Koçlar, burjuva popülizm şaklabanı Sabancı’nın reytingini hızla artırmasının basıncıyla, bir ara aşırı kibirli, aristokrat havalarını bırakıp üniversite öğrencileriyle bir program yapmaya kalkışırlar. Bu, kanını emdiği topluma popülist demogoji yapmayı öğrenme gereği bile duymayacak kadar yabancılaşmış ve rafine burjuva aristokrat Rahmi Koç’un, aynı zamanda son canlı halkla ilişkiler deneyimi olur. Bu işi avuç dolusu dolar ödediği uzmanlarına bırakmak zorunda kalır.
Demokrasiden ne anladığı sorusuna, "akıllı, bilgili diktatörlük" der ve Hindistan’daki kast sisteminin kalıntılarına güzellemeler düzer. Öğrenciler tepki gösterince, sözlerini ısrarla savunur:
Hindistan’a gittim. Orada gördüm ki hiç kimse diğerini kıskanmıyor. Bir tarafta Hint fakiri denilen ve herşeyden mahrum yaşayanlar ki sayıları çok fazla. Diğer tarafta mihraceler. Cennet gibi yerlerde yiyorlar, içiyorlar, yaşıyorlar. Orada çok farklı bir sistem kurulmuş. Kast sistemi. Bu sistemde sadece tuvalet temizleyen var, merdiven silenler var. Hepsi de işini severek yapıyor. Ama öyle olmasa herhalde yüz milyonlarca işsize iş bulmak imkansızdı. Bu sistem çalışıyor ve dünyanın en büyük demokrasisi de orası olmuş. Tabii İngilizler devlet, hukuk ve ordu sistemini kurmuşlar o da devam ediyor.
Çin’de ise diktatörlük var. Yargı margı dinlemeden dümdüz girişirler.Eh, "akıllı diktatörlük" de bu ikisinin bileşimi olmalıdır! Orada da durmaz, Afrikalıların doğuştan tembel oldukları ve çalışmayı sevmedikleri için küreselleşmenin dışında kaldıklarını ileri sürerek, genetik ırkçılığını da sergiler.
İran’da Şah, Humeyni’nin yarısı kadar insan öldürseydi hala tahttaydı. Ortadoğu’ya artık demokrasinin gelmesi gerekiyor.İşte size yılların eskitemediği faşist rejim patronlarından Rahmi Koç’un kast sistemli, asgari ücretlilerin açlıktan ölmedikleri için sevindikleri, emperyalist işgalci, şimdiye kadarkinin yarısını öldürmenin yeteceği "demokrasi" anlayışı…