10 Ekim'de 4. celse...

17:40 Daha önce bomba ve patlayıcı dolu bir çantada kimlikleri çıkan Akaltın avukatlara yanıt vermedi, duruşma sona erdi

GÜNCEL
Perşembe, 10 Kasım 2016 (9 yıl 5 ay önce)

17:40



14 Mayıs 2015 tarihinde polis tarafından ele geçirilen bir araçtan çıkan çantada orijinal kimliği ve sürücü belgesi bulunan Metin Akaltın, avukatların sorularına yanıt vermedi. Bu şahıs IŞİD dosyasında şu özgünlüklere sahip: Sözü edilen çantadan 3200 gram plastik patlayıcı, 19 patlamaya hazır bomba düzeneği ve 9 da uzaktan kumanda düzeneği var. Bu kadar ciddi malzemelerin çıktığı o çantanın içinde Akaltın’ın kimliklerinin çıkmasına rağmen polis kendisiyle ilgili hiçbir yakalama, arama ve kavuşturma işlemi başlatmıyor. Sadece bu bilgi bile Ankara Katliamı’na giden yolun nasıl düzlendiğini anlamamız için yeterlidir aslında.



 



Akaltın’ın diğer sanıklar gibi müşteki avukatlarının sorularına yanıt vermeyeceğpini açıklamasıyla duruşmanın bugünkü celsesi sona erdi. Yarın saat 10:00’da devam edilecek.



 



18:50



Metin Akaltın da müşteki avukatlarının hiçbir sorusuna yanıt vermiyor.



 



18:45



Verilen 15 dakikalık ara sonrasında sanık Metin Akaltın'ın ifadesine geçildi.



 



Akaltın, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmeyerek pek de şaşırtıcı olmayan bir tutum sergiledi. IŞİD’in tüm kritik evlerine kolayca girip çıktığı tespit edilen bu katilin senartyoları öncekilerine taş çıkaracak cinsten. Halil İbrahim Durgun ile olan ilişkisini “Kasaplık yapan esnaf kişiyim. Halil İbrahim Durgun kasaptan et yemiyordu, haftada bir koyun kestiriyordu. Eve derse eve, iş yerine derse oraya et götürüyordum” diyerek açıklayan, devamında “Oralara girip çıktım diye sorumlu gösterilmişim” sitemler eden Akaltın, Durgun’un kendisini onun evinde patlatmasına da kaba bir senaryo çizdi. Ankara Katliamı’ndan sonra Durgun’un kendisine gelerek zor durumda kaldığını, evine almasını istediğini söyleyen Akaltın, basında fotoğraflarını gördüğü için bunu kabul etmediğini belirtti. Fakat reddetmesi üzerine Durgun’un kendisini “çocuklarını öldürürüm” diye tehdit ettiğini, o nedenle evine almak zorunda kaldığını anlatan Akaltın, hemen akabinde dışarı çıkıp polise haber verecekken Durgun’un kendisini patlattığını ifade etti!



 



Ankara Katliamı’nı gerçekleştiren katillerin kaldığı Antep’teki Alya Sitesi’ne sık sık girip çıkan Akaltın bunu da kasaplığıyla gerekçelendirdi.



 



Suriye’de IŞİD kampında görüntülenmiş olan Akaltın, IŞİD bayrağı altındaki fotoğrafını diğer katiller gibi “ben değilim” diyerek kabul etmedi. Oysaki bu fotoğraflar da bilirkişi raporuyla tasdik edildi.



 



Akaltın her ne kadar mide bulandırıcı bir senaryoyla işin içinden sıyrılmaya çalışsa da şirketleri ve mesleği aracılığıyla IŞİD’e sevkiyat yapan bir paravan gibi çalıştığını gizleyemedi.



 



Akaltın da FETÖ’yle kendisini aklamaya çalışanlardan. Ona ilk ifadelerini yazdıran polisler de “hain FETÖ’cülerdenmiş!”… 



 



17:33



Yakup Karaoğlu’nun savunmasının ardından  hakim, “Araç kiralayıp saldırı yapan Halil İbrahim Durgun denilen  kişiyle bağlantını bize anlatır misin ? Ne gibi bir bağlantınız var? Yakup Şahin ve diğerlerini tanıyor musun? Alyas sitesinde bir çok arkadaşının  gittiği evi biliyor musun?” diye sordu. Karaoğlu, “Hayır ben sadece Ensar Vakfı’na gidiyorum arada sırada. Ben sadece emlakçılık yapıyorum depo filan kiralamadım” diye yanıt verdi.



 



Sonrasında kendisine bir düğünden resimler gösterildi, Karaoğlu sadece Erman Ekinci’yi tanıdığını söyledi.



 



H. İbrahim Durgun benden ev istemedi zaten aramız açık 20 000 TL param onda kaldı” diyen Karaoğlu Resul Demir’i de tanıyor.



 



Daha sonra müşteki avukatının, “Tefecilik mi yapıyorsun, neden H. İbrahim Durgun'a 20.000 TL’yi verdin?” diye sordu.



 



Karaoğlu bu soruya, “Açıklamalarımı mahkeme başkanına yaptım, cevap vermek istemiyorum” yanıtı verdi, Avukatın sorduğu tüm soruları yanıtsız bıraktı.



 



17:15



Sanık Erman Ekinci’den sonra Yakup Karaoğlu’nun sorgusuna geçildi.



 



Sanık, kâğıttan okuduğu ifadesinde pişkince “Buradaki acılı insanları anlıyorum” deme cüretini gösterdi.



 



Hüda-Par destekçisi olduğunu söyleyen Karoğlu, IŞİD’li olduğunu inkar etti. HüdaPar’lı olduğunu söylemesinin akabinde, “Sırtımı dayayacak hiç bir örgüt ve hiç kimsem yok” diyerek kendiyle çelişen sanık, “Mağdurum. Mağduriyetime son verin” gibi söylemlerle kendinden önceki sanