Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önündeydi
Tutsaklarla Dayanışma İnisiyatifi (TDİ), Bakırköy Kadın Kapalı Cezaevi önünde, “Tutsaklara OHAL darbesine izin vermeyeceğiz!” şiarıyla basın açıklaması gerçekleştirdi.
Saat 12:30’da Bakırköy Cezaevi önünde buluşan İnisiyatif bileşenleriyle destek ve dayanışmaya gelenler, polis yığınağı ve TOMA’yla karşılandılar.
TDİ’nin basın açıklamasından önce kısa bir konuşma yapıldı. İnisiyatif’in tutsaklarla dayanışmak, seslerini dışarıya taşımak üzere oluşturulduğunun belirtildiği konuşmada, OHAL sonrasında tutsakların bedeller pahasına elde ettikleri kazanımların gasp edildiği, tecrit ve işkencenin koyulaştırıldığı, İnisiyatif olarak OHAL darbesinin cezaevlerindeki izdüşümlerine izin verilmeyeceği vurgulandı.
İnisiyatif’in başlattığı kampanya çerçevesinde geçen hafta Silivri Cezaevi önüne gidildiği, bugün de Bakırköy önündeki açıklamayla buna devam edildiği, tutsakların sesinin dışarıya taşınmasında ısrarcı olunacağı ifade edildi.
Ayrıca kampanya çerçevesinde 15 Kasım’da Meclis’e gitme kararının alındığı, fakat en son HDP milletvekillerinin tutuklanması ve tek kişilik hücrelere konulması ile zaten işlevsizleşmiş Meclis’in daha bir anlamsızlaştığı, bu nedenle de 15 Kasım için alınan kararın geri çekildiği, bunun yerine farklı eylemlerin yapılacağı duyuruldu.
Daha donra devrimci kadın tutsaklardan Hülya Gerçek’in annesi ve Sibel Çapraz,'in ablasına söz verildi. Ailelerin konuşmalarının ardından tutuklu avukatı söz aldı. Avukatın kısa konuşmasından sonra İnisiyatif adına basın açıklaması okunarak, eylem tutuklulara kart yazma ve atma çalışmasıyla devam etti.

Kartlar daha çok, Gültan Kışanak, Selahattin Demirtaş, Fırat Anlı, Sebahat Tuncel, Figen Yüksekdağ, Selma Irmak, Ayla Akat Ata'ya yazıldı ve postaneden gönderildi.
Bileşenlerden uygun olanların saat 16:00’daki Özgürlük Nöbeti’ne de katılım sağlayacağı söylendi.
İnisiyatif adına yapılan basın açıklamasında şunlar dile getirildi:
Egemen sınıfların baskı aygıtlarından biri olarak işlev gören hapishanelere insanı dar alanda esir alma, kontrol etme uygulamasının ötesinde başka çeşit fonksiyonlar yüklenmiştir.
Son bir yıldır Adalet Bakanlığı’nın hapishanelere gönderdiği gizli genelgelerle politik tutsakların daha önce direnerek ve bedeller ödeyerek elde ettikleri kazanımlar bir-bir geri alınmak istenmektedir.
Bilindiği gibi Türkiye’de 15 Temmuz günü, dünyanın yakından izlediği ‘’eşi ve benzeri’’ görülmemiş bir darbe girişimi yaşanmıştır. Mevcut hükümet ve Cumhurbaşkanı ‘’darbecilerle hesaplaşıyorum’’ diyerek çemberi genişletmiş, darbe girişimini politik tutsaklarla hesaplaşmanın malzemesi yapılmıştır.
Yayınlanan Kanun Hükmünde Kararname’ (KHK)lerle tutsaklar adeta izolasyon ve yok etme politikası ile karşı karşıya kalmıştır. KHK’lerle aile ve arkadaşlarıyla yaptıkları aylık açık görüşlere yeni düzenlemeler getirilmiş ve bir aylık olan görüşler iki aya çıkarılmıştır. İnfazını tamamlamış olan tutsaklar OHAL ve KHK ile tahliye edilmemiş ve hapishanelerde tutulmaya devam edilmiştir. Yine güvenlik gerekçesiyle tutsaklara ve görüşçülerine onur kırıcı çıplak arama dayatılmıştır.
15 Temmuz’dan sonra yaşanan tutuklamalar nedeniyle üç kişilik hücrelerde kalan tutsaklar altı ve sekizer kişi kalmak zorunda bırakılmıştır. Bu durum hasta tutsakların nefes alma alanını daralttığı gibi yeni sorunların yaşanmasına da sebebiyet vermiştir. Hastane sevkleri engellenen hasta tutsaklar OHAL darbesiyle tedavi haklarını kullanamaz olmuşlardır.
Son yayınlanan 676 sayılı KHK ile, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 59. Maddesin de yapılan değişikliklerle; ‘’…mahkum olanların avukatları ile görüşmelerinde, toplumun ve ceza infaz kurumunun güvenliğinin tehlikeye düşürüldüğüne, terör örgütü veya diğer suç örgütlerinin yönlendirildiğine, bu örgütlere emir ve talimat verildiğine veya yorumları ile gizli, açık ya da şifreli mesajlar iletildiğine ilişkin bilgi, bulgu veya belge elde edilmesi halinde, Cumhuriyet Başsavcılığının istemi ve infaz hakiminin kararıyla, üç ay süreyle; görüşmeler teknik cihazla sesli veya görüntülü olarak kaydedilebilir, hükümlü ile avukatın yaptığı görüşmeleri izlemek amacıyla görevli görüşmede hazır bulundurulabilir, hükümlünün avukatına veya avukatın hükümlüye verdiği belge veya belge örnekleri, dosyalar ve aralarındaki konuşmalara ilişkin tuttukları kayıtlara el konulabilir veya görüşmelerin gün ve saatleri sınırlandırılabilir." denilerek tutsakların Avukatlarıyla yapacağı görüşmeleri taciz edilerek kayıt altına alınabilecek. Avukatların ‘’terör örgütlerine haber ve talimat taşıyor’’ bahanesiyle cumhuriyet savcılıkları kararıyla hükümlü-tutuklu müvekkilleriyle görüşmesi 6 ay süreyle yasaklanabilecek.
Avukatlar adına yapılan bu değişikliklerle politik tutsakların savunma hakları ellerinden alınmak istenmektedir. Bu yapılan değişikliklerle politik tutsakların savunma hakları ellerinden alınmak istenirken aynı zamanda da dış dünyayla olan bağlantılarının bir halkası daha yok edilmek istenmektedir. Bununla beraber Avukatların istendiğinde keyfi bir şekilde müvekkilleriyle olacak olan irtibatları kesilecek ve Av.ların mesleklerini icra etmelerinin dahi önüne geçilecektir. Savunma haktır ve engellenemez.
Dünyanın hangi kara parçasında olursa olsun politik tutsaklar ora toplumunun vicdanı ve onurudur. Bizler hapishanelerde bulunan politik tutsakların aileleri, yoldaşları olarak vicdanımız ve onurumuz olan tutsaklarımıza ve Avukatlarımıza sahip çıkacağız.