Pazar, 3 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)
Brüksel'in Forest semtinde bulunan Volkswagen (VW) fabrikasından atılmak istenen işçiler dün (2 Aralık) Belçika'nın başkentinde görkemli bir yürüyüş düzenlediler. VW işçilerinin örgütlü oldukları SCS, FGTB ve CGSL sendikalarının çağrısıyla yapılan yürüyüşe, 25 bin işçi ve emekçi katıldı. Saat 10:30'da toplanmaya başlayan işçiler, kortejleri oluşturarak yürüyüşe geçtiler. “Hep birlikte iş için eyleme”, “Kim için buradayız; Volkswagen'li yoldaşlarımız için”, “Yaşasın dayanışma”, “Her şey işimiz için”, “Volkswagen, işime dokunma” vb. pankart ve dövizler taşıyan işçiler hep birlikte öfkeli sloganlarını haykırdılar.
Yürüyüşe Fransa, Almanya, İspanya, Hollanda, Lüksemburg, İngiltere, İtalya ve Portekiz'den gelen işçi ve sendika temsilcileri de katıldılar. Ancak, bu ülkelerden katılım daha çok sembolik düzeyde gerçekleşti. Enternasyonal dayanışmanın ağırlıkta olduğu eyleme Devrimci Proletarya, Belçika Emek Partisi, Almanya Marksist Leninist Partisi, Komünist Hareket, İnsan Hakları Derneği, Sosyalist İşçi Partisi, Kağıtsızlar, ATTAC vb. pek çok parti, dernek ve kurum katıldı. Forest'te bulunan Decoma, Faurecia, Schedl gibi büyük fabrikaların işçileri de VW işçileri ile dayanışmak için eylemdeki yerlerini almışlardı.

İşçiler Devrimci Proletarya'yı sahiplendi
Devrimci Proletarya (
DP) eyleme
“21. Yüzyıla Sosyalizmi Yazacağız” pankartı ile katıldı. FGTB sendikasının hemen önünde yer alan DP'nin pankartı işçiler tarafından coşkuyla sahiplenildi.
600 kadar işçi
“Nereden geliyorsunuz” sorusuna aldıkları
“Fransa ve Almanya'dan” cevabından sonra pankartı alarak öne geçtiler.
Yürüyüşün başından sonuna kadar işçilerin elindeki DP pankartı önde, 600 işçi arkasında düzenli bir kortej halinde yüründü. Ayrıca, işçiler yürüyüş boyunca
“Dayanışma” sloganını da Türkçe ve Fransızca olarak gür bir şekilde attılar.
“Emeğin Avrupa”sının küçük ama anlamlı bir örneğini sunan bu coşku ve dayanışma, eylem sonuna kadar canlı bir şekilde sürdü. DP pankartına gösterilen bu ilgi, işçilerin dayanışmaya olan açlığının ve verdikleri önemin yanı sıra, dayanışmayı nasıl sahiplendiklerinin de göstegesi oldu. Eylemde
Yaşanacak Dünya gazetesi imzalı
“Volkswagen işçisinin direnişi kazanacak” başlıklı bildiriler dağıtılırken, gazete satışı da yapıldı.
“Savaş yeni başladı”!

VW işçileri yürüyüş boyunca basına ve kamuoyuna açıklamalarda bulundular. En sık yapılan açıklama ise, bu yürüyüşün mücadelenin sadece bir etabını oluşturduğuydu. İşçiler sürekli olarak toplu işten atmaya karşı mücadelelerinin uzun soluklu olacağının altını çizdiler. İşçiler, eylem boyunca sık sık
“Bu direniş kazanacak”, “İşimizi geri istiyoruz”, “Bu ilk eylemimiz, daha devamı gelecek” vb. sloganları da kararlı bir şekilde attılar. İşçilerin ikinci haftasını geride bırakan grev ve işgaldeki bu kararlılığı, sınıfın, sendikal ihanet sınırlarını parçaladığı ve devrimci bir önderlik ile buluştuğunda aşamayacağı barikat, püskürtemeyeceği saldırı olamayacağının da göstergesidir. FGTB Sendikası Genel Sekreteri Anne Demelenne de yaptığı açıklamada
“Savaş yeni başladı” dedi.
Eylemci işçiler ayrıca, VW yönetiminin direnişi kırma çabalarını da teşhir ettiler. VW yönetiminin direnişi kırmak için
taşeron firmalar aracılığıyla buldukları Türk ve Yugoslav işçileri çalıştırmak istediklerini fakat, tüm fabrikanın ve fabrika kapılarının kendi kontrollerinde olması nedeniyle bunu başaramadıklarını belirttiler. Bu konuda, yürüyüş boyunca görüştüğümüz Türkiyeli işçilerden
Turan GörenGüya eylem kırıcılarını getirip fabrikada çalıştıracaklarmış. Buna kesinlikle müsade etmeyeceğiz. Zaten fabrikanın tüm kapıları hem kilitli hem tutulmuş durumda. Yaşam koşullarımız gittikçe kötüleşti, bir de işimizden olursak iyice kötüleşir. İşimizin elimizden alınmaması için burdayız ve sonsuza kadar burada olacağız
dedi. İşçiler, bugüne kadar sergiledikleri uyanıklık ve inisiyatifi devam ettirdikleri ölçüde, oluşturulmaya çalışılan eylem kırıcılığının önüne geçebilecekler. Direnişi bekleyen asıl tehlikelerden birini de taşeron işçiler eliyle oluşturulmaya çalışılan eylem kırıcılığı oluşturuyor.
İhanetin değişmez adı: IG Metall!
Almanya'daki
“tescilli satış uzmanı” ünvanının yanına bir de
“uluslararası satış uzmanı” kokartını takmak isteyen
IG Metall sendikası, VW işçilerinin eylemini boğmak için yürüyüşten önce Brüksel'de adeta karargah kurdu. Bir hafta boyunca yürüyüşe Almanya'dan binlerce işçi taşıyacağını söyleyen IG Metall, eyleme
100 kişilik delegasyon ile sembolik düzeyde katılım gösterdi. Pankart dahi açmadı. Düzen içi sendikaların karakterine özgü olması nedeniyle çok da şaşırtıcı olmayan, “ihanet” sözcüğünün bile hafif kaldığı bu tutum, direnişçi işçileri bekleyen ikinci tehlikeyi oluşturuyor.
VW 2007 yılında tüm dünya çapında çalıştırdığı işçilerden
20 binini sokağa atmaya hazırlanıyor. İşçilerde huzursuzluk had safhada. İşçiler kendilerini güvende hissetmiyor ve doğal refleksleriyle bu saldırının ancak birleşik mücadele ile püskürtülebileceği sonucunu çıkartıyorlar.
Almanya'nın
Kassel şehrinde bulunan VW işçilerinin, direnişçi işçilerle dayanışmak ve yürüyüşe katılmak için yapılan
işyeri toplantısı çağrısına
5 bin kişilik katılım sağlaması da bunun açık göstergesi. Kendiliğinden bilincin gelip dayandığı bu sınırda devreye işbirlikçi sendikal ihanet giriyor.
Almanya'da iki yıl önce yaşanan
Opel direnişinde dahi yakalanamayan enternasyonal dayanışma, birleşik, kitlesel ve militan eylem hattının örülmesine en yakın olan VW işçilerinin direnişi, Belçika sınırları içerisine hapsedilmek ve boğulmak isteniyor. Militan VW direnişinin etkisinin daha başından sınırlandırılması ve yok edilmesi planlanıyor. Çünkü bu direnişin, sadece VW ile de sınırlı kalmayarak, dünyanın birçok yerinde, değişik düzeydeki işçi direnişlerine esin ve moral kaynağı olmasından korkuyorlar. Bu ihanet eldivenini ise tüm pespayeliği ve işçi düşmanı kimliğiyle IG Metall takıyor. Kılını dahi kıpırdatmadığı yürüyüşe az katılım olması için işçileri taşımıyor ve böylece direnişçi işçilerde moral bozukluğu ve mecalsizlik yaratmaya oynuyor.
VW direnişini sahiplenmeye!
Ama nafile! Tüm gayretlerine karşı ne IG Metall ne de efendisi VW yönetimi başaramadı. Evet, belki yürüyüşe 50 bin kişilik katılım bekleniyordu ve bunun yarısı gerçekleşti. Ama bu rakamın bile Brüksel gibi bir şehir için ortalamanın çok üstünde olduğu unutulmamalı. VW işçileri şimdi bu yürüyüşten aldıkları güç ve moralle, direnişe devam edecekler. Direnişçi işçiler, kendi özgüvenlerini korudukları, öz örgütlülüklerini oluşturdukları ölçüde, sendikal ihanet sınırlarını ve her türlü saldırıyı geri püskürtebilecek ve direnişi zaferle taçlandırabilecekler.
Bugün sendikal ihanet, VW yönetiminin baskısı, Belçika hükümetinin ayak oyunları ile dört bir yandan kuşatma altına alınan direnişçi işçiler, emeğin ve sınıf onurunun korunması mücadelelerinde her zamankinden daha fazla dayanışmaya ihtiyaç duyuyorlar. Onlara, verilebilecek en anlamlı destek ise, birleşik, kitlesel ve militan eylemin örülmesinin de vazgeçilmez koşulu olan enternasyonal dayanışmanın yükseltilmesi olacaktır!...