Çavuşoğlu: 'Muhafazakar Kürt kardeşlerimi Marksist, ateist yapmaya çalışıyorlar'
Kürt halkına dönük saldırıyı “taarruz” olarak nitelendiren rejim, bu saldırganlığın nasıl bir konsept üzerinden yürütüldüğünü de bizzat kendi açıklamalarıyla ele veriyor. Halkı, dindarlar ve olup biteni izleyenler ile ateist-Marksist-terörist olanlar şeklinde kamplaştırmaya çalışmak bunun bir yanını oluşturmaktadır. Diğer yanını ise, Kürt sorununu kabuk haline gelmiş burjuva milliyetçiliği ve din lapası üzerinden sisteme entegre edilmiş bir toplumsal güç üzerinden stabilize etmek...
Kürde din-Barzani’ninki gibi aşiretçi-feodal-burjuva kırması bir milliyetçilik ve buna uygun tapon araçlar sunmak, üstüne bir de aş-iş demagojisiyle cila çekmek üzerinden şekillendiği anlaşılan bu konseptin ayaklarının çok kısa olduğunu ve hızla kırılacağını söylemek kehanet değildir.
Antalya Manavgat’ta düzenlenen bayramlaşma törenine katılan Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “çocuktan al haberi” sözünü kanıtlarcasına kapalı kapılar ardında neler konuşup, planladıklarını kısa cümlelerle özetledi. Çavuşoğlu’nun ağzından çıkan saldırgan cümleler, “taarruz” politikasının deşifresi gibi.
'Terörle mücadele' politikalarına değinen Çavuşoğlu, "Kale gibi gördükleri dağlarda, inlerine giriyoruz, tertemiz ediyoruz. Dün oralarda bayram namazını, kahraman askerlerimiz eda ettiler. Hiç merak etmeyin. İçeride ve dışarıda onları temizleyinceye kadar mücadelemizi sürdüreceğiz" dedikten hemen sonra “soğuk savaş” döneminin şu klişesiyle devam etti:
Amacımız, Türkiye'nin her yerinde huzuru tesis etmek. Zulüm altında olan Kürt kardeşlerimizin huzurunu da tesis etmek bizim görevimizdir. Esasen, dün Van'daki saldırıyı gördünüz. Neden bayramda? Bunların öyle bir derdi yok ki. Bunların esas hedefi Müslüman, inançlı, muhafazakâr Kürt kardeşlerimizin inancıdır. Onları da Marksist, ateist yapmaya çalışıyorlar. Yapamadıklarına da zulüm ediyorlar.
Bu sözler “taarruz” politikasının ruhunu özetliyor ve bu ruh kendilerinin kendi sonlarını getirecektir.