11 bin 285 öğretmenle başladılar

MEB,PKK’ye destek verici nitelikte faaliyetlerde bulunduğu iddiasıyla 11 bin 285 öğretmeni görevden aldı

İŞÇİ SINIFI
Perşembe, 8 Eylül 2016 (9 yıl 7 ay önce)

Kürt halkına-emekçilere saldırı ve ihalelerde oldukça yüksek profil sergileyen Başbakan Binali Yıldırım, son Diyarbakır çıkarmasında Kürt özgürlük hareketinin on yıllardır sayısız bedel ve büyük emeklerle yarattığı toplumsal mevzilere saldıracaklarının işaretini vermişti.



 



Bu mevzilerin başında kamu emekçileri ve sendikaları ile yerel yönetimlerin geleceği de açıktı. Belediyelere de çattıktan sonra, Kürt hareketiyle ilişkili olsun olmasın devrimci-demokrat-ilerici-duyarlı öğretmenleri, diğer kamu çalışanlarını mercek altına alacaklarını söylemişti.



 



İl adım atıldı



 



Yıldırım’ın o sözlerinin üzerinden sadece birkaç gün geçtikten sonra Milli Eğitim Bakanlığı bugün, ‘PKK’ye destek verici nitelikte faaliyetlerde bulunduğu’ iddiasıyla 11 bin 285 öğretmeni görevden aldı.



 



Tayyip Erdoğan’ın bugün “kamyonun şoför mahalline” geçmelerini istediği valilerle koordineli yürütülecek soruşturmalarla bu sayının 14 bine ulaşması bekleniyor.



 



Açığa almalar öncekilerden farklı olarak Kanun Hükmünde Kararname ile değil Milli Eğitim Bakanlığı tasarrufuyla yapıldığı için öğretmenler yargı süreci sona erene kadar maaşlarının üçte ikisini alabilecek. Soruşturmalar bittiğinde “aklanırlarsa” yapılan kesinti topluca ödenecek.



 



Asimilasyon ve moral saldırılar



 



Rejimin on yıllar boyunca sistematik olarak uyguladığı asimilasyon politikalarının, halkın örgütlü bir güce dönüşmesi karşısında işlevsiz kaldığı açık. Bölgesel dengelerinin değişmesi ve Rojava faktörüyle birlikte tüm korkuları yeniden ayaklanan rejim, o betonlaşmış, kafatasçı politikaları için zemini yeniden kazmaya girişti.



 



Asimilasyonun püskürtülmesinde önemli bir toplumsal işleve sahip olan öğretmenler, bu açıdan önemli bir hedefe dönüştü. Büyük bir mücadeleyle kazanılmış yerel yönetimler de (nasıl içeriklendirildiğinden de bağımsız olarak) yine aynı şekilde halkın örgütlü gücünü gördüğü ve özgüven kazandığı mevziler olarak hedeftedir.



 



Rejim şimdi bu kafayla saldırıyı toplumsal derinliklere yayarak halkı paralize etmeye, silah ve militarizmle yapamadığını; iş hakkının gaspı, iradenin gaspı ve diğer cezalandırma yöntemleriyle yapmaya gayret etmektedir. Militarizmi ve şiddeti elden bırakmaksızın…



 



Fakat bunun sonunun boş olduğunu hep birlikte göreceğiz.