Alınteri'nin 3. sayısı çıktı

Saldırılar karşısında iki seçenek var: Kabullenip köleleşmek ya da karşı durup kendi geleceğimizi belirlemek!..

GÜNCEL
Salı, 1 Kasım 2016 (9 yıl 5 ay önce)

Alınteri'nden



 



Kapitalist saldırganlığın vites büyüttüğü, Suriye-Irak ekseni üzerinden pastadan pay kapma yarışının hızlandığı ve dolayısıyla halklara yıkım ve yokluğun dayatıldığı bir süreçten geçiyoruz. Sınır dışında savaş tezahüratları yapılırken, sınır içinde de bu politikaya uygun bir konumlanış sergileniyor. Faşist rejim son KHK’larla kendini tahkim ederken, Kürt halkı yönelik saldırılar, işçi ve emekçilere uygulanan hak gaspları, aydınlardan basın emekçilerine kadar uzanan saldırılarla da birleşerek toplumun genelini nefes alamaz hale getiriyor. Bu saldırılar ırkçı, cinsiyetçi, gerici uygulamalarla da birleştirilerek tüm çıkış yollarının kapatılması hedefleniyor.



 



Tüm bu saldırılara karşı bizlere iki seçenek kalıyor: Kabullenip, köleleşmek ya da karşı durup kendi geleceğimizi belirlemek!..



 



Ekim Sosyalist Devrimi halkların, işçi ve emekçilerin etrafına örülmeye çalışılan zincirleri nasıl kıracağımızı gösteren bir meşale olarak hala önümüzde duruyor. Orta sayfamızda yer verdiğimiz tarihsel makaleler Ekim’in yarattığı coşkunun izdüşümleri… Makalelerin her satırı insanlığın bugün yeni Ekim’lerle ayağa kalkabileceğini bir kez daha hatırlatıyor.



 



Sayımızın bir diğer öne çıkan konu başlığını ise, Diyarbakır Belediyesi Eş başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınmaları. Yoğun polis ablukasına rağmen gösterilen haklı ve kararlı direniş içimizi coşkuyla dolduruyor.



 



İşçi sınıfı hareketine dair direniş haberleri, kadınlara ve çocuklara şiddette devletin oynadığı rol ve kültürel, sosyal, sanatsal ve entelektüel düzeyde yaşanan kriz diğer yazı konularımızı oluşturuyor.



 



DSB köşemizde, ekonomik, siyasal, kültürel olarak çok yönlü yaşanan krize karşı işçi sınıfının birleşik hareket zeminlerini yaratıp genişletmesinin önemi vurgulanıyor.



 



Sistemin bütünlüklü olarak yürüttüğü saldırılar, toplumda yaratılmak istenen karamsarlık ve güçsüzlük algısı, önce kendi gücümüzün farkına varma, sonrasında ise birleşik bir mücadeleyi örgütleyerek yasakları dağıtma iradesiyle boşa düşürülecektir.



 



Bir sonraki sayımızda görüşmek üzere…