Herhalde dünya üzerinde başka bir örneği yoktur, rastlanmamıştır. Türk-İş'e bağlı Türkiye Sağlık-İş Genel Başkanı Mustafa Başoğlu, sendikanın kurulduğu 1961 yılından beri genel başkanı. Yani tam 45 yıldır! Sağlık-İş'in başına tam anlamıyla çöreklenen bu ağanın isminin geçtiği her yerde koltuğuyla gömüleceği "esprisi" de yapılır.
Sağlık-İş'in geçen hafta yapılan genel kurulu Başoğlu'nun 45 yıllık "meslek sırrına" da ışık tuttu. Son genel kuruldaki "Eridik bittik, yok olma noktasındayız" feryatlarına, başkanlık edecek bir sendikanın bile kalmayacak olmasına rağmen Başoğlu'nun nasıl 45 yıldır hiç koltuğundan sallanmadan oturduğunun ip uçları görülüyordu.
17. genel kurul toplantısına "Eğer sendikadaki erimeyi durdurmazsak bir dahakine genel kurul yapamayız" feryatları damgasını vurdu. Ardından üye yokluğundan 8 şubenin kapatılmasına, 50'den az üyenin olduğu şubelerin de kapatılabilmesine karar verildi. Yapılan konuşmalarda da üye sayısının 16 binlerde görünüyor olmasına rağmen 10 binin bile hayal edilir durumda olduğu belirtildi. Sendikanın 4-5 profesyonel yöneticiyi bile çalıştıramaz hale geldiği belirtildi.
Buna rağmen sendika genel kurulundan yine başkan olarak Başoğlu çıktı, çünkü tek aday yine kendisiydi! Seçimler ve Başoğlu'na plaket verme yarışması dışında genel kurulda bir de ihraç kararı vardı. Evrensel gazetesine bir mektup yazıp sendika genel merkezini eleştirdiği için Aslan Çelik isimli üye de ihraç edildi.
Kongredeki tüm konuşma ve kararlara rağmen, sendikanın kuruluşundan beri başında olan ağa Başoğlu, "Bazen gerileme sizin elinizde olmaz" dedi. Ağa gerileme gerekçeleri arasında ise sendikal hareketteki genel üye kaybını, DİSK'in çalışmalarını engellemesini saydı. Bugüne kadar sağlık personeli arasında tek bir çalışma yaptığı görülmeyen Sağlık-İş, her nasılsa çalışmalarında engelleniyormuş!
O derece bir çürüme ve kokuşma içinde bir sendika ağası ki bu, yürütülen küçük çalışmaları bile kendi saltanatına tehdit görüp engel olarak sayıyor... Daha kaç yıl saltanatını sürdürür, buna ömrü vefa eder mi bilinmez ama en dipten büyüyüp gelecek yepyeni sınıf kuşaklarının bu asalaklara değil koltuk, yaşam hakkı bile vermeyeceğini biliyoruz..