Kendisinin de parçası olduğu, birkaç kuşağına tanıklık ettiği onlarca yıllık tarih, onun başucunda toplandı
IŞİD çetesinin devletin -dolaylı ya da dolaysız- bilgisi dahilinde gerçekleştirdiği 10 Ekim 2015 Ankara-Gar katliamında ölümsüzleşen yoldaşımız, abimiz İsmail Kızılçay’ı, 9 Ekim/Pazar günü Kastamonu’nun Tosya İlçesi Aşağı Kayı köyündeki mezarı başında andık.
İstanbul ve Ankara’dan gelen yoldaşları, ailesi, İsmail yoldaşa sevgiyle bağlı olan köylüleri ve dostlarının katıldığı anma, acının tazeliğinden hiçbir şey kaybetmediği, mücadele azminin bilendiği duygu dolu anlara sahne oldu. Kendisinin de parçası olduğu, birkaç kuşağına tanıklık ettiği onlarca yıllık tarih, bugün ve geleceğiyle birlikte onun başucunda toplandı. O tarihle daha yeni buluşanlar da vardı; ilk yıllarından beri birlikte olanlar da, bu aralarda şekillenmiş olanlar da…
Anma için İstanbul ve Ankara’dan gelen otobüsler, jandarmanın köy girişinde kurduğu arama noktasında durdurulup, kimlik kontrolünden geçirildikten sonra köy meydanına ulaştılar.

Köy de, köylüleri de İsmail yoldaş için hazırlanmıştı. 1983 Mart’ında Sefaköy’deki bir evi yürekten ve granitten bir kaleye çevirerek, ‘80 askeri faşist cuntasına unutulmaz bir tokat patlatanlar arasında yer alan Aslan Tel yoldaşı ve aynı dönemler mücadeleye katılan sayısız devrimciyi bağrından çıkaran bu köy, aradan geçen yıllar içinde yaşanan toplumsal altüst oluşlarla bu tarihine hayli “yabancılaşmıştı” aslında… Fakat İsmail yoldaşın köylüleriyle kurduğu samimi ilişki, onların bu yabancılığını da eritmiş, sanki hep alışık oldukları törenlerden birine ev sahipliği yapacaklarmış kadar “yakınlaştırmıştı”.
Köy meydanında pankartlar-flamalar açıldığında, sloganlar haykırıldığında herhangi bir olumsuzlamanın olmaması, dahası kendi çocukları gibi gördükleri İsmail yoldaşın yoldaşlarını alkışla selamlamaları bile onun halkla nasıl bir ilişki kurduğunun somut ifadesi olarak ilk elde insanın yüreğini çarpan bir gerçeğin ifadesiydi, İsmail abi gerçeğinin...
Saat 15:00 sularında köy meydanında bir araya gelen kitle, katliamda ölümsüzleşenlerin resimleri ile “Unutmayacağız, Unutturmayacağız/10 Ekim 2015 Ankara” ibaresinin olduğu pankart, en önde de İsmail yoldaşın “unutmayacağız, unutturmayacağız” yazsının olduğu büyük posterinin arkasında kortejler oluşturdular. Alınteri flamalarının, İsmail ve Maviş yoldaşlar için hazırlanan dövizlerin ve katliamda ölümsüzleşen altı İnşaat-İş üyesinin/yöneticisinin fotoğraflarının olduğu sendika dövizlerinin de açılmasıyla oldukça renkli bir görüntü oluşturan kortej, sloganlarla mezarlığa doğru yürüyüşe geçti. Yüksek bir tepeden geniş bir vadiye bakan bu şirin köy yıllar sonra devrim ve sosyalizm, mücadele sloganlarıyla buluşuyordu.

“İsmail yoldaş ölümsüzdür!”, “Maviş yoldaş ölümsüzdür!”, “Katillerden hesabı soracağız!”, “Katil devlet!”, “Katil IŞİD, işbirlikçi AKP!”, “Faşizmi döktüğü kanda boğacağız!”, “Yaşasın devrim ve sosyalizm!”, “Katillerden hesabı emekçiler soracak!” sloganları ve katliamda ölümsüzleşen altı İnşaat-İş üyesinin isimlerinin “yaşıyor!” haykırışlarıyla selamlandığı yürüyüş, İsmail yoldaşın İnşaat-İş üyeleri tarafından yapılan mezarının başına kadar köylüler tarafından da ilgiyle karşılandı.
Yaklaşık 1 ay önce yapımı tamamlanan mezar, pekçok açıdan yoğun bir emek ve özel bir itinayla örülmüştü. Taşının yazılarından; örülmesine, mermerlerin konulmasına, çevresinin düzenlenmesine kadar tüm işçiliğiyle İsmail abinin büyük emek ve bağlılıkla yer aldığı İnşaat-İş tarafından örülen anıt-mezar, ona has bir tevazu ve sadelikle karşıladı bizi... Hemen yanı başında da yine İnşaat-İş tarafından yenilenen Aslan Tel yoldaşın mezarı vardı. İnşaat-İş, Aslan Tel yoldaşın mezarını da yenileyerek İsmail abinin son zamanlarda daha sık dillendirdiği bir isteğini yerine getirmişti aynı zamanda… Aslan Tel’in pekçok özelliğini kişiliğinde taşıyan İsmail abi, ölümsüzleşmeden kısa süre önce çevresindekilere, “En kısa zamanda Aslan’ın mezarını yenileyeceğim” demişti…

Bu gerçeği bilmek bile orada bulunan hepimiz için ayrı bir anlam taşıyordu. Bu, gerek İsmail abimizin eşi Serpil abla, gerekse Aslan yoldaşın kız kardeşi tarafından dile getirilen “Biz aslında her ikisini bugün uğurluyoruz. Çünkü ikisine de istedikleri gibi bir uğurlama yapılamamıştı, işte bugün yoldaşlarıyla birlikte biz aynı zamanda bunu yapıyoruz” sözleriyle birleşince hemen herkeste tarifsiz duygular yarattı.
Kızılay’ın emekçilere açılması için Gezi direnişinde Ethem yoldaşla birlikte en önde çarpışan ve Ethem yoldaş vurulduğunda hemen yanıbaşında olup onu hastaneye taşıyan, sonrasında sokaklarda Ethem yoldaş için de dövüşürcesine militanca çatışan ve Sayfi Ana’yı da hiç yalnız bırakmayan İsmail yoldaşı Sayfi Ana da yalnız bırakmadı. Mezar başına gelir gelmez yakıp başucuna bıraktığı iki sigaraysa, İsmail yoldaşla Ethem yoldaşı nasıl özdeşleştirdiğinin ifadesi gibiydi…
Bu tablo içinden saygı duruşuyla başlayan anma, Alınteri adına yapılan kısa bir konuşmayla devam etti. İsmail yoldaşın kişiliğinin aslında devrim ve sosyalizmde cisimleşmiş değerlerle şekillendiğine vurgu yapılan konuşmada, Ekim ayında toplanan tüm anlamların da İsmail yoldaş şahsında ifade kazandığı belirtildi.
Ekim Devrimi'ne vurgu yapılan konuşmada, Ekim şehitleri ve Ekim’in bu kolektifin tarihinde neler ifade ettiği özetlendi. Osmanlar’dan, Fatih’lerden, Sezai’lerden, Remzi’lerden ve tüm şehitlerimizden süzülüp gelen anlam denizinin son damlasının İsmail yoldaşla biriktiği ifade edildi. Ekim ölümsüzlerinin herbirinde somutlaşan hasletlerin İsmail yoldaşla da özdeşleştikleri vurgulandı, mücadele kararlılığı ve vurgusuyla sonlandırıldı.

İnşaat-İş adına genç bir işçi tarafından yapılan konuşmada da, İsmail yoldaşın emeğinin de olduğu sendikanın, onu ve ölümsüzleşen diğer üye ve yöneticilerini, şantiyelerde, direnişlerde yaşattığı vurgulandı. Sendikanın sınıf mücadelesinde önemli bir odak olması için daha fazla çalışarak onların anısına bağlı kalınacağı bilinciyle hareket edildiği belirtilerek,“Onları ‘yitirdiğimizde’ kısa bir ‘tökezleme’ yaşamadık diyemeyiz. Fakat hızla toparlandık ve onların anısını daha fazla emek ve çalışma azmine dönüştürdük” denildi.

İsmail yoldaşın dostu-yoldaşı, aynı zamanda avukatı olan Kazım Bayraktar’ın konuşmasıysa güçlü bir İsmail Kızılçay portresi niteliğindeydi.
İsmail yoldaşın hem disiplinli, çalışkan proleter duruşu hem yapıcı kişiliği hem çevresine yaydığı komünistlere mahsus iyimserliği hem de ömrü boyunca devrîm ve komünizm mücadelesiyle kurduğu istikrarlı ilişkiyle bütünlük oluşturduğunu vurgulayan Bayraktar, onun bu özellikleriyle yaygın tabirle “eski toprak” olduğunun altını çizdi.
İnsanlarla yapıcı, karşısındakini anlamaya-ikna etmeye çalışan yaklaşıma sahip olan İsmail abinin aynı zamanda sokaklarda da eğilmez bir militan olduğunu vurguladı.

İsmail yoldaşın Gezi direnişinde ve Ethem yoldaşın ölümsüzleşmesi anlarında onunla birlikte en önde vuruştuğunu, Ethem hastanedeyken sokakları bu sefer de onun hesabının sorulması ruhuyla terk etmediğini hatırlatan Bayraktar, yargılandığı davalardaki dik duruşuyla da o militan tavrını istikrarlı bir şekilde sürdürdüğünü belirtti.
Aslan Tel yoldaşın kız kardeşi, İsmail yoldaşla Aslan yoldaşın birçok özelliğiyle birbirine benzediklerini, kendisi açısından İsmail yoldaşın aynı zamanda Aslan Tel yoldaş anlamına geldiğini, yıllarca onu bu şekilde benimsediğini, bu açıdan da kendisi açısından bunun ikinci kez bir ağabeyi kaybetmek anlamına geldiğini ifade etti.
İsmail yoldaşın eşi Serpil ablamız da İsmail yoldaşın bu şekilde anılmış olmasının anlamına vurgu yaparak orada bulunan herkese teşekkür ettiğini söyledi.
İsmail yoldaşın mezarındaki anma, İsmail abiyi yakından tanıyan yoldaşları ve dostlarının ona dair anılarını, gözlemlerini anlatmaları şeklinde devam etti.

Daha sonra hemen yanı başındaki Aslan Tel yoldaşın mezarına geçildi. Yapılan saygı duruşundan sonra Aslan Tel yoldaşı tanıyanlar ona dair anılarını ve gözlemlerini anlatılar. Hemen hepsi onun cesaretini, güleç yüzünü, bulunduğu yeri enerjik ve neşeli halleriyle nasıl canlandırdığını, eğitimci kişiliğinin insanlarla ilişki kuruş biçimini nasıl belirlediğini, yapıcı özellikleriyle en olmaz denileni bile olur kıldığını anlattılar. Aslan Tel yoldaşın neşeli ve yapıcı mizacını bir yoldaşı “Ben inanıyorum ki o gece Sefaköy’de militanca vuruşurken ve son nefesini verirken bile gülüyordur Aslan” diye tanımladı.
Devrim ve sosyalizmi bugünde yaşadığının vurgulandığı konuşmalardan en dokunaklı olanıysa, kız kardeşinin yaptığı konuşmaydı.
Aslan yoldaş katledildiğinde devletin köyde nasıl bir terör estirdiğini, köylülerin o dönem bu baskılar sonucu nasıl gerici bir tutum aldıklarını hatırlatan Hatice ablamız, yıllardır bunu bir acı gibi yüreğinde taşıdığını ifade etti. Gerek mezarın yenilenmesinin gerekse yapılan anmanın kendisi için bu nedenle aslında onlarca yıl sonra onun aslında şimdi gerçek anlamda “uğurlandığı” anlamına geldiğini belirtti.
Aslan yoldaşın korkusuz, ele avuca sığmaz ve bir o kadar da neşeli bir insan olduğunu, tanıştığı herkesi bu özellikleriyle etkilediğini, mücadeleyle sarsılmaz bağlarla bağlı olduğunu son konuşmalarını aktararak dile getirdi. Son görüşmelerinde kendisine “abi öldürülmenden korkuyorum, ne olur biraz geri çekil” dediğini ama onun kendisine, “Benden önce ölenlerden benim ne farkım var. Bu dava için gerekirse ölürüm. Sen de benim için onlara üzüldüğün gibi belki biraz daha fazla üzülürsün. Ama sakın kendini koyverme” dediğini anlattı.
Sefaköy direnişinin, Mehmet Ali Doğan yoldaşın ve İsmail Cüneyt’in de anlatıldığı konuşmalar özellikle gençler tarafından ilgiyle dinlendi.
Mezar başlarındaki anmalar sona erdikten sonra köy kahvesine yenilen yemekten sonra Ankara’ya doğru hareket etmek üzere köyden ayrıldık. Otobüslerimizden biri polis tarafından yaklaşık 1 saat boyunda GBT bahanesiyle bekletildikten sonra Ankara’ya ulaşabildi.