3. Havalimanı şantiyesinde çalışan bir işçinin çalışma koşullarına dair çizdiği tablo tek kelimeyle korkunç
İstanbul 3. Havalimanı şantiyesinde çalışan bir işçiyle çalışma koşulları üzerine konuştuk. İsminin yayınlanmasını istemeyen işçiyle konuşurken, “bu kadarı da olmaz” dedik. 3. Havalimanı şantiyesinin koşullarını değil adeta esir kampını anlatıyordu çünkü…
Yaklaşık 12 bin işçinin çalıştığı bu devasa şantiyeye ilişkin anlatılanları yayınlıyoruz:
Alınteri: Bize çalıştığınız firmanın unvanını ve kaç yıldır burada çalıştığınızı söyler misiniz?
İşçi: Çalıştığım firmanın adı Orkun Nakliyat. 1.5 yıldır burada çalışıyorum.
Alınteri: Çalıştığınız firmada ne gibi sorunlar yaşıyorsunuz?
İşçi: 15 günde değişmesi gereken vardiyalar yeri geliyor iki aya kadar uzuyor. Arada çalıştığımız pazar günlerinin karşılığı mesai olarak verilmesi gerekirken, pazar günü mesaisi hiç ödenmediği gibi izin olarak da yazılmıyor. İşten ayrılmak isteyenler kara listeye alınıyor ki, kara listeye alınanlar bir daha havalimanı içinde hiç bir zaman işe giremez. Çalışırken, molalarda dinlenirken sürekli baskı yapılıyor. Yemeklerimiz çok kötü, üstelik yemeklerimize şap atılıyor. Enerjimizi ve iş gücümüzü sadece çalışmak için kullanalım diye (Düşünsenize cinsel yaşamımıza bile müdahale ediyorlar).
Çalışma şartları ağır olduğu halde izin kullanamıyoruz. Bu da haliyle bedensel olarak yorgunluk yapıyor. Acemi şoförler çok. Hemen hemen çalışan işçilerin çoğu yeni işe girmiş olanlar. Eski işçi yok denecek kadar az ve bir o kadar da işçi sirkülasyonu yaşanıyor.

Alınteri: 3. Havalimanı şantiyesinde çok fazla yaralanma ve işçi ölümleri yaşanıyor bunun nedeni sizce nedir?
İşçi: Sabah 04:30’da kalkıyoruz, 07:30’da işbaşı yapıyoruz, akşam 18:30’da paydos ediyoruz. Cumartesi-pazar ful çalışıyoruz. İki ay hiç izin kullanmadan ful çalıştık. Hiç kimse dinlenemiyor ve aşırı yorgunluk oluyor. Anlaşmamıza göre ayda iki pazar çalışıp iki pazar izin yapmamız gerekiyor. Fakat vardiyanın 15 günde bir dönmesi gerekirken iki ay ful çalıştırdıkları için iki ya da bir dönmüş oluyor ve hiçbir pazar izin yapamıyoruz. Üstelik izin yapamadığımız pazarlar için mesai de ödemiyorlar. Bu koşullarda “kaza” olmaz mı?
Alınteri: Ücret ödemeleriniz nasıl yapılıyor?
İşçi: Benim ücretim aylık 2.500. Bunun 2000’i bankaya geri kalan 500’ü ise elden ödeniyor. Ana firma hariç bütün taşeronlar böyle ödeme yapıyorlar. Burada da bizim hakkımızı çalıyorlar.
Alınteri: Sigortalarınız tam yatırılıyor mu?
İşçi: O mecburi yatırılıyor.
Alınteri: Diyelim ki hastalandınız ve rapor verildi, ne gibi bir uygulamayla karşılaşıyorsunuz?
İşçi: İşyeri doktoru var. İlaç yazıp çalışmaya devam diyor. Eğer daha ağır olur da rapor gerekirse izinden düşüyorlar. O kadar çok şey izinden düşülüyor ki… Yağmur yağdı izinden düş, kar yağdı izinden düş. Yağmurlu havada sahaya çıkarıyorlar eğer çok yoğun yağmur olur da sahaya çıktığımız halde koşullardan kaynaklı çalışamazsak yine izinlerden kesiliyor.
Sahaya çıktığımız halde çalışamadığımız zaman izinden kesilecekse neden sahaya çıkarılıyoruz? Bu sorunun cevabını vermiyorlar. Çalıştığımız pazarlardan ayda iki izin yazıyorlar ama hemen izinden düşecek bir şey bulup gasp ediyorlar. Bu nedenle içeriye durmadan borçlu çıkarılıyoruz.
Alınteri: Senelik izinleriniz var mı, kullanabiliyor musunuz?
İşçi: Senede 14 gün ücretli iznimiz var. Benim aylık ücretim 2.500TL, ama senelik izin ücretim 800 lira. Ayrıca 6 ayda iş elbisesi ve ayakkabı vermeleri gerekirken 1.5 yıl oldu daha bir kez elbise- ayakkabı verdiler. Ama burada çalışan Gürcüler var. Onlara 6 ayda bir veriyorlar, fakat onlardan da parasını kesiyorlarmış.

