Amed'te tutuklanan öğretmenlerden biri için delil, Fehim Taştekin'in 'Rojava Kürtlerin Zamanı' kitabı
Amed’te geçtiğimiz hafta evlerine yapılan baskınlarla gözaltına alınan 24 öğretmenden yedisi “örgüt propagandası” iddiasıyla tutuklanmıştı. İddianın hangi kanıtlara dayandırıldığına dair bilgiler açığa çıktıkça, burjuva hukuku açısından bile son derece keyfi bir yaklaşımla karşı karşıya olduğumuz açıkça görülüyor. Öğretmenlerden birinin dair tutulan delil tutanağı ve ifadede yönlendirilen sorular insana “pes doğrusu” dedirtecek nitelikte.
Bu kanıt ve gerekçelerden biri mesela Fehim Taştekin’in 9 Eylül’de raflardaki yerini alan “Rojava Kürtlerin Zamanı” kitabı. İletişim Yayınevi’nden çıkan kitap ve Aram Yayınevi’nden çıkan ve haklarında toplatma kararları (!) bulunan kitaplar öğretmenin “terör örgütü üyeliği” iddiasına delil yapılabildi!
12 Eylül’de bile “illegal” yayınlardan birer adet bulundurmanın “suç” sayılmadığı düşünülecek olursa nasıl bir saldırganlıkla karşı karşıya olduğumuz anlaşılacaktır.
Suç delili sayılan ifadeler tutanağında, “Size ait olduğu tespit edilen … adresteki Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı talimatları doğrultusunda arama kararı talep edilerek, Diyarbakır 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin 20 Eylül 2016 tarih ve 2016/3289 D. İş sayılı arama ve el koyma kararı ile bahse konu karara istinaden ikametgahta yapılan aramada 1 adet Abdullah Öcalan, Kapitalist Uygarlık isimli Aram Yayınları baskılı kitap, 1 adet Fehim Taştekin Rojava Kürtlerin Zamanı isimli İletişim Yayınları baskılı kitap ve 1 adet Abdullah Öcalan Özgürlük Sosyolojisi isimli Aram Yayınları baskılı kitap ele geçirilmiş. Ele geçirilen kitaplar üzerinde yapılan incelemeler akabininde yapılan değerlendirmede” ifadeleriyle yer alırken, kitapların “örgüt propagandası” içerdiği iddia edildi.
Bundan birkaç yıl önce şimdilerde “FETÖ” denilen gücün uygusu olan polisler aynı derme çatma fezlekeler hazırlar, mahkemeler de o fezlekeleri iddianame haline getirerek tutuklamalar-ağır cezalar verirdi. O kadar ki telefon konuşmalarında gündelik hayata dair yapılan paylaşımlar bile “örgüt üyeliği” iddiasına delil yapılırdı. Şimdi aynı şeyi yargı gücünü tamamen denetim altına almaya, hükümetin uydusu haline getirmeye çalışan “yeni” mahkemeler yapıyor.
Uzun süredir ardı ardına yapılan darbelerle nasıl bir kriz içinde olduğunu da ortaya koyan rejim, ayakta kalışını baskı ve terörün hukuksal olanı da dair her biçimini kullanarak sağlamaya çalışıyor. Nereye kadar?