Valilere "hata yapmaktan korkmayın" direktifi verildi, Sur ve Silvan belediyelerine kayyum atandı
Yasama gücü olan Meclis’i ve onun bileşeni olan partileri bir kez daha kenar süsü durumuna düşürerek (KHK’dan hemen önce 4 partiyle “kayyum olmayacak” konsensüsü sağlandığı hatırlansın) KHK ile yürürlüğe giren, belediyelere kayyum kararının ilk hedefi Amed’in Sur ve Silvan ilçeleri oldu.
DHA ve AA’nın önce duyurup sonra geri çektikleri haberde, belediye başkanları daha önce gözaltına alınıp serbest bırakılan, fakat görevlerine iade edilmeyen bu iki ilçeye atanan kayyum heyetinin, kaymakamlarca belirlendiği ifade edildi.
Kısa bir süre sonra Tayyip Erdoğan’la Kaçak Saray’da yapılan toplantı ve saldırı talimatlarının verildiği başka toplantılara katılmak üzere Ankara’da bulunan Diyarbakır Valisi Hüseyin Aksoy, Habertürk'e yaptığı açıklamada, "Şu anda kayyum ataması yapılmamıştır. Kanun Hükmünde Kararname bilindiği gibi çıktı. Göreve iade edilmeyen belediye başkanları var. Dönüşümde değerlendirilecek. Diyarbakır'a döndüğümde değerlendirliecek konulardan biridir. Kayyum atanmayacak anlamına gelmiyor. Şu anda bir görevlendirme ve atama yok" dedi.
Erdoğan’la birlikte, Başbakan Binali Yıldırım ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun bugünkü valiler toplantısında verdiği saldırı direktifleri düşünülecek olursa, Diyarbakır Valisi de ya koltuğa kenar süsü niyetine konulmuş bir “zat-ı muhterem”. Ya kendisi “leb demeden leblebi” diyecek kadar hazır kıt’a bekleyen yaverlere sahip ya da makamı iplenmeden “bu iş böyle yapılır”ı göstermek için birileri düğmeye bastı. İlk elde gelecek tepkileri sınama olasılığı da sözkonusu tabi…
Sonuç, kendi iç dalaşlarıyla perişan olan burjuva devletin şimdi bir çete tarzında örgütlendiğidir.
Yıldırım belediyelere kayyuma ilişkin olarak valileri açıktan “hata yapmaktan korkmayın” anlamına gelen şu sözlerle cesaretlendirmişti: "Belediye başkanlarıyla ilgili valilerimize tam yetki verildi. Lütfen çekingen, ürkek davranmayın. Bu bir vebaldir, büyük bir sorumluluktur. Hiç tereddüt etmeyin, yasaları uygularken asla ve asla tereddüt etmeyin.''
Neoliberal fırıldaklığın seçkin temsilcilerinden çiçeği burnunda İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ise şu saldırgan ifadelerle “saldırın” emri vermişti:
Türkiye'de yerel yönetimler üzerinden terör örgütlerini besleyen bir anlayış söz konusudur. Kanun hükmünde kararname çıktı. Kararlılığımızdan geri adım atmamız mümkün değildir. Bizim görevimiz, milletin verdiği emaneti yerine getirmek ve aynı açıklıkla millete teslim etmektir. İvedilikle gereğini yerine getireceğiz. Neymiş, müsaade etmeyeceklermiş. Öyle bir şey söz konusu değil. Devletin gücünü anlamayanlara, 6-7 Ekim olaylarında fırsat bulduklarını zannedenlere gerekli cevapları verdik, vermeye de devam edeceğiz. PKK denilen terör örgütünün kimlerin maşası olduğunu da biliyoruz. Onlara yaptığımız şeylerle kime cevap verdiğimizi de biliyoruz.
Kayyum atanmasına tepki gösteren Demokratik Bölgeler Partisi Genel Merkezi yazılı bir açıklama yaparak “Kayyum atama bir gasptır, halkın iradesine karşı bir darbedir” dedi. DBP Genel Merkezinin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
Bilindiği gibi AKP hükümeti ve Erdoğan son bir yıldan beri Kürdistan kentlerindeki yürütmüş olduğu kirli savaş politikalarına her geçen gün bir yenisini ekleyerek devam ettirmektedir. Hükümetin bir yıl önce hendek ve barikatları bahane göstererek başlattığı yıkım ve katliam politikaları sonucunda adeta Kürdistan’da birçok yerleşim yerleri yerle bir edilerek neredeyse haritadan silinmiş duruma getirilmiştir.
HDP yöneticilerinden yapılan açıklamalarda da bu saldırının tanınmayacağı belirtilerek, halkın kendi iradesine sahip çıkması çağrıları yapıldı.