En hafif haliyle sustunuz

Cizre, Silopi, Sur gibi Kürt kentleri yakılıp yıkıldı. 7’den 70’ine insanlar vahşice katledildi, seyrettiniz!

GÜNCEL
Pazartesi, 31 Ekim 2016 (9 yıl 5 ay önce)

Serhat Tuna



 



Kimilerinin “Laikliğin ve Cumhuriyetin son kalesi” olarak tanımladıkları Cumhuriyet gazetesinin yöneticileri, yazarları ve çizerleri gözaltına alındı.



 



“Devleti koruma refleksi” burjuva klişesiyle “Yenikapı ruhu”na ortak olan, OHAL ve KHK’lere destek verenler ne umuyor, ne bekliyordunuz?



 



Bu topraklarda gözlerinizin içine bakıla bakıla Cizre, Silopi, Sur gibi Kürt kentleri yakılıp, yıkıldı. 7’den 70’ine insanlar vahşice katledildi. Halk cenazelerini dahi kaldıramadı.



 



Onay verdiniz.



 



En hafif haliyle sustunuz!..



 



On binlerce insan işten atıldı, görevden alındı, işsizliğe ve açlığa mahkum edildi.



 



Yüzde 90 gibi oylarla seçilmiş belediyeler gasp edildi. Belediye eş başkanları tutuklandı.



 



Onay verdiniz.



 



En hafif haliyle sustunuz!..



 



KHK’lerle sayıları her gün artan 22 televizyon, 4 haber ajansı, 34 radyo, 45 gazete, 16 dergi, 29 yayınevi kapatıldı sustunuz.



 



“Gezi ruhu”ndan çark edip, “Yenikapı ruhu”nun içine yerleşenler, darbe içerisinde darbeyi onayladınız.



 





 



Hitler tipi başkanlık rejiminin fiili olarak işletilmesinin önünü açan, Olağanüstü Hal ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle yönetime onay verdiniz.



 



Bir kere olsun şapkayı önünüze koyup, bütün bu yaşananlarda “benim payım ne” diye hiç düşündünüz mü?



 



Burada bilinen tarihsel bir örneği, bir kez daha hatırlatmakta fayda var.



 



Alman Protestan Kilisesi'nin Nazilerle işbirliği yapmasına muhalefet eden kilisenin yöneticisi ve Dünya Kiliseler Konseyi başkanı Martin Niemöller önceleri inanmış bir Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi seçmeni. Niemöller daha sonra nazi faşizmine karşı militan bir direnişçi olmuş.



 



İşte bu papazın tarihe düştüğü ve herkese ders olması gereken o ünlü notu:



 




Naziler komünistler için geldiğinde sesimi çıkarmadım; çünkü komünist değildim.





Sosyal demokratları içeri tıktıklarında sesimi çıkarmadım; çünkü sosyal demokrat değildim.





Sonra sendikacılar için geldiler, bir şey söylemedim; çünkü sendikacı değildim.





Sonra Yahudiler için geldiler, sesimi çıkarmadım, çünkü Yahudi değildim.





Benim için geldiklerinde, sesini çıkaracak kimse kalmamıştı.




 



Son bir hatırlatmayla bitirelim: Hitler rejiminin enkazı ortadan kalktığında, Almanların çoğu fırınlarda insanların yakıldığı kamplardan haberlerinin olmadığını iddia ettiler. Medya susturulduğu için bu bir yanıyla doğruydu. Ama birçokları için arkasına saklandıkları bir bahaneydi. Medyanın susturulmuş olması gerçeğine rağmen işlenen o cinayetler ve insanlık suçlarından birçoğunun bir biçimde haberi vardı. Onlar asıl olarak korkularının ve Papaz Niemöller'in özetlediği kayıtsızlığın tutsağı oldukları için duymamazlıktan, görmemezlikten, bilmemezlikten gelmişlerdi.



 



Bugünün Türkiye'sinde ve Kürdistan'da yaşananlar konusunda "bilmiyordum, duymadım..." mazeretine sığınabilecek zerre kadar boşluk yok. Susan herkes ya korkudan ya da Kürt düşmanlığından susuyor ama korkunun ecele faydasının olmadığını, Kürt düşmanlığının faşizmle suç ortaklığı anlamına geldiğini bugüne dek hiçbir şey göstermediyse bile Cumhuriyet gibi bir gazeteye dahi operasyon yapılması göstermiş olmalı.