Maviş demek, biraz Osman, biraz Fatih, biraz Tahsin ve diğer ölümsüzleşenlerimiz demektir
10 Ekim Ankara Gar katliamında ölümsüzleşen Serdar Ben yoldaşı, Maviş’imizi mezarı başında yapılan bir törenle selamladık. Bu 1 yıl boyunca maddi ve manevi anlamda hep yanımızda olan Maviş yoldaşın acısının tazeliği-derinliği öfkeyle birleşerek anmaya damgasını vurdu.
Herbirimiz Maviş’imize giderken katliam anını yeniden yaşar gibi olduk. Sanki gökten tıpkı o anlardaki gibi insan bedenleri ve kan yağıyordu... Herbir damlası için devrim ve komünizm sözü verdiğimiz, herbir damlası için mücadele azmi ve bilincini bilediğimiz...
Alınteri okurları ve İnşaat-İş Sendikası aktivistleri olarak anma için saat 13:30’da Gazi Mezarlığı girişinde buluştuk. Maviş’in disiplin anlayışına uygun olarak oluşturduğumuz kortejle mezara doğru yürüyüş başladı. “Katil IŞİD işbirlikçi AKP!”, “Katillerden hesabı emekçiler soracak!”, “Serdar yoldaş ölümsüzdür!”, “İsmail Kızılçay ölümsüzdür!” sloganlarına, katliamda ölümsüzleşen altı İnşaat-İş üye ve yöneticisinin isimlerinin “yaşıyor” şeklinde selamlanması eklendi.

Maviş yoldaşın mezarı başına geldiğimizde annesi-babası ve kardeşleri tarafından karşılandık. Ağıtlar, isyan ve acı birbirine karıştı.
Anmamıza göğü ağlatan ağıtlar arasında yapılan saygı duruşuyla başladık. Saygı duruşu sırasında Maviş’e “abim” diyen bir genç, “Bizler yaşayalım ya da ölelim devrimin ilerleyişi durmayacaktır. Ölümümüz devrime kan olacaktır. Biz kazanacağız yoldaşlar, biz kazanacağız yoldaşlar, biz kazanacağız yoldaşlar” dizelerini haykırdı.
Mezar başında İnşaat-İş ve Alınteri adına konuşmalar yapıldı.
“Maviş yoldaş, Maviş yoldaşımız, bugün buraya seni anmaya, yasını tutmaya gelmedik. Uyuklayan bilinçlere, paslanmış beyinleri sesimizle uyandırmaya, kavgamızın hala sürdüğünü, senin istediğin gibi bir adım daha öteye taşımaya devam ettiğimizi haykırmaya geldik. Sana dünkü çocuk diyenler şimdi neredeler, acaba ne yapıyorlar?” sözleriyle başlayan İnşaat-İş adına yapılan konuşmada, onun militan bir ruhla mayasını attığı İnşaat-İş’in o ruhu büyüterek ileriye taşımaya devam ettiği ve edeceği vurgulandı. Maviş’in mayasındaki kurucu ruhu gittiği her yere taşıdığı, ondan geriye kalan tüm değerlerin bu ruhla büyütüleceği ifade edildi.
Alınteri adına yapılan kısa konuşmada, Maviş’in kolektifimiz açısından nasıl bir yerde durduğu, herbirimizin “biriciği” olduğu, onu anlatmaya bile kıyamadığımız vurgulandı:
Maviş demek güven demek, umut demek, çözüm demek, tutku demek, kendini aşma ve yeniden yaratma iradesi demektir. Maviş demek, biraz Osman, biraz Fatih, biraz Tahsin ve diğer ölümsüzleşenlerimiz demek. Maviş onlarda somutlaşan herbir değere verdiği değerle kendini yarattı. Onların bayrağını hep daha ileri taşıma iradesiyle mücadeleyle ilişkilendi. Kolektifimiz ağır yaralar aldı, iç depremler yaşadı, büyük badirelerden geçti. Maviş bu süreçlerle hep kendisinden önce ölümsüzleşenlerin bıraktığı mirası yaşatma, ileri doğru taşıma iradesiyle ilişkilendi.
Onun komünist olduğu, bir sınıf devrimcisi olduğu, o tutkusunu da kendisine gelecekten bakarak sürekli taze tuttuğu vurgulandı. Onun “kaybının” kolektifimiz için ağır bir durum olduğu, ama herbirimizin onu gündelik hayatımıza bile taşıyarak yaşatmakta kararlı olduğumuz belirtildi.

Alınteri adına yapılan konuşmadan sonra Maviş’i tanıyan yoldaşlarımız ona dair duygu ve düşüncelerini ifade ettiler. Devrimcileri Maviş’le tanıyan, başı sıkıştığında onun kapısını çalan 17 yaşında gençler de vardı bu anlatımcılar arasında, yıllarca birlikte kafa patlatmış, yolları aşındırmış yoldaşları da...
Bir yoldaşı ise ona dair şunları söyledi:
Maviş sadece komünist bir hareketin militanı-önderi değildi, o işçi sınıfının bir parçası ve o sınıfa güvenin, o sınıfı bulunduğu yerden daha ileri taşıma iradesinin de adıydı. Maviş’te somutlaşan esas şey de bugün işçi sınıfına sırtını dönenlere de bir mesaj olan işçi sınıfı devrimciliğidir. Sınıfın bağrından çıkan, ona yol gösteren, onun öncüsü olan bir örgütte önderlik kademesinde yer alan Maviş, Tahsin yoldaşın devamcısı ve bugüne düşmüş izdüşümüdür. Onun mayasını attığı İnşaat-İş, bugün sınıf hareketinde durduğu yerle onu anlatıyor. Konfeksiyonda, tersanede, fırın işçileri arasında, en son da inşaatta ter akıtan Maviş, tüm buralardan damıttıklarıyla Maviş’ti.
Anma pekçok yoldaşının ona dair anlatımlarıyla sona erdi.
Daha sonra bedenini çocuklara siper ederek ölümsüzleşen Yunus Durmaz yoldaşın mezarı başında devrim sözlerimizi yineledik. 10 Ekim’de ölümsüzleşen Fatma Eser’in mezarı başında yapılan anmadan sonra Zeynep Poyraz yoldaş ve Suruç’ta ölümsüzleşen devrimcilerin mezarları başında yapılan kısa anmalarla programımız sona erdi.