalgayı kırmak için.
Alınteri: Peki bu mücadelede işçi-emekçi renginin eksik olduğunu düşünüyor musunuz?
GP: Bakın şöyle söyleyeyim. Her türlü renk eksik. Bu yalnızca tek bir sınıfın, tek bir kimliğin mücadelesi değil. Faşizm dalgasını geriletmezsek, o bizi kutuplaştırdığı noktalarda, işçiler de kutuplaşıyor. İşçiler de haklarından oluyorlar. Meclisten işçilere dönük saldırılara ilişkin pekçok yasa çıktı. Bireysel emeklilik sisteminden tutun da taşeronlara kadar... pekçok yasa çıkardılar bu dalgayla birlikte. Bu saldırı, topyekûn bir saldırı. Her türlü hakkımıza dönük bir saldırı. Bu faşizan dalgayı kırmalıyız ki, sınıf mücadelesini yükseltebilelim.
Alınteri: Bu yönde çabalarınızı yoğunlaştıracak mısınız? İşçi ve emekçilere yönelik saldırıları gündeme getirme konusunda...
GP: Çok büyük çaba gösteriyoruz ama medya maalesef... Şu anda medyada da çok ciddi bir hükümet ve sistem noktasında yedeklenme var. Hataları göstermeyip, yalnızca hükümet borazanlarına ait bir medya var. Kalan medyayı da böyle saldırılarla yıldırmaya çalışıyorlar. Çok çaba gösteriyoruz ama yeterince gözükmüyor kamuoyunda. Ama elimizden gelen çabayı gene göstermeye devam edeceğiz.
Alınteri: Teşekkür ederiz.