Sabah'ın 10 Ekim Ankara katliamına ilişkin yayınladığı FETÖ itirafçısının itirafları gerçek failin adresine götürüyor
Sabah Gazetesi’nde bugün yayınlanan bir haber, rejimin, 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önünde gerçekleşen IŞİD katliamını da “FETÖ”ye yüklemeye hazırlandığının sinyallerini veriyor. Habere göre İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen FETÖ soruşturmasında gözaltına alınan ve etkin pişmanlık hükümleri çerçevesinde itirafçı olan 'Merve' kod adlı kişi, örgütün yapısı-işleyişi konularında olduğu gibi, katliama ilişkin de çarpıcı bilgiler verdi:
Ankara Garı önünde düzenlenen terör saldırısından bir gün önce ByLock programı üzerinden 'Yarın terör saldırısı olacak. Sakın sokağa çıkmayın. Yakınlarınıza, akrabalarınızı ve arkadaşlarınızı da uyarın' şeklinde bilgi geldi. Ben de Ankara'da tanıdığım insanlara, yakınlarıma ve arkadaşlarıma haber verdim. Ben de o gün hiç dışarı çıkmadım. Ertesi gün Ankara Garı önünde terör saldırısı olduğunu televizyondan öğrendim. Onlarca insanın hayatını kaybettiğini görünce çok üzüldüm.
Bu kişinin itiraflarının Ankara Katliamı’na ilişkin bölümlerini yayınlayan gazete, kullandığı dil ve sonuna eklediği yorumla bu haberin kendisine neden servis edildiğinin de ipuçlarını veriyor. Sabah’a göre, “Şu ana kadar olayla ilgili yapılan tüm soruşturmalarda DEAŞ örgütü üzerinde duruldu ve bunun üzerinden iddianameler hazırlandı. FETÖ'nün Ankara Garı saldırısıyla ilişkisinin savcılık tarafından kanıtlanması halinde saldırıyla ilgili davaların yönü değişecek”.
Sadece bu kayıtla yapılmaya çalışılan manipülasyon bile Roboski, Rus uçağı ve diğer pekçok olayda izlenen çizginin bu katliamda da izlenmeye hazırlanıldığını gösteriyor: Nerede bir kötülük varsa-devletin MİT’i-polis örgütü-diğer istihbarat birimleri tümüyle ele geçirilmiş ya!- onu FETÖ’cüler yaptı!
Fakat niyetleri bu olsa da, bu haberle aslında aynı zamanda kamuoyunun başından beri çeşitli verilerden yola çıkarak dile getirdiği “devletin katliamdan ya haberi vardı ya da daha ilerisi..” şüpheleri haklı çıkarılmış oluyor. Nitekim itirafçının itirafları aynı zamanda en azından Emniyet Müdürlüğü’nün katliamla ilgili bilgi sahibi olduğunu gösteriyor.
Haberle ilgili davanın takipçilerinden avukat Kazım Bayraktar’a sorduğumuz “Bu haber katliamı FETÖ’ye yükleme hazırlığı yapıldığını gösteriyor. Ama onların niyetlerinden bağımsız olarak eğer doğruysa aynı zamanda devletin yetkili organlarının katliamdan haberdar olduğunu da göstermiyor mu?” sorusunu yönelttik.
Bayraktar, avukatlar olarak geçen seneden itibaren bu tür mitingler önesinde alınan güvenlik uygulamalarının 10 Ekim’deki miting için alınmadığını tespit ettiklerini, bunlardan özellikle ikisi üzerinde durduklarını belirterek,
Daha önceki mitinglerde Ankara girişinde araçlar durdurulur, kimlik kontrolleri yapılırdı. Ancak bu uygulama o gün yapılmadı, ekipler de çekildi. Bu belgelerle de açığa çıktı. Diğeri de genellikle mitingler için toplanma yerlerinin hemen yakınında oluşturulan polis çemberi 15 Ekim’de yoktu. Bu çember epey uzak bir yerde oluşturulmuştu. Biz bu 2 durumun üzerinde durmuş, çeşitli belgelere de dayanarak hazırladığımız dilekçelerle yanıt istemiştik. Şimdi bu itirafçının anlattıkları doğruysa ve her şeyin FETÖ’ye yüklenmesi çabası yoksa bu bilgi Emniyet Müdürlüğü’nün katliamdan haberdar olduğu gösterir. Dilekçelerimizde sorduğumuz, yanıt alamadığımız sorulardan da yola çıkarak bu katliamın yapılacağı aslında biliniyordu. Ama önü kapatılmadı, açıldı. Bir yerde birkaç güvenlik açığı varsa –ki Antep’le ilgili de bilgiler vardı- o zaman orada devletin diğer kurumlarının, en azından o kentin mülki amirlerinin olabileceklerle ilgili bilgisi olduğu anlaşılır. Ankara Valisi ve Emniyet Müdürü’nün… ”
diye vurguladı.
Ankara Valisi’yle ilgili bir konunun daha önem taşıdığını ve bunun bu itirafla birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirten Bayraktar, bazı şube müdürleri ve yardımcıları hakkında avukatlarca yapılan şikayetler olduğunu, bu amirler ve yardımcılarının aynı zamanda kamuoyu tepkisi üzerine görevden de alındıklarını hatırlatarak, o dönem haklarında soruşturma yürütülmesi talebiyle verdikleri dilekçeden sonra yaşananları hatırlattı:
Bizim şikayet dilekçelerimiz üzerine bu müdürler hakkında soruşturma açılıp açılmaması konusunda çalışma başlatıldı. Soruşturma kapsamında mülki müfettişler çalışma yürüttü. Müfettişler çalışmaları sonucu ‘şu şu konularda açık vardır, savcılık soruşturması açılmalıdır’ raporu hazırladılar. Fakat devletin müfettişlerinin bu raporuna rağmen açığa alınmış bu müdürlerle ilgili savcılık soruşturması açılmamasına karar verildi. Çünkü Valilik hiçbir şekilde soruşturma açılmamasına karar verdi. Bunun üzerine savcılık görevden de alınmış bu müdürler-amirlerin soruşturulması başvurumuzu işleme koymadı. Müfettişlerin raporuna rağmen bunu yapmadılar. Bu tutum aslında diğerleri bir yana en azından Ankara Valiliği’nin katliamla ilgili bilgisi olduğu şüphemizi pekiştiriyor.
Sizce de avukat Kazım Bayraktar’ın bu hatırlatmaları ve itirafçının itirafları Sabah’ın aslında katliama ilişkin gerçekleri faş ettiği anlamına gelmiyor mu? Katliamı FETÖ’ye yıkıp devletin sorumluluğunu temizleme kurgusuyla bunu yapıyor…