O davullar zurnalar işbirlikçi Kristal-İş'in kapitalizme köleliği kabul ettirme bayramındaki mutluluğunun göstergesiydi
Mersin Şişecam fabrikalarında kılıfına uydurulmuş bir oyun oynanıyor. Mersin Paşabahçe cam fabrikaları kurbanlar kesilerek, davullar, zurnalar eşliğinde bayram havası verilerek kapatıldı. İşçiler ise kendilerine oynanan oyunların farkına bile varmaktan uzak adeta alkış tuttular patronun ve satılmış sendikanın işbirliğiyle hazırlanmış senaryoya...
Mersin’de bugünlerin zemini çok önceden atıldı. Mersin’de işçi kıyımları bundan bir buçuk sene önce patron-sarı sendika işbirliğiyle gerçekleştirildi. Fabrikada sendika yönetimine muhalefet eden işçiler, sendikanın hazırladığı listeyle işten atıldı.
İşten atılanlar önce Mersin’de ardından da Kristal-İş Genel Merkez’de devam ettiler direnişlerine. Bu süreç içinde işbirlikçi Kristal-İş, cam işçisinin bütününe mesaj vermek için direnişteki işçilere karşı mafvavari saldırılar gerçekleştirerek güç gösterisinde bulundu. O günlerde çam işçibi direnişteki işçilere sahip çıksaydı bugünler daha farklı yaşanabilirdi. Ama bugünün kurbanlarını o günlerden kesinleştirmek gerekiyordu. Nitekim şişecam patronları sendikayla işbirliğini orada bir kez daha perçinleyerek bugünlere zemin hazırladı.
Mersin Paşabahçe fabrikaları kapatılırken patronlar ve yandaş Kristal-İş Sendikası çalışan işçiler -özlük haklarıyla- başka illerdeki fabrikalara yerleştireceklerini beyan ettiler. Bu açıklamayı yaparken de satır arasında 96 işçi fazlası olduğunu da ifade ettiler. Emekliliği yaklaşmış işçilerin de hiçbir hak kaybına uğramayacakları, onların da özlük haklarıyla birlikte yatay geçiş yapacağı belirtilmişti. Ancak satır aralarında söylenen 96 işgücü fazlası ne anlama geliyor? Piyango hangi işçilere çıkacak, emeklilikleri yakın olan işçilere gerçekten özlük haklarıyla birlikte yatay geçiş yaptırılacak mı? Bu soruların cevapları ise sendika başkanının işçileri arayıp yaptığı görüşmelerde saklı ve işçiler bunu açıklıkla beyan etmekten kaçınıyorlar.

Mersin’den edindiğimiz bilgiye göre, şişecam patronları ve işbirlikçi sendikanın birlikte vaad ettiği gibi tüm çalışan işçiler özlük haklarıyla yatay geçiş hakkından yararlanamayacak,
Birincisi, 96 işgücü fazlası olarak nitelendirilen işçiler -ki bunlar taa başından listelenmiş belirlenmiş- işsizliğe mahkum edilecek. Bu işçiler sendika başkanı tarafından bizzat telefonla aranarak kendilerine verilecek olan teşviki kabul etmeleri istenmekte hatta zorlanmaktadır.
İkincisi, özellikle emekliliği 2018-2019’da hak kazanacak olanlar özlük haklarıyla yatay geçiş yaptırılmayacak. Bu durumdaki işçiler de tazminatlarını alıp ve teşviklerine razı olmaları yönünde baskı görmekteler.
Sunulan bütün bu koşullardan memnun gözüken işçi arkadaşlar, günümüzde sınıf bilincinden uzak, sistemin rekabet içindeki ve yanındakine yabancılaşmış işçi profiline denk düşen örneklerdendir.
Mersin’de kapatılan Paşabahce fabrikalarından özlük haklarıyla başka şehirlerdeki fabrikalara yatay geçiş yaparak işsiz kalmayacağına sevinen işçiler nelerle karşılaşacaklar.
Yıllardır yaşadıkları Mersin’den, mahallesinden, sokağından, komşularından, iş arkadaşlarından ve yaşam biçimlerinden koparılıp yeni bir şehirde yaşamaya mahkum edilmiş olacaklar.
Çocukları okullarından, arkadaşlarından ayrılmak zorunda kalıp yeni şehre adaptasyon sorunu yaşayacak belki de psikolojik sorunlarla yüz yüze kalacaklar. Mersin’de alıştıkları maddi manevi yaşam koşulları tamamen altüst olacak ve yeni şehirdeki koşullara ailecek uyum sorunu yaşayacaklar.
Mersin Paşabahçe işçilerinin aslında göremedikleri ve görmekte zorlandıkları şey şudur: Fabrika kapatılırken alkış tuttuğunuz kesilen kurban sizdiniz! O davullar zurnalar işbirlikçi Kristal-İş'in kapitalizme mutlak köleliği kabul ettirme bayramındaki mutluluğunun bir göstergesiydi. Siz bunu farkedemediniz?
Mersin Paşabahçe fabrikaları kapatılırken kesilen kurbanlar aslında işçi sınıfının geleceğinin kurban edilmesi yolunda atılan adımlardan biri, kurbanlar kesilirken alkışlayanlar ise sınıf bilincinin yerlerde süründüğünün göstergesidir.