İnşaat-İş Başkanı Mustafa Akyol'la Emaar'daki İSİG Kurulu ve iş güvenliği üzerine konuştuk
Alınteri: Mustafa Başkan Emaar Square’de uzun zamandır örgütlenme çalışması yapıyorsunuz, ne kadar oldu?
Mustafa Akyol: Yaklaşık 9 ay...
Alınteri: Emaar Square’de birçok taşeron şirket var. Binlerce işçi çalışıyor. Sürekli hak gaspları oluyor, buna karşılık İnşaat İşçileri Sendika direnişler, eylemler, basın açıklamaları yapıyor ve hemen hemen hepsi de kazanımla sonuçlandı. Emaar Square’de yakın zamanda işçi ölümü gerçekleşti bunun üzerine şantiyenin genelinde iş durdurma eylemleri yaptınız. Eylemler sırasında işçi güvenliği ve sağlığına uyulmadığı için işçi ölümünün gerçekleştiğini tesbit ettiniz ve patronlar da bunu kabul etti. Daha sonra bu konuda ne tür çalışmalar yaptınız?
Mustafa Akyol: Aslında bu çalışmaların bütün şantiyelerde çoktan yapılması gerekirdi. Bununla ilgili kanun bile var. Ama devlet hiçbir zaman bu kanunun işlemesini istemiyor. Patronların işine yaracak olanları da anında uyguluyorlar. Yani devlet-patron işbirliği söz konusu.
Yasalarda, 'çalışan temsilcisi' diye bir madde var; güya çalışanların temsilciliğini işlevli kılmak için konulmuş. Bu madde hayata geçirildiğinde -hak gaspları için de geçerli- özellikle işçi cinayetlerinin en azından yüzde 60 azalacağını onlar da biliyor, biz de biliyoruz. Yasada şöyle diyor: '50 işçiye kadar bir temsilci, sonra da birer birer artmak koşuluyla işçilerin kendi aralarından seçme koşuluyla işçi temsilcisini seçer'. Bu temsilcinin, işçi sağlığı-güvenliğiyle ilgili bütün alanlarda denetimler yapılırken bulunması gerekiyor.
Alınteri: İşçiler kendi aralarından temsilcilerini seçtiler. Seçilen bu temsilciler işçi sağlığı ve güvenliği denetimlerini yapacak, peki bu konuda eğitim almaları gerekmeyecek mi?
Mustafa Akyol: İşçi sağlığı ve güvenliği için seçilen işçi temsilcisinin bu konuda özel eğitim alması gerekiyor tabii. Patronun bu eğitimi sağlaması gerekiyor. Şöyle ki, bir usta çalıştığı işkolunun bütün risklerini, tehlikelerini, dikkat edilmesi gereken hayati önem taşıyan bütün yönlerini bir işçi sağlığı ve güvenliği uzmanından çok daha iyi bilir. Ama bu ülkede hiçbir yerde, hiçbir işkolunda böyle bir seçim yapılmamakta. Şirketlere gittiğinizde mutlaka çalışan temsilcisi vardır yasada olduğu için, ama işin garibi çalışan temsilcisi bile işçilerin temsilcisi olduğunu bilmiyor. Şirketler kendi adamlarından üç ya da beş isim yazıyorlar. Bu isimler de sadece ayda bir denetim raporuna imza atıyor ve maaşını alıyor. Bu da işçi cinayetlerinin artmasının sebeplerinden birini oluşturmakta.
Alınteri: Şöyle bir ifade kullandınız, “Ustalar kendi çalıştıkları işkolunun risklerini, neye dikkat etmeleri gerektiğini de iyi bilirler”. Sadece riskleri bilmek ve dikkatli olmak yeterli mi? Yoksa dikkat etmenin yeterli olmadığı farklı durumlar da var mı?