Alınteri: Bayramlarda izin kullanabiliyor musunuz?
İşçi: bayramda izin kullandım. Ancak ben izine gittikten sonra arkamdan tutanak tutulmuş, “haber vermeden, izinsiz gitti” diye ve yarın karşıma çıkaracaklar. “Sorumsuz, amirlerini dinlemiyor, haber vermeden işe gelmiyor” diye işten çıkarmaya kalktığında hakkımı arayamayacağım. Gürcü işçileri bayramda normal çalıştırdılar. Onlarla anlaşmalarını öyle yapmışlar.
Alınteri: Şantiyede kalmayanlar işe nasıl gidip- geliyorlar? Servisiniz var mı?
İşçi: Evet servis var ama tarihi eser gibi. Tarihi eserlerin bir kıymeti vardır ve sürekli bakımları yapılır. Bizim servisler bakımsız ve hurdalık olan tarihi eserlerden… Servisin havalandırma kapağı kopmuş, gidip gelirken yağmur, kar olunca içeri giriyor ve herkes yağmurlu havada sanki yürüyormuş gibi sırılsıklam oluyor. Yazın ise olanca toz toprak içeri giriyor ancak hiç kimse itiraz edemiyor. Çünkü herkes çok korkuyor.
Alınteri: İş güvenliği konusunda eğitim veriliyor mu?
İşçi: İş güvenliği eğitimleri çoğu zaman es geçiliyor ve sadece imzada kalıyor. Ama iş güvenliği eğitimi verildiği zamanlar da oluyor. İnsanlar kendi hakkını savunmaktan, aramaktan aciz. Patrona gidip “bizim sıkıntımız var” diyemiyoruz. Denildiği zaman verilen cevap konusunda hiçbir tepki veremeden geri dönülüyor. Tepkimizi koymalıyız ki hakkımızı alalım.

Alınteri: Bu kadar baskı, korku, müdahale, kesinti var diyorsunuz. Bütün bunlara karşı sizce ne yapmak gerekiyor.
İşçi: Bunun tek çaresi var sendikal örgütlenme. Biz inşaat şantiyesinde çalıştığımız için bizim için de tek çare İnşaat İşçileri Sendikası’na üye olup bilinçlenmek ve bütün bu baskıları azaltmak, yok etmek için mücadele etmemiz gerekiyor.
Alınteri: Teşekkür ederiz verdiğiniz bilgiler için, başka eklemek istediğiniz bir şey var mı?
İşçi: Ben teşekkür ederim. Bizim sorunlarımızı duyurmamız kolay olmuyor. Herkes korkuyor, konuşmak istemiyor. Haber sitelerine bir göz atın bu güne kadar burayla ilgili kaç haber yapılabilmiş. Sorunlarımızı dinlediğiniz için çok teşekkür ederiz.