Tutsaklara Dayanışma İnisiyatifi'ne saldırının ardından bileşenler basın açıklaması yaptı
Tutsaklarla Dayanışma İnsiyatifi dün Silivri Cezaevi önünde yapılan gözaltıları protesto etmek için İstanbul İHD'de inisiyatif bileşenleri, aileler ve saldırı anında yanlarında olan basın mensuplarıyla birlikte bir basın açıklaması yaptılar.
Basın açıklaması İnsiyatif adına Zarife Çamalan’ın dün yaşananları anlatmasıyla başladı. Çamalan, dün Silivri Cezaevi önüne tutsaklarla dayanışma insiyatifi ve aileler olarak cezaevi girişinde jandarma engeliyle karşılaştıklarını, gözaltına alındıklarını, basın mensuplarının foto çekmelerine engel olunduğunu ancak insiyatif bileşenleri olarak her türlü engellemeye kaşı direndiklerini ve haber akışını sağladıklarını söyledi.
Gözaltı süreci yaşanırken inisiyatif bileşenlerinin bir kısmı cezaevi önüne ulaşmış ve basın açıklaması gerçekleştirilmiş, dolayısıyla tutsakların sesi kamuoyuna taşınmıştı. Hiçbir baskının o duvarları yıkıp tutsakların dışarıdaki sesi olmaya engel olamayacağını belirten Çamalan devamında şunları söyledi:
Belki pankartımıza, dövizlerimize el koymuş olabilirler. Yenilerini yapacağız. Stikerler, bildiriler, basın açıklamalarımız ile TBMM’ye gideceğiz. 7 Kasım’da saat 12:30’da Bakırköy Cezaevi önünde olacağız. 15 Kasım’da TBMM’de olacağız. Tutuklu ailelerini, duyarlı kamuoyunu sahiplenmeye davet ediyoruz. Baskıları ancak bizler birlikte olursak geriletebiliriz.
Çamalan’dan sonra DİHA muhabiri Yağmur Kaya yaşadıklarını paylaştı. Gözaltına alınmak istendiği esnada fiziksel müdahaleye maruz kaldığını aktaran Kaya, fotoğraf makinesine de el konulmak istendiğini aktardı. Özgür basın geleneğine de vurguda bulunan Kaya, “Özgür basın olarak insanların sözlerini söyleyebilmeleri için her zaman aracı olmuşuzdur. Biz demokraside sözün en etkili güç olduğuna inanıyoruz. Bu bizim inancımızdır, geleneğimizdir.”
Kaya’nın ardından Etkin Haber Ajansı (ETHA) muhabiri Havva Cuştan, gözaltıların sahada gerçeğin üzerine örtmek amacıyla yapıldığına dikkat çekti. Özgür basına baskıların devam ettiğini aktaran Cuştan, “Özelikle OHAL sonrası özgür basın emekçileri çok ciddi baskılara maruz kalıyor. Benim ve Yağmur’un gözaltına alınmamız kişisel bir olay değildir, aynı zamanda halkın haber alma hakkını engellemeye dönük bir girişimdir. Biz oraya işkencenin insanlık suçu olduğunu söylemeye gitmiştik. Bunlara rağmen ne saraya ne de iktidara biat edeceğiz” şeklinde konuştu.
Cuştan’ın ardından tutsak yakını Ali Doğan, tutsaklara işkence içinde işkence uygulandığını söyledi. “Çocuklarımızın yanında olmazsak 81 ildeki cezaevinde antidemokratik uygulamaların ve katliamlar artacaktır” diyen Doğan, işkencenin deşifre edilmesi için çalışılması gerektiğine vurguda bulundu.
Cuştan’ın ardından gözaltı sürecinde İHD’nin gönderdiği Avukat Hüseyin Boğatekin oradaki durumu değerlendirdi:
Dün yaşananlar içinde bulunduğumuz gerçekliğin trajik bir örneği oldu. Çünkü bugün Türkiye'de hangi kesimden olursa olsun hiçbir yurttaşın sokağa çıkarken haklarını kullanamaz hale geldiğinin örneğidir. Yaşlı annelerden, babalardan barışçıl insan hakları savunucularından ve basın mensuplarından oluşan sadece bir basın açıklaması yapmak isteyen, 'en ufak bir tehlike arz etmeyen' yurttaşların dahi gösteri, yürüyüş yapacakları, suç işleyecekleri ön kabulüyle, tahminiyle hatta niyet okumasıyla gözaltına alındıklarını ve 12 saate yakın tutulduklarını gördük.
Konuşmasına Silivri Cezaevi'nin şiddetin, baskının ve işkencenin en yoğun yaşandığı bir cezaevi olduğuna ve gerçekten kötü bir örnek olduğuna da vurgu yaptı. Ve İHD olarak bu tür olayların takipçisi olmaktan vaz geçmeyeceklerini de ifade etti.
Daha sonra ölüm orucu gazisi Nihat Göktaş konuştu:
Dün Cezaevlerinde yaşanan işkenceyi, insanlık dışı uygulamalarıve şiddeti teşhir etmek için Silivri Cezaevi önünde basın açıklamasıyla teşhir etmek istedik. En azından tutsaklarımıza sahip çıktığımızı göstermek istedik. Ama gördüğümüz şey, tutsaklarla ailelerinin mücadeleyi birleştirmeleri engellenmeye çalışılıyor. Dün Silivri Cezaevi önünde yaşadığımız şey isabetli bir karar verdiğimizi de kanıtlamış oldu. Bugün yapılması gereken şey ise yapılan saldırılara asla boyun eğmemek ve daha güçlü bir şekilde ailelerle bir araya gelerek tutsaklara sahip çıkmamız gerekiyor.