Mustafa Akyol: Dikkat etmek tek başına elbette yeterli olmuyor. Çünkü daha öncesinden gerekli tedbirlerin de alınmış olması gerekiyor. Bu önlemlerin de patron tarafından alınması gerekiyor. İşçi çalışırken bir de ona dikkatini vermeyecek şekilde çalışması için donanımın hazır olması gerekiyor aslında. Mesela elektrik işinde çalışırken kabloların, şaft boşluklarının daha önceden kapanmış olması gerekir. Şaft boşluğu açıksa işçi ne kadar dikkat ederse etsin düşebilir, ama kapalı olursa dikkat etmese de düşmeyecektir. Tabii bunların hiçbiri uygulanmıyor. Açıkçası, işçi sağlığı ve güvenliği uzmanlarının ne bilgisi var ne de yaptırım gücü… İstediğin kadar bil, eğer gerekli tedbirleri aldıramazsan iş yoğunluğundan, patronların işçi sağlığı ve güvenliğiyle ilgili masraf etmek istememelerinden kaynaklı işçi ölümleri devam ediyor.
Tabii ki sadece dikkat etmek dee bilmek de yeterli değil. Emaar Square’de de sağlanan bu oldu işin açıkçası. Biz en son Mehmet Karaduman arkadaşın ölümünden sonra bastırdık. Mehmet Karaduman’ın ölümünden sonra da devam etti. Küçük küçük iş kazaları, yaralanmalar sürdü. 2 gün Emaar Square’de sendika olarak iş durdurduk, ülke genelinde bir şantiyede işçi ölümünden kaynaklı iş durdurma ilk defa yapıldı. Firma ile diyaloga geçtik. Aynı zamanda eylem de yapıyorduk, şatış ofisinin önünü işgal ettik. Şantiyede proje müdürünün de duyarlı davranmasıyla birlikte yapılması gerekenleri ortaya koyduk, yasal olarak da yapmaları gerektiğini ifade ettik. İşçi temsilcisinin seçilip çalışan temsilcisi yasasının da işlevsel hale getirilmesi gerektiğini de anlattık.
Bu konuda yapılan iki toplantıdan sonra işçi temsilcisi seçimi yapıldı. Sendikamızın üyesi olan on iki işçi arkadaşımız, kendi dallarında usta olanlar seçildi. Önce, bizim, firma yetkililerinin ve firmanın işçi güvenliği ve sağlığı uzmanlarının da olduğu bir toplantı yaptık. Bu toplantıda seçilen on iki arkadaşa çalışan temsilcisi olarak yetki verilmesi gerektiği, haftanın belli günlerinde 2 saat işçi güvenliği ve sağlığı için şantiye denetimi yapacaklarını, gördükleri aksaklıklara anında müdahale edebileceklerini, gerekirse o alanda iş durdurabileceklerini söyledik. Her hafta Cumartesi toplantı yapılması, görülen aksaklıklardan giderilenlerin, giderilmeyenlerin ortaya konulup rapor haline getirilmesi ve sonraki hafta nasıl bir çalışma yapılması gerektiğine karar verilmesi konuları tartışıldı ve kabul edildi. Bu karardan sonra her hafta Cumartesi toplantılar yapılıyor, raporlar hazırlanıyor, hazırlanan raporlar şirket yetkililerine, işçi sağlığı ve güvenliği uzmanlarına veriliyor. Hafta içinde tesbit edilen aksaklıklar gideriliyor ve işin açıkçası rapora bile gerek kalmıyor. Küçük küçük de olsa yaklaşık 250’ye yakın şaft boşluğu var onlar kapatılmış, iskeleler de yine öyle ve 2 aydır ayağı taşa takılıp düşen işçi bile yok. Böylesi göze görünür sonuçlar elde ettik.
Ha diyeceksiniz ki çok büyük bir sonuç mu, belki değil ama en azından çalışan temsilciliği işlevsel hale getirildi. Ve bir ilk adım attırıldı. Sendika olarak kurulduğumuzdan beri söylediğimiz şey şuydu: Denetlemede olsun, yasaların çıkarılmasında olsun işçi yoksa hiçbir şey doğru gitmez! İşçi arkadaşların duyarlılığı, işçi arkadaşların sendikamızla birlikte ufak ufak diretmeleri şantiye içinde önceki koşullara bakılarak işçi güvenliği ve sağlığı açısında daha iyi durumda olduğunu söyleyebiliriz.
Alınteri: 'Hafta içinde yapılan denetimlerden çıkan sonuçlar hafta sonu yapılan toplantılarda anlatılacak ve rapor haline getirilecek' dediniz. Bu raporlar çalışan bütün işçilere aktarılıyor mu? Yoksa sadece seçilen on işçi temsilcisi, işçi sağlığı uzmanları, firma yetkilileri ve size mi aktarılıyor?
Mustafa Akyol: Şu an bütün işçilere anlatılmıyor. Sendika olarak çok yoğunuz. Çünkü sadece Emaar yok, bu ülkede hak gaspları her şantiyede çok fazla, biz ancak yetişebiliyoruz. Ama tüm işçilere bilgilendirme yapmak gerekliliğini karalaştırmıştık. Bunu da bildiriler şeklinde yapacağız. Yapıyoruz da. Şantiye bittiğinde neyi ne kadar yapmışsak kamuoyuyla paylaşacağız.
Bu ülkede gerçekten bu yapılırsa inşaat sektöründe… ki devlet bunu uygulamaya koymaz, Çalışma Bakanlığı da uygulamaz. Biz tekrar söylüyoruz, onlar yapamaz. Ne bilgileri, ne kabiliyetleri var. Yapsalardı şimdiye kadar yaparlardı. Yapmak istemezler, patronlarla işbirliği içindeler. Biz diyoruz ki, bıraksınlar biz yaparız. Yeter ki sendikal örgütlenmenin önünü kapatmasınlar. Belki kısa vadede değil ama orta vadede işçi cinayetlerinin azalmasını sağlayabiliriz. Yeter ki işçiyle birlikte hareket etmesini bilsinler, işçiye sorsunlar. İşçi başarır. Tabii işçiyle birlikte hareket etmeyeceklerini, sormayacaklarınıda biliyoruz. Bizim asıl çağrımız işçilere, bunu da altını çizerek ifade ediyorum. Biz örgütlü olmadığımız sürece haklarımız gasp edilmeye devam edecek, şantiyelerde ya da başka işkollarında ölmeye devam edeceğiz. Biz işçiler olarak birlikte hareket ettiğimizde gerçekten insanca çalışıp, insanca yaşabileceğimiz koşulları oluşturabiliriz. Emaar Square’de küçük, çok küçük bir örneğini hayata geçiriyoruz. Bu nedenle bizim asıl çağrımız işçilere...
Alınteri: Hangi işkolunda olursa olsun çalışan işçilerin bu tür yasalardan haberleri yok, bırakın temsilciyi işçi haklarından bile haberleri yok. Bu konuda neler söylemek istersiniz?
Mustafa Akyol: Hiçbir işkolunda hiçbir işçinin bu konularda bilgisi tabii ki yok.... Burada asıl sorumlu olan devletin yanı sıra kendilerine 'sınıf sendikasıyız' diyenler. Ben 4-5 senedir sendikal mücadele içindeyim ama 30 senedir işçiyim, ben görmedim böyle bir çalışma yapıldığını!.. Türkiye işçi cinayetlerinde dünya birincisi, ikinciliği Çin alıyor. Katliam gibi işçi cinayetleri oluyor. Bu sene açıklanan işçi cinayeti sayısı 1800, bu konuda kendine sınıf sendkasıyız diyenlerin söz söylemekten başka hiçbir şey yaptıklarını görmedik. Bizim neredeyse maddi manevi 50 katımız büyüklüğünde olan sendikalar bunlar. Suçun hepsi devlette, patronlarda evet ama karşılığında hiçbir şey yapılmıyorsa devleti, patronları suçlamak da çok saçma geliyor. Biz kendimize bakalım, biz ne yapıyoruz bunları engelleyebilmek için bunu sorgulayalım önce… üstelik kapitalistlerden, kapitalizmden ne bekliyoruz? Alın her şey sizin olsun mu diyecekler, onlar kendilerine düşeni yapıyorlar kendine düşeni yapmayanlar 'sınıf sendikasıyız' diye geçinenler! İşçiler kendilerine düşeni yapsınlar yoksa onların işi sömürmek, sömürmek için de gerekli koşulları dibine kadar hazırlamak!.. İşi bu onların, bizse önce bir araya gelmeyi becermeliyiz. Sonrası gelecek bunu başardığımızda…
[Alınteri'nin 17 Ekim 2016 tarihli 2. sayısından alınmıştır]