Pazartesi, 27 Haziran 2005 (20 yıl 9 ay önce)
Dersim’in Mercan Vadisi’nde toplantı halinde olan Maoist Komünist Partisi yöneticisi ve Halk Kurtuluş Ordusu üyesi 17 devrimci katledildi.
İstedikleri başka bir yaşamdı: Herkesin insan gibi yaşabileceği bir dünya. Bu istek yüzünden işkenceler görmüş, mahpus düşmüş, yıllarca hapis yatmıştılar. Bu istek yüzünden elde silah dağa çıkmışlardı. Ve bu istek yüzünden katledilen binlerce insan gibi vahşice katledildiler.
Kahredeci bir sömürü çarkının içine hapis edilmiş on milyonlarca işçi ve üretici köylünün çıkarlarıydı savundukları. On milyonca emekçiye dayatılan bu yaşam üzerinden sefalarını süren patronlar ise kaç bin tanedir acaba? Ama içinde yaşadığımız sistem, o bir avuç asalak sömürücü sınıfın egemen olduğu kapitalizm. Onlar bir avuç ama devlet onların devleti, onların ordusu, polisi, işkencehaneleri, hapishaneleri var. Hepsi de o bir avuç asalağın çıkarlarını korumak için, bizi suspuş kılmak, susmayınca ezip yok etmek için var. Bırakalım emekçilere özgürlüğü, bizler için en ufak bir hak kırıntısı istemine dahi tahammül edilemez bu sistemde: İşte tutsak edilen, tecride mahkum edilen, yok edilen devrimciler.
İşte bu yüzden o 17 MKP’li toplantılarını bir dağ başında gizlice yapmak zorundaydılar. Gördükleri bir düştü, sömürüsüz bir dünyanın düşü. Yapar oldukları o son toplantıda dahil tüm hayatları o düşü gerçek kılmak adınaydı.
Halikopterleriyle geldiler, bombalarıyla. Bomba yağmuruna tuttular Mercan Vadisi’ni. 17′ler karanlığın içinde şimşek olup aydınlık şaçarak düştüler.
Cafer Cangöz, Aydın Hanbayat, Ali Rıza Sabur, Alaaddin Taş, Taylan Yıldız, Ahmet Perktaş, Gülnaz Yıldız, Okan Ünsal, Berna Ünsal, Kerem Çakıcı, İbrahim Akdeniz, Binali Güler, Ökkeş Karaoğlu, Dursun Turgut, Cemal Çakmak, Çağdaş Can ve Ersin Kantarcı, 17-18 Haziran günlerinde Türk ordusunun operasyonu ile katledildiler. Kavgayla geçmişti yaşamları ölümleride elde silah dövüşerek oldu. Katliamda 3 gerillanın da sağ yakalandığı açıklandı. Fakat devlet günler geçmesine rağmen, yakalanan gerillaların isimlerini açıklamadığı gibi sağlık durumları ve nerede tutulduklarına dahil de bir bilgi vermiyor. Bu durum tutsak düşen gerilaların yaşamları hakkında endişe oluşturuyor.
O büyük günde görüşmek üzere bilinçlere gömüldüler
17′ler binlerin katılımı, kavga türküleri ve sloganlar eşliğinde defnedildi. Cenazelerin her biri faşizme lanet eylemleriydi.
Çağdaş Can, Cemal Çakmak 20 Haziran,
Dursun Turgut ve Ersin Kantarcı‘da 21 Haziran’da İstanbul’da
Gazi Mahellesi‘nde yapılan eylemlerden sonra Cebeci ve Sarıgazi mezarlıklarında defnedildiler. Sabah Gazi Mahallesi eski karakol durağında karşılanan cenazeler yürüyüşle Gazi Cem Evi’ne getilirdiler. Cem Evi’nin önünde toplanan binlerce devrimci ve demokrat kızıl bayraklar ve sloganlarla beklediler. Daha sonra önde kızıl bayraklara sarılı tabutlar, arkada kitlenin taşıdığı dev bir kızıl bayrak, yüreklerde öfke, gözlerde hınç ve dillerde sloganlarla Gazi son durağa kadar yüründü. Buradan otobüslerle mezarlığa gidildi ve gerillalar sonsuzluğa uğurlandı.
Ali Rıza Sabur, Taylan Yıldız, Aydın Hanbayat, Cafer Cangöz ve Ahmet Pektaş 20 Haziran’da
Dersim’de defnedildiler. Hacı Bektaş-ı Veli Kültürünü Yayma ve Yaygınlaştırma Derneği Cemevi’nden cenazeler MKP bayrağına sarılı olarak çıkartırdılar. Cemevi’nin önünde toplana 2 bin kişiyle, burada 2 saat süren bir tören yapıldı. Saygı duruşu ile başlayan törende marşlar okundu ve sloganlar haykırıldı. Daha sonra 150′yi aşkın araçla konvoy oluşturularak, Atatürk Mahallesi Mezarlığı’na doğru yola çıkıldı. SSK Hastanesi önünde araçlardan inilerek dev bir MKP bayrağı ve “Canımız Halk Savaşına Feda Olsun”, “Halk Savaşçıları Ölümsüzdür”, “Ovacık Şehitleri Ölümsüzdür” pankartları açılarak kortej oluşturuldu. 5 MKP şehidi omuzlarda taşınan tabutların değil, asıl yüreklerin ve bilinçlerin içinde, sloganlar eşliğinde, yürüyüşe geçildi. Şehit gerillalar mezarlıkta yan yana toprağa verildi. Cemevi önü, yürüyüş ve mezarlıkta sık sık, “Yaşasın Halk Savaşımız”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”, “Bedel Ödedik, Bedel Ödeteceğiz”, “Mercan Şehitleri Ölümsüzdür”, “Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak”, “İşbirlikçiler, katil ajanlar bu halk hesabı katillerden soracak” sloganları atıldı.
Gülnaz Yıldız ve Alaatin Ateş‘in cenazeleri ise yine Dersim’in
Hozat ilçesinde defnedildi. 19 Haziran’da Hozat’a getirilen cenazeleri bin 500 kişi karşıladı. Gülnaz Yıldız 200 kişinin katılımıyla Zankirek Köyü’nde defnedildi. Cenaze’de, “Anaların Öfkesi Katilleri Boğacak”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür” sloganları atıldı, ayrıca ”17′ler Yaşıyor – MKP/HKO” pankartı taşındı. Alaatin Ateş’in cenazesi ise Pakire Köyü’nde toprağa verildi.
Okan Ünsal, Berna Ünsal ve Kenan Çakıcı‘da
Ankara‘da toprağa verildiler. Cenazeler öğle saatlerinde Karşıyaka Mezarlığına getirildi. Karşıyaka mezarlığında toplanan 250 kişilik kitle; “Halk Savaşçıları Ölümsüzdür” pankartının arkasında yürüyüşe geçti. Öfkeli olan kitle sık sık, ”Mercan Şehitleri Ölümsüzdür”, “Faşizmi Döktüğü Kanda Boğacağız”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”, “Yaşasın Devrimci Dayanışma“ sloganlarını haykırdı. Şehitlerin tabutlarının üzerine MKP bayrağı konmasına müdahele etmek isteyen polise, ”Katil Devlet Hesap Verecek”, “Devrimci İrade Teslim Alınamaz”, “Bedel Ödedik Bedel Ödeteceğiz” sloganları ile karşılık verildi. Berna - Okan Ünsal, kızıl bayraklarla toprağa verildi. Mezarı başında yapılan konuşmalarda, okuldan işkencehanelere, cezaevlerinden sonsuzluğa kadar olan süren mücadeleleri anlatıldı. Karşıyaka mezarlığından, ailesi tarafından Cebeci Mezarlığı’na defnedilen Kenan Çakıcı’nın mezarı başına gidildi. Kenan Çakıcı’nın mezarı başında yapılan konuşmanın ardından mezarlık çıkışına kadar sloganlarla yüründü.
Binali Güler ise
İzmir’de sonsuzluğa uğurlandı. Cenaze saat 12.00′de Buca Kuruçeşme Cemevi’ne getirildi. Cemevi önünde toplanan 500 kişi Buca Kuruçeşme yolunu trafiğe kapattı. Cenaze önce Buca Kuruçeşme’de bulunan ailesinin evine götürüdü. Daha sonra Kaynaklar Mezarlığı’na gidirerek cenaze defnedildi. Cenazede “Binali Yoldaş Ölümsüzdür”, “Devrim Şehitleri Ölümsüzdür”, “Halk Savaşçıları Ölümsüzdür” pankartları açıldı. Mezar başında yapılan törende Gündoğdu marşı ve şiirler okundu, Binali Güleri tanıyan yoldaşları konuşmalar yaptılar. Ayrıca törende DHP, ESP, ÖMP, SDP, DEHAP, Mücadele Birliği ve Devrimci Mücadele adına ortak bir bildiri de okundu.
İbrahim Akdeniz ise memleketi
Muş‘ta 19 Haziran’da toprağa verildi. Gerilanın kızıl bayrağa sarılı tabutu Varto’ya bağlı Onpınar (Emera) Köyü’nde yüzlerce kişinin katılımıyla defnedildi.
Ökkeş Karaoğlu‘da memleketi
Antep’te sonsuzluğa uğurlandı. Karaoğlu İslahiye İlçesi’ne bağlı Kavaklar Köyün’de toprağa verildi.