OHAL'e karşı tutsaklarla dayanışmaya

Politik tutsaklara yönelik hapishanelerde gerçekleşen saldırılara karşı Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi kuruldu

GÜNCEL
Perşembe, 8 Eylül 2016 (9 yıl 7 ay önce)

15 Temmuz darbe girişiminden sonra AKP hükümetinin ilan ettiği OHAL yasakları ilk olarak hapishanelerde uygulanırken, özelliklede politik tutsakları hedefleyen bu yasak ve saldırılar hak ihlalleri, sürgün sevkler ve işkencelere dönüşerek OHAL kararlarının hangi kesimleri hedefe aldığı bir kez daha gözler önüne serildi.



 



Politik tutsaklara dönük gerçekleştirilen bu saldırılar karşısında bir araya gelen ilerici, devrimci-demokrat kurumlar ve tutsak yakınları, bugün İstanbul İHD’de yaptıkları açıklamayla basına ve kamuoyuna Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi’ni kurduklarını deklare etti.



 



Alınteri’nin de katılımcı olarak yer aldığı inisiyatifte açıklamayı Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi Dönem Sözcüsü Mesut Çeki yaptı. Çeki açıklamasında şunlara değindi:




Bizler, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra OHAL uygulamalarıyla adeta işkence merkezlerine dönüştürülen hapishanelerde aileleri, arkadaşları, dostları ve yoldaşları olan insanlarız.



 



Hapishanelerde bulunan tutsakların politik kimliklerine dönük saldırılar karşı onların dışarıdaki sesi soluğu olmak için güçlerimizi birleştirdik ve bir araya geldik. Yıllardır baskı, zulüm ve işkenceyle gündeme gelen hapishanelerde her gün yeni hak gaspları yaşanıyor. Hapishaneler, sağlıklı insanları hasta eden, hasta tutsakları ölüme terk eden bir sistemin hüküm sürdüğü yerlerdir. Siyasi iktidarın kendisini eleştirenleri sindirmek, muhalifleri ezmek ve onlardan intikam almak için cezalandırma aracı olarak kullandığı yerlerdir.

 



OHAL ilanıyla birlikte ise tutsakların bedel ödeyerek kazandığı hakların gasp edildiği yeni bir döneme girildi. 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yüzlerce politik tutsağın sürgün edildiği, götürüldükleri hapishanelerde işkenceye uğradı. Sürgün sırasında hasta tutsakların revir ya da hastanelere götürülmedi. Tutsakların idare, gardiyan ve askerler hakkında yaptıkları suç duyurularının da takipsizlikle sonuçlandı.



 



12 Eylül'den 19 Aralık'a kadar tutsaklar zor koşullarda ağır işkencelere dahi direndi. Politik kimliklerinden ve insanlık onurundan vazgeçmediler. Dün olduğu gibi bugün de OHAL uygulamalarına, tecrit ve işkenceye direnecekler.



 



Aileleri ve arkadaşları olarak dün olduğu gibi OHAL günlerinde de tutsakların yanında olmayı sürdüreceğiz. Evlatlarımızın, eşlerimizin, kardeşlerimizin en doğal ve meşru haklarını kazanabilmeleri için onlarla birlikte mücadele edeceğiz. Tecrit koşullarında yaşamak zorunda bırakılan devrimci tutsakların, hapishanelerde zulme uğrayan insanların sokaklardaki sesi olmaya devam edeceğiz. Onlara yapılan saldırıları kendimize yapılmış sayacağız. İmralı'dan F tipi hapishanelere kadar tecridin ortadan kaldırılması ve tüm politik tutsakların özgür olabilmesi için hapishane ziyaretlerinden meydanlara, adliye koridorlarından hapishane önlerine sesimizi yükselteceğiz.




 



Basın toplantısında söz alan tutsak yakını Güzel Gülmez de "12 Eylül'ün adı vardı, ama bugün yaşananların adı da yok" diye konuştu. İnsanlık dışı saldırıların boyutunun arttığına dikkat çeken Gülmez, devletin doğrudan katliam ve savaşı dayattığını vurguladı, herkesi seslerine ses katmaya çağırdı.



 



Tutsak yakını Ali Uludoğan da, devletin dışarıda sürdürdüğü savaşı hapishanelere taşıdığını belirtti ve ailelere çağrı yaparak, "Çocuklarımızın bedel ödeyerek kazandığı haklar gasp edilmek isteniyor. Çocuklarımızın yanında durmamız önemli. Onlara yapılanlar, bize de yapılıyor. Kabul etmeyeceğiz. Ortaya çıkacak sonuçlardan Adalet Bakanlığı ve AKP hükümeti sorumludur" dedi.



 



Suruç Aileleri İnisiyatifi adına söz alan Murat Budak da, Abdullah Öcalan ve tüm politik tutsaklara yönelik saldırılara karşı verilen mücadelenin yanında olduklarını söyledi.