Geçiştirmek, oyalamak, bazı gerçekleri görmezden gelmenin en kullanışlı biçimidir bu söz dizisi
Avcılar direnişi altıncı aya geldi dayandı. Direnişteki işçiler direnme kararlılığından hiç vazgeçmediler. İşçilerin bu kararlılığı yaklaşık bir ay öncesinde Türk-İş içindeki Sendikal Güç Birliği'ni harekete geçirdi. Ve CHP Genel Başkanı Kılıçtaroğlu ile zoraki bir görüşme yapıldı. 'Zoraki' diyorum çünkü Türk-İş içindeki Güç Birliği Platformu bile bu platformum içinde Belediye İş Sendikası da olmasına rağmen yüzünü ancak beşinci ay sonunda direnişe “güya” dönebildi ve görüşme gerçekleşti. Bu görüşme sırasında direnişin sebepleri Kılıçdaroğlu’na anlatıldığında adeta hayretten şok olup dudağı uçuklamış gibi “Bana, bize gelen bilgiler böyle değil, böyle yansıtılmadı” demişti.
Birkaç gün önce, direnişçi işçilerden biri, yaşanan belirsizliği, kaderine terk edilmişliği ve üyesi oldukları sendikanın ilgisizliğini yüzlerine çarpmak için Belediye İş Sendikası Genel Başkanı Nihat Yurdakul’u aradı. Yaşadıkları gerçekliği anlatıp "bu konuda ne yapmayı düşünüyorsunuz" diye sordu. Nihat Yurdakul'un verdiği yanıt CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’unun hayretler içine girip şok olmuşcasına ifade ettiğiyle aynı oldu: “Bize böyle yansıtılmadı...”
Bu tür cümleleri son zamanlarda çok duyar olduk. Aslında geçiştirmek, oyalamak, bazı gerçekleri görmezden gelmenin de en kolay biçimidir bu tür sözler. Yalan söylemenin en basit ve en kolay halidir. Kapitalist sistemin işçiye, emekçiye dayattığı kölelikten de öte olan cehennemvari koşulları kabul ettirmenin, hatta gerçekleri suratına çarpan işçileri yumuşatmaya çalışmanın 'kullanışlı' yollarından da biridir.
Aslında hayatımızın her alanında karşılaşırız bununla, çünkü insanlığını, vicdanını, kaybetmemiş, saf temiz kalmış, kısacası en az kirlenmiş sınıf işçi sınıfıdır. Ne kadar ezilirse ezilsin, sömürülürse sömürülsün, aç kalırsa kalsın yine de proleter bir dokuya sahip oldukları için, gerçekleri bilseler de patronlarının, üyesi oldukları sendikalarının “bize böyle yansımıyor” sözlerine inanmış gibi gözüküp onlara durumun gerçekliğini anlatmaya çalışırken aslında yüzlerine tokat atmakta olduklarını da bilirler.
174 gündür süren Avcılar direnişinde başından beri yaşanan budur. Avcılar direnişinde, başlangıçta “Önce insan” şiarına sarılan ve “sosyal demokratlık” zırhını kendine siper ederek, sendikalaşan temizlik işçilerini atan işçi düşmanı Handan Toprak, CHP’li Avcılar Belediye Meclis Üyeleri, CHP’li Milletvekilleri, Avcılar’da bulunan STK’lar... direnişin başlamasının ve devam etmesinin nedeninin bugüne kadar kendilerine hep farklı yansıtıldığına sarıldılar. Direnişteki işçilerin pasif de olsa kararlı bir şekilde direnmeye devam etmeleri sonucunda ancak 130'lu günlerde direnişe “güya” yönlerini çevirebildiler. Sadece “Yetmez ama evet” iması yaratmak için... Çünkü gerisi hala gelemedi.
Son 20 gündür de işçilerin, üyesi oldukları sendikanın genel başkanına ulaşmaları ve durumu sorgulamaya yönelik tutumlarına karşı yalan olduğu çırılçıplak sırıtan “Bana gelen bilgiler böyle değil, her şeyin yolunda olduğu söyleniyor. Durum bunun tersi ise gereken yapılacaktır” kandırmacasına sarılmaktadırlar.
Şimdi şunu sorma gereği duyuyoruz: Belediye İş Sendikası Genel Başkanı sayın Nihat Yurdakul, size direnişle ilgili gelen bilgiler nereden, kimden, nasıl yansımaktadır? Direnişin özellikle son 20 gününde, sizin de katıldığınız ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun görevlendirdiği iki yardımcısının altına imza atarak söz verdiği, CHP’li Avcılar Belediyesi bünyesinde bulunan üç taşeron şirkette çalışan işçilerin 45 gün içinde işe sendikalı olarak alınacakları, 25/2’nin kaldılacağı, geriye dönük hak kayıplarının olmayacağı söylenmedi mi? Sonrasında işçilere sadece fen işlerinde çalışabileceklerinin dayatıldığı, sendikalı olan temizlik işçilerini diğer işçilerden tecrit etmek için neredeyse toplama kampını andıran yeni kurulacak şantiyelere gönderilmek istendiklerini, 25/2’nin kaldırılmak istenmediğini ve temizlikte başlatılan sendikal örgütlenmenin yok edilmek istendiğini bilmiyor musunuz?
Belediye İş 2 No’u Şube direnişin başından beri onu sahiplenmeye çalıştı. Direniş çadırında yaptıkları son basın açıklamasında süreci anlatıp verilen sözlerin hayata geçirilmediğini dile getirerek direnişi etkin eylemlerle sürdüreceklerini söylediler. Ancak ne gibi etkin eylemler yapacakları hala meçhul...
Belediye İş 2 Nolu Şube, genel merkezin direnişe gerçek anlamda sahip çıkmasını sağlayabilecek midir? Yoksa genel merkezlerine rağmen bir sınıf sendikacılığı örneği yaratabilecekler midir? 6 aya yaklaşan Avcılar direnişi artık ya onurlu bir şekilde bitirilmeli, işçiler bu bilinmezlikten kurtarılmalı ya da Belediye İş 2 nolu Şube direnişteki işçilere etkin eylem planlarını bir an önce açıklamalıdır!