8. KHK'yla silah ruhsatı almak kolaylaştırılacak, KHK'yla belirlenenler dışında kalanlara valililer karar verecek
AKP sözcülerinin darbe girişiminden hemen sonraki ilk açıklamalardan biri de silahlanmayı kolaylaştıracak düzenlemeler yapacaklarını ilan etmek olmuştu. Bu açıklamanın “kendi paramiliter gücümü genişleteceğim” anlamına geldiğini, olup bitenlere az çok aklı eren herkes anlamıştır. Kaldı ki, AKP’nin halihazırda azımsanmayacak bir paramiliter gücü zaten var: Kimi tarikatlar, cemaatler, çete-mafya bozuntuları, SADAT tipi kirli karanlık güçler, bilmem ne ocakları ...
Şimdi darbe girişiminin hemen ertesinde yapılan o silahlanmayı kolaylaştırma açıklaması, resmileştirilmeye çalışılıyor. Mevcut paramiliter gücün daha geniş bir toplumsal kesime yayılması için hazırlık yapılıyor. Basına yansıyan bilgilere göre üzerinde çalışılan 8. Kanun Hükmünde Kararname’nin (KHK) önemli konularından bir de bu…
Zaten Ağar’ın adamı İçişleri Bakanı Süleyman Soylu da AKP’nin Afyon kampında, “bölgede siyaset yapanlara (Kürdistan’ı kastediyor) silah ruhsatı verilmesi”ni sağlayacaklarını söylemişti. Fakat üzerinde çalışılan KHK’nın kapsamının sadece “bölgede siyaset yapanlarla” sınırlı olmadığı, genel olarak silah bulundurma ve taşıma ruhsatı alınmasının kolaylaştırılması üzerinde durulduğu belirtiliyor.
Ateşli silahlar mevzuatında değişiklik yapmaya hazırlanan hükümetin, KHK’yla kimlerin silah ruhsatı alabileceğini tek tek sayacağı, bu kapsam dışında olanların ise valiliklere başvuracağı şeklinde bir düzenleme yapacağı belirtiliyor. Partilerin il ve ilçe başkanlarının da “silah taşıma yetkisi verilecek kişiler” listesine eklenebileceği belirtiliyor.
İl valilerinden talepte bulunabileceklere dair kıstasların alabildiğinde esnetilmesiyse nasıl bir iç savaş hazırlığı içine girildiğini net bir şekilde gösteriyor. Valilerin de bu savaş hazırlığının, silahlanma çılgınlığının “komutasını” yapacakları anlaşılıyor.
Mevcut halde valiler,“Yaptıkları iş, sosyal, ekonomik, kültürel ve mesleki faaliyetleri ya da bulundukları yer ve zaman itibarıyla can güvenliklerinin ciddi ve harici tehdit ve tehlikelere maruz kalacağı kuvvetle muhtemel olduğu anlaşılan Türk vatandaşları ile şehit olan kamu görevlilerinin, korucuların, TSK mensupları ile er ve erbaşların eş ve çocukları ile anne babaları, bakanlığın onayı alınmak şartıyla güvenlik kuvvetlerine yardımcı oldukları için koruma altına alınanlara” talepleri halinde silah taşıma ruhsatı verebiliyor.
KHK ile valiliklere tanınan bu yetkinin kapsamının daha da genişletilerek vatandaşların daha kolay silah ruhsatı alması sağlanıyor. Kimin silaha ihtiyacının olduğuna valiliklerin karar vermesi yani…
Son dönemde bölgede iyice altüst olan dengeler ve rejimin bu koşullarda fırsat bu fırsat diyerek Rojava’yı dağıtma plan ve girişimleri, dahası Musul-Kerkük hatta Halep’te Sünni tandanslı oyunlarla konum kapma telaşı düşünülecek olursa iç savaş kışkırtıcılığının hangi dinamikler üzerinden yürütüleceği de anlaşılır.
Aşurenin bile yasaklandığı, dağıtmanın suç sayıldığı, Alevi kurumlarına dönük tehdit ve saldırıların arttığı bu iklim; bölgedeki Sünni kökenli çete artıkları ve aynı noktalarda duran bölge gericilikleriyle elbirliği içinde kotarılacak kanlı-kirli tezgahların, içeriye yansımasından başka bir şey değildir. Kürt halkına dönük kudurganlığa değinmiyoruz bile…
Geçtiğimiz günlerde çete-mafya bozuntularınca oluşturulan ve AKP’nin paramiliter gücü şeklinde konumlandırılan Osmanlı Ocakları boşuna “silahlanın” çağrıları yapmadı. Bu çağrılarla İstanbul-Gazi Mahallesi gibi antifaşist dinamiğin sökülüp atılamadığı bölgelere dönük özel devlet terörünü bir araya getirdiğimizde, bunları bölgede girişilecek çılgınca hamlelerle çarptığımızda karşımıza ciddi bir iç savaş hazırlığı çıkar.
Rejimin çürümüş ruhu böylesine korkunç girişimleri göze alacak bir gözüdönmüşlükle hareket ediyor. Hedefler belli… Sorun o hedeflerin bu kanlı-cehennemi planları bozacak bir hazırlığının, yöneliminin olup olmadığıdır.