Komünist önder Sezai Ekinci dostları ve yoldaşları tarafından anıldı
Sezai Ekinci 12 Eylül sürecinde en uzun süreyle, 6 ay gözaltında işkencede tutulan komünistler arasındadır. 27 yıl süren kesintisiz bir mücadele sürecinin ardından son nefesini veren komünist önder Sezai Ekinci’yi 31 Ekim 1992’de talihsiz bir trafik kazasında kaybettik.
Komünist önder Sezai Ekinci bugün ailesi, dostları ve yoldaşları tarafından ölümsüzlüğünün 24. yılında mezarı başında anıldı. Anma Ekim şehitleri nezdinde Sezai Ekinci’nin anısına bir dakikalık saygı duruşuyla başladı. Profesyonel sınıf devrimciliğinin bir simgesi olan Sezai Ekinci’yi dostu ve yoldaşı Rahmi Yılmaz şöyle anlatıyordu:
Ekim Devrimi kölelerin sahiplerini altüst ettiği ve o gücü eline geçirdiği bir dönemdir. Lenin Usta’nın dediği gibi o çatlaktan sonra o buz kırıldı ve yol açıldı. Dünyanın belli bir coğrafyasında sosyalizm inşa edilmeye çalışıldı veya yaşandı. Sezai de Türkiye’de o çatlaktan içeri giren devrimcilerden biriydi. Sezai Ekinci kölelerin zincirlerini kırması için mücadele eden, bu uğurda hayatını gençliğini veren bir yoldaşımızdı. O faşizmin işkencehanelerinde çığlık dahi atmayan ve bu işkencehanelerde direnişin simgesi olan devrimcilerden biriydi.

Ardından eşi ve yoldaşı Esmahan Ekinci konuştu:
Yoldaşlar, daha önce buraya Ethem yoldaşla geldik, İsmail yoldaşla geldik; o yoldaşlar da şu anda ölümsüzleşenlerin arasına katıldılar.
Aslında hiç birbirini tanımayan değişik kuşaklardan yoldaşların Osman Yaşar Yoldaşcan’lardan başlayarak Serdar yoldaşa kadar aramızdan ayrılan, ölümsüzleşen yoldaşlarımızı düşündüğüm zaman baradan yıllar geçmiş, kuşaklar geçmiş ama o kadar çok benzer özellikleri var ki bu yoldaşlarımızın.
Hayat hikayelerini dinlediğimiz zaman hepsinin ortak yanlarını görebiliyoruz. Proletarya ideolojisi dediğimiz ideoloji aslında onları bu örgüte çeken ideoloji oldu. Bizim proleter ideolojimiz emekçilerin, proletaryanın ideolojisi olduğu için bizim saflarımıza gelen yoldaşların hepsinin yaşam öykülerine baktığımız zaman hepsinde ortak özellik; emekçi ve proleter yanlarının mutlaka olmasıdır. Değişmez koşulların başında bu gelir. Bu ideoloji her zaman için devlet tarafından bastırılmaya, yok edilmeye çalışılmıştır. Çünkü sermayeye karşıdır, sermayenin varlığını yok etmeyi hedefleyen bir ideoloji olduğu için sonuçta bu ideoloji ancak militan bir savunmayla korunabilir.
Sezai 89 Bahar Eylemleri sırasında cezaevinde işçi sınıfı ve işçi meclislerini yazmıştır. Asıl eksenimizi oluşturan o militanlığı da veren proletaryanın ideolojisi olmuştur. Bütün yoldaşlarımızın ortak özelliği olan bu proletarya eksenli mücadele Sezai yoldaşta da vardır. Sezai’nin de bu özelliğini öne çıkarmak istedim bugün.
Ağabeyi Cemil Ekinci ise Sezai ve onun yoldaşları hakkında şunları söylüyordu:
Hep gurur duydum, hep iftihar ediyorum. Fatih'leri yakından biliyorum Osman Yaşar’ı yakından biliyorum, İsmail Cüneyt’i yakından biliyorum. O kadar mutluyum ki onları yakından bilmekten dolayı. Onlar kendilerini tarihe mal ettiler. Kendilerini feda ettiler. Ama hepsi birer bayrak oldu. Onlar tarihe isimlerini yazdırdılar. Onlar sonsuzdalar şimdi. Bu gençleri hep önümü aydınlatan bir ışık, bir kutup yıldızı olarak gördüğüm için o kadar gurur ve mutluluk duyuyorum ki. Görevlerini fazlasıyla yaptılar.
Bir yoldaşı ise kısaca “Yapıyı yapanlara selam olsun diyorum” diyerek Ekinci’yi ve yoldaşlarını selamladı.
Daha sonra Sezai Ekinci yoldaşın mezarına karanfiller bırakılarak oradan ayrılındı. Sezai Ekinci yoldaşın ardından komünist devrimci Atilla Acartürk ve Selma Aybal’ın mezarları da ziyaret edilerek karanfiller bırakıldı.