Kılıçdaroğlu'nun HDP'ye dönük saldırılara ilişkin açıklamasında sadece HDP yoktu
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP’ye dönük saldırıyla ilgili olarak HDP adını bile kullanmaya tenezzül etmediği (ya da cesaret mi desek!) bir açıklama yaptı. Burjuva düzenin istikrarını merkeze koyan açıklamada, HDP’ye dönük saldırıyı mı protesto ediyor yoksa “çözüm sürecini” mi masaya yatırıyor anlaşılamadı.
İktidar olanaklarının paylaşılması ve çöken rejimin yeniden tesisi felsefesiyle oluşturulan “Yeni Kapı Ruhu” nam-ı diğer “milliyetçi cephe”, daha ilk adımlarda sarsılıp, “hayal kırıklığına” dönüşse de CHP’yi bu birliğe yönelten temel dürtüler halen yerli yerinde durmaktadır: Rejimin yeniden tesisi ve devlet erki içinde güç paylaşımı.
Bu geleneksel reflekslerle tepki gösteren CHP, gösterdiği tepkinin adını bile koymayarak halen aynı noktada durduğunun altını bir kez daha çizdi. Tayyip Erdoğan’a ya da AKP’ye dönük “salvolarında” milliyetçi-ulusalcı refleksiyle “madem Irak’a gidiyorsunuz yanı başınızdaki Kandil’e neden dokunamıyorsunuz” ya da “çözüm sürecini” kastederek “O zaman her yere patlayıcı konuldu, silah yığınağı yapıldı, ama siz valilere ‘dokunmayın’ emri verdiniz” temasını merkeze koyan Kılıçdaroğlu, bir devlet partisi ve tekelci burjuvazinin has temsilcisi olma misyonunu tarihsel bir gerçek olarak unutanlara bir kez daha hatırlattı.
Fakat bunların hepsinden de öte o elitist-Kemalist kafasıyla Kürt sorununu (yine adını koymadan) bataklığa, onun siyasi temsilcilerini de sivri sineğe benzeterek şunları söyledi: “Terörle mücadele ediyoruz’ deniyor. Elbette ki mücadele edilmelidir ama bu akılla ve mantıkla olur. Sivrisineklerle uğraşarak olmaz, bataklığı kurutacaksınız”.
Kısacası CHP’den halen demokrasi dinamiği olarak bakmak ve bu beklentilere girmek ne kadar abesse, CHP’nin böyle bir dinamik olması da o kadar abestir. Konuşmasında Hitler faşizminden de sözden Kılıçdaroğlu, o faşizmin de sosyal demokrasinin cömert katkılarıyla iktidara geldiğini ve hemen akabinde burjuvazinin kendisi dışındaki kliklerini temizleme işine giriştiğini hatırlatalım.
Faşizm sadece “tek bayrak, tek millet, tek vatan” değildir, iktidarın da “tek” elde toplanması, burjuvazinin tüm güçlerinin tek elde temsil edilmesidir.