Avcılar'da direniş uzadıkça...

CHP'li Avcılar Belediyesi'nin işten attığı yüzlerce işçinin kaderi parti yönetiminin tutumuna havale edilemez

İŞÇİ SINIFI
Salı, 20 Eylül 2016 (9 yıl 7 ay önce)

Avcılar Belediyesi’nde taşeron temizlik firması Tomurcuk AŞ. bünyesinde çalışan temizlik işçileri, çalışma koşullarının insanileştirilmesi ve ücretlerinin düzenli ödenmesini sağlamak amacıyla sendikalaştı.



 



Belediye İş 2. No’lu Şube’ye üye olan işçiler, sendikalaştıkları için işten atıldılar.



 



İşten atılan temizlik işçileri 5 aydır belediye önünde direniş çadırında işlerine sendikalı olarak geri dönme mücadelesi veriyorlar.



 



Hem ücretlerin düzenli ödenmesini sağlamak hem de sendikalaşma konusundaki kararlılığı vurgulamak amacıyla iki kez iş bırakma eylemi gerçekleştirildi. Bu iş bırakmaların sonuncusunda kitlesel bir işçi kıyımıyla karşılaştılar. 375 işçi, ödenmeyen ücretleri için yasal hakları olan iş bırakmaya gittikleri gerekçesiyle işlerinden atıldılar. Hem de adeta “kandırılarak”!.. Çünkü iş bırakma eyleminin 2. gününde belediye yönetimi, meclis üyeleri ve taşeron firmayla yapılan görüşmede her şeyin çözüleceği, taleplerin dikkate alınacağı söylendiği için eylem sonlandırılmış ve sonlandırılır sonlandırılmaz da kıyım başlamıştı.



 



Direnişteki işçiler, seslerini kamuoyuna, özellikle de muhatapları olan CHP’li Avcılar Belediye Başkanı ile CHP yönetimine duyurabilmek için birçok eylem yaptı. Direniş süreci içinde iki kez CHP İstanbul İl Başkanlığı’na yüründü. Avcılar içinde birçok yürüyüş, bildiri dağıtımı, stiker ve ajitasyonlarla direniş anlatılmaya çalışıldı.



 



Sonuçta direnişin sesini sağır sultan duydu ancak CHP Genel Merkezi ve Kılıçdaroğlu duymadı. Aksine her ileri adım atılmaya kalkıldığında, “biz sorunu çözeceğiz” denilerek süreç bürokratik görüşmelere boğulmaya çalışıldı. 



 



Direnişin sesi diğer işçi bölüklerine de ulaştı, sahiplenip desteğe gelenler oldu. Ancak Avcılar direnişi, kendilerine “emek ve demokrasi güçleri” olarak adlandıran DİSK, KESK, TTB ve TMMOB tarafından da sahiplenilmedi.



 



Oyalama politikaları ve baskılar devam etmekteyken son günlerde Avcılar Belediye Başkanı işçi düşmanı Handan Toprak’ın akrabaları sahneye çıktılar. Bu saldırganlar, direnişteki işçilerin sabır sınırlarını zorlayan kışkırtmalara başvurarak direnişi provoke etmeye  çalışıyorlar.



 



Bayram öncesinden bu yana yeni bir oyalama manevrası sahneleniyor. "Sorunu bayramdan sonra çözeceğiz” vaadiyle direnişçiler yeni bir beklentiye sokuldular. Sorunun çözülmesi noktasında Avcılar Belediyesi’ne yoğun bir baskı yapıldığı, direnişçilere ve sendikaya yeni bir teklifin iletileceği söyleniyor.



 



Fakat en son bu sefer de CHP Genel Başkanı’yla görüşme isteğinin henüz gerçekleşmediği, bu görüşmenin beklenmesinin önemli olduğu söylenerek işçilerin oyalanması iyice sündürüldü. Oysaki beklenti uzadıkça işçilerin sabrı tükenmekte, sendikaya güvensizlik derinleşmekte, yüzlerce işçinin örgütlü duruşu sekteye uğramaktadır. Bu açıdan da direniş oldukça kritik bir eşiktedir. Ya işçilerin toplam iradesini açığa çıkaracak araçlar devreye sokularak buralardan çıkacak kararlar hayata geçirilecek ya da beklenti sarkacı uzadıkça iç çözülme de dahil bu süreçlerin olağan olumsuz sonuçları kendisini konuşturmaya başlayacak.



 



Kaldı ki bu oyalamalardan sonra 140 gündür kararlılıkla devam eden direnişçilere bir teklifle de gelinebilir. Peki nasıl bir teklif gelirse kabul edilebilir?



 



Gelmesi muhtemel teklifin, sadece son süreçte işten çıkarılan 320 işçinin sendikalı olarak işe geri alınmasıyla sınırlı olduğu söylentisi var. Bu tek başına kabul edilemez bir tekliftir! Direniş çadırında başından beri mücadeleyi sürdüren işçilerin de işe geri alınmaları sonuna kadar zorlanmalıdır.



 



Ayrıca aylardır sürdürülen bu direnişin, çalışma koşullarının insanileştirilmesi amacıyla sendikal örgütlenmeye  yönelinmesinden kaynaklandığı unutulmamalıdır.



 



Bu bağlamda, sadece sendikalı olarak işe geri dönmek yeterli bir çözüm değildir! Bu direniş sadece sendikanın tabelasını asmak için yapılmamış, asıl olarak çalışma koşullarının insanileştirilmesi için sendikal örgütlenmeye girişilmiştir.



 



Dolayısıyla gelmesi muhtemel teklif bu yaklaşımla ele alınmalı, çalışma koşullarının insanileştirilmesi ve bunun bir protokol ile güvence altına alınması olmazsa olmaz şart olarak koşulmalıdır! Bu bağlamda:



 




1-      Molalarda bir bardak çay içilebilmeli,



 



2-    Çalışan işçilerin su ihtiyacını karşılayacak şekilde yeteri kadar sebil konulmalı,



 



3-      İşçilere duş imkanı sağlanmalı; gerekli temizlik malzemeleri patron tarafından verilmeli,



 



4-      İhtiyacı karşılayacak sayıda tuvalet yapılmalı,



 



5-   Soyunma ve giyinme odaları sağlanmalı,



 



6-      Kışın soğuktan korunmaları için barınak yapılmalı,



 



7-    Çalışma koşulları  işçi sağlığı ve güvenliği uzmanları tarafından düzenli denetlenmeli; işyerinde işyeri hekimi bulundurulmalı,



 



8-   Çalışırken kullanılan araçlar (süpürge, eldiven, yağmurluk, kışlık ayakkabı v.s) patron tarafından karşılanmalı,



 



9-   Yemek ve çay şirket tarafından karşılanmalı,



 



10-   Baskı haline gelen patron denetimi insanileştirilmeli, sorgu odaları kaldırılmalı,



 



11-   Aracın zorunlu stop etmesi sırasında boş durma, iki işçinin birbiriyle konuşması vb. gibi sudan bahanelerle işçi çıkarmaya son verilmeli,



 



12-   Haksız kesintiler son bulmalı,



 



13-   Ücret eşitsizliği kaldırılmalı.




 



Bu insani talepler konusunda verilecek sözlerle yetinilmemeli, yazılı bir protokole bağlanmalı.



 



Ayrıca belediye ile yapılacak görüşmelere direniş komitesinden en az iki işçi temsilcisinin de katılması, taban demokrasisi, şeffaflık ve işçilerin sendikaya güvenlerini tazelemek için olmazsa olmazlardandır.