Üç koldan gelerek Ankara'da kitlesel miting yapılacağını duyuran KESK, Sakarya Caddesi'nde basın açıklamasıyla yetindi
KESK, 15 Ekim’de üç koldan gelerek Ankara Kolej Meydanı’nda bir miting yapacağını duyurmuştu. Ancak miting valilik tarafından yasaklandı. Bunun üzerine eylem, Ankara Sakarya Caddesi’nde yapılacak bir basın açıklamasıyla geçiştirildi.
Saat 12:00’de Mithatpaşa Caddesi Eğitim-Sen 1 No'lu Şube önünden Sakarya Caddesi’ne doğu yürüyüşle başlayan eyleme DİSK, TMMOB, TTB yöneticileri, demokratik kitle örgütleri, siyasi parti temsilcileri, milletvekilleri de destek verdi. Sendika temsilcilerinin güvenlik önlemlerini aldığı eylemde polisin Sakarya Caddesi’ne açılan bütün girişleri denetlediği gözlendi.
“OHAL Kaldırılsın KHK’lar Geri Çekilsin” pankartlarının taşındığı eylem barış akademisyenleri adına bir konuşmayla başladı: “Biz temel hakların savunulmasının gereğini yerine getirdik. Akademisyenlerin barış gibi çok önemli değeri savunmaları, yaşam hakkını savunmaları kadar doğal, meşru başka bir şey düşünülemez.”
“Direne direne kazanacağız!” sloganlarının atıldığı konuşma KESK temsilcisinin daha demokratik bir ülke talebiyle yüründüğü ve bunun bedelinin ödenmesine hazır olunduğu mesajıyla sonlandı.
“Zafer direnen emekçinin olacak!” sloganları ile devam eden eylem İstanbul Yürüyüş Kolu adına yapılan konuşmayla sürdü:
Bizler, ekmeğimiz, işimiz, daha demokratik bir ülkede barış içerisinde yaşamak için üç koldan yollara düşerek çeşitli baskıları atlatarak buraya kadar ulaştık. Bizler 2,5 aydır işimizden, ekmeğimizden, çalışma hakkımızdan yoksun bırakıldık. Neden uzaklaştırıldığımız dahi bize ifade edilmedi. Bizler Ankara’ya gelirken temel taleplerimiz OHAL’in kaldırılması, KHK’ların geri çekilmesi, demokratik bir ülkede insanca yaşamak için yollara düştük. Kazanacağız, buna inanıyoruz.

1 Eylül KHK’sı ile açığa alınan Eğitim-Sen Dersim Şube Başkanı Süleyman Güler de bir konuşma yaptı:
Kan ve gözyaşıyla boğulmak istenen bir coğrafyayı adım adım yürüyerek buraya geldik. Yaşam hakkının ihlaliyle başlayan, insanların vicdanının, ahlakının, onurunun bodrumlarda yerle bir edildiği bir coğrafyadan geliyoruz. O günden bugüne saldırı giderek derinleşti ve ülke bir bütün olarak karanlığın içerisine doğru çekildi. Tüm bu saldırılara karşı bizler kamu emekçileri olarak onurlu mücadelemizi, barış mücadelemizi, demokrasi mücadelemizi, eşitliği, özgürlüğü, bir arada eşit yaşamı savunmak için alanlarda olduk, olmaya devam ettik. Tüm bu saldırılara karşı karanlığınıza teslim olmayacağız dedik. Ve bizler bugün geldiğimiz noktada, bu ülkede eşitliğin ve demokrasinin en güçlü sesi olduk, olmaya da devam edeceğiz.
Ardından basın açıklamasını KESK Eş Genel Başkanı Şaziye Köse yaptı:
Bu mitingin başlığı, 'İşimize, geleceğimize sahip çıkıyoruz; bu ağır saldırıyı da püskürteceğiz'. Bu başlık bugünün ve önümüzdeki dönemin en önemli mücadele eksenlerinden biridir. Çünkü geleceğimiz, işgüvencemiz, diplomalarımız, kazanılmış ne kadar hakkımız varsa hukuk tanımaz bir tehdidin tasarrufu altındadır. Bu haklar sizin insafınıza bağlı haklar değildir. Kazanılmış haklarımızla keyfi biçimde oynamayın. Asla izin vermeyeceğiz!
15 Temmuz’dan beri uyarıyoruz, darbelerin ve darbe mekaniğinin gerçek panzehiri köklü, radikal bir demokratikleşmedir. AKP hakiki çareye sarılmak yerine, darbeye karşı darbeyle cevap verme doğrultusuna girmiştir. OHAL ve KHK’ler ile kamunun ve kamu emekçilerinin ihraç ve açığa alınmaları, kamunun tasfiyesi bu doğrultuda yapılmıştır. Bu, karşı darbe ile totaliter yeni bir rejimin kurumsallaştırılması anlamına gelir.
100 binin üstünde insan işinden edildi. Kokteyl suçlamalar, yeni torba davalar icat edilmesi, sendikal faaliyetlerimizin suç sayılması, idari kararlarla cezalandırılması, soruşturma ve kovuşturmalara uğratılması, bütün bu olan bitenler aslında darbenin aydınlatılması anlamına gelmemektedir. Tam tersine darbe girişiminin ve siyasi gerçeklerin karartılmasıdır. Kamu emekçilerinin bu karartmanın malzemesi haline getirilmesidir. Buna izin vermeyeceğiz! Darbeyi madem aydınlatamıyorsunuz, o halde 15 Temmuz’la ilgili gerçekleri biz söylemeye ve size sorular sormaya devam edeceğiz!

Konuşmasına, “İşimizle, ekmeğimizle oynayamazsınız!” diye devam eden Şaziye Köse, “Keyfiliğin, hukuksuzluğun, sorumsuzluğun, totaliter ve faşizan yönetimlerin tarihteki örneklerinde de görüldüğü gibi ilk kurbanı emek hareketi olmuştur” dedi. Parlamentoyu, siyasi partileri ve sendikal konfederasyonları, “Durum son derece ciddidir, ciddi bir refleks gerektirmektedir” diye uyardı. Ardından taleplerini dile getirdi:
OHAL kalksın, derhal demokratik bir ortam yaratılarak demokratikleşme yönünde adımlar atılsın. KHK’ler geri çekilsin. Bu kararnamelerle darbeye fiilen katılmamış tek bir kamu emekçisi dahi dışarıda kalmayacak şekilde görevlerine iadeleri yapılsın. Parlamento KHK’leri onaylamak yerine dönsün görevini yapsın. Darbenin ihalesini bizim sırtımıza yükleyemezsiniz. Buna izin vermeyeceğiz. Yüksek sesle ve eylemli olarak emek ve demokrasi güçleriyle birlikte itirazımızı, tek bir kişiyi dahi feda etmeksizin, adım adım size karşı sürdüreceğiz.

Daha sonra DİSK Genel Başkanı Kani Beko söz aldı ve “Açığa alınan kamu emekçilerinin her zaman olduğu gibi yanında olacağız. Yan yana omuz omuza birlikte olmaktan başka çaremiz yok. Kahrolsun faşist diktatörlük, yaşasın işçilerin birliği, yaşasın halkların kardeşliği!” dedi.
TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz, CHP Ankara Milletvekili Necati Yılmaz, HDP Şanlıurfa Milletvekili İbrahim Ayhan da birer konuşma yaptılar.
Eylem daha sonra oturma eylemi şeklinde devam etti. Sloganların ve zılgıtların eşlik ettiği oturma eyleminin ardından eylem sona erdirildi.