İnşaat-İş yol açmaya devam ediyor

İnşaat-İş, kayyum politikasına karşı eylemdeydi

İŞÇİ SINIFI
Pazar, 9 Ekim 2016 (9 yıl 6 ay önce)

15 Temmuz darbe girişiminden sonra direnişlerini ara vermeden sürdüren İnşaat-İş, bu süreçte rejimin kayyum politikasına karşı gerçekleştirdiği direnişlerle, OHAL sopasına ve işçi sınıfının bozuk para gibi harcanma pervasızlığına karşı da bir duruş sergilemiş oldu.



 



İnşaat-İş, kayyumla el konulan şirketler bünyesinde çalışan ve ücretleri-tazminatları gaspedilerek bir anda işsiz kalan binlerce işçinin, buluşabildiği kesimleriyle birlikte “bizi bu kadar rahat harcayamazsınız” dedi. Bu tutumu Akasya’nın Ümraniye’deki şantiyesinde gaspedilen hakları için şirketin mallarının çıkarılmasını engelleyen işçilerin direnişinde, polisin ve kayyum temsilcisi avukatın savurduğu tehditlerde de olduğu gibi sınıfın bütünü açısından kritik anlamlar taşıyordu.



 



Keza o direnişlerde polis sendika temsilcilerini ve işçileri, “odunla kafanızı kıra kıra sizi Vatan Emniyet’e çektirir, 30 gün gözaltında tutarım” tehdidi savururken, kayyum avukatı da OHAL keyfiliğine sırtını dayayarak “Sizi FETÖ terör örgütüne üye olmaktan gözaltına aldırırım, kimse de bir şey yapamaz” diyerek hem işçi direnişlerinin bundan sonra hangi kirli yöntemlerle karşılaşacağını hem de nasıl bir zorbalıkla muhatap olacaklarını göstermişlerdi. İnşaat-İş’in bu tehditlere pabuç bırakmayarak direniş iradesini ortaya koyması ve işçilere de güven vermesi bundan sonra daha sık karşılaşılacak bu durumlar karşısında alınması gereken tutumu olduğu kadar, sahiplenilip büyütülmesi gereken duruşu da ifade etti.



 



Sendikaların en sarılarının darbe girişimi sonrasında sergilenen “demokrasi şöleni” şovlarında yer kapma yarışına girdiği daha ilerici etiketi taşıyanlarınsa klasik sendikacılık sınırlarında dolaşıp “durumu idare etme” siyaseti izlediği bu koşullarda İnşaat-İş’in bu tutumu gelecek açısından yol gösterici, projeksiyon oluşturucudur.



 



Sendika bu süreçte sadece kayyum nedeniyle hakları gasp edilen işçiler için Emaar Şantiyesi’nde ya da Akasya’da gerçekleşen direnişlere öncülük etmedi. İşkolunun müzmİn sorunu olan ve artık daha sık yaşanan ücret gaspları için de pekçok eylem gerçekleştirdi. Bunlardardan biri Zek-San firması önünde yapılan direnişti. 8 aylık ücreti ve tazminat hakları katakulliye getirilerek gasp edilmek istenen üyesi için yaptığı bu direnişte temsilcileri gözaltına alındı, tehdit ve şantajlarla karşılaştı. Israrı sonucu işçinin gasp edilen hakları ödendi.



 



Yine Esenyurt’tun Esenkent Mahallesi’nde yapımı devam eden Medical Park Hastanesi inşaatında çalışan yaklaşık 60 işçinin ödenmeyen ücretleri ve diğer hakları için 22 Eylül’de başlattığı direniş, 4. gününde kazanımla sonuçlandı. Bu direnişin karşısında da TOMA, çevik kuvvet ve akreple polis vardı.



 



İstinye Üniversitesi Hastanesi inşaatında FOM Grup bünyesinde çalışan işçilerin ücretlerini alamadıkları için 1 Eylül’de iş bırakarak başlattıkları direniş de 7 gün sonra tüm hakların kazanımıyla sona erdi. Bu direnişe Akasya’da kayyum gaspına karşı başlayan direnişe katılan işçiler de gelerek dayanışmada bulundular.



 



KİPTAŞ Hadımköy 3. Etap Konutları’nda çalışan işçiler ücretleri ve diğer alacakları için şantiyenin tümünde iş durdurdular. Ana yüklenici firmalardan Haşemoğlu İnşaat A.Ş bünyesinde 3 taşerona bağlı olarak çalışan işçiler oyalama politikalarına karşı direndiler ve kazandılar.



 



İnşaat-İş, 5 Haziran’da DAP Yapı’da ücretleri ödenmeyen, sigortaları eksik yatırılan, memleketlerinden buraya iş vaadiyle getirilen ancak işe alınmayarak kapıda bırakılıp hakarete uğrayan işçiler için şantiye önünde eylem yaptı. Bir gün sonra işçilerin tüm alacakları ödendi, onlara küfür eden formen de işten çıkarıldı.



 




İnşaat işkolunda işçi sağlığı ve güvenliği konusunda bir model yaratılıyor




Örgütlenme faaliyetlerini direnişlerle birlikte kesintisizce sürdüren İnşaat-İş, uzun süredir örgütlü olduğu Emaar şantiyesinde bir ilke de imza attı. Kuralsızlığın, keyfiliğin ve her türlü iş güvenliğinden yoksun olmanın adresi olan bu işkolunda her gün en az üç ila beş işçi iş cinayetlerinde ölüyor. İnşaat-İş’in fiilen kurumsallaştığı ve sendika olarak muhatap alındığı Emaar’da ardı ardına yaşanan iş cinayetleri ve “kazalarından” sonra sendikanın konuyla ilgili eylemleri ve baskısı sonucu çeşitli önlemler hayata geçirilmeye başlandı. Dahası bu, işçi sağlığı ve güvenliği konusunda sendikanın, çeşitli taşeronlar bünyesinde çalışan işçi temsilcilerinin, patron temsilcileri ve iş güvenliği uzmanlarının da katıldığı bir kurul biçimi kazanarak kalıcılaştı, kurumsallaştı. İlk toplantısını da yapan kurul bundan sonra şantiyeyi dolaşarak güvenlik açıklarını tespit edip, önlemler alınmasını denetleyecek. Bu gelişmenin tüm şantiyeler için model oluşturacak önemde bir gelişme olduğunun altını çizmek gerekiyor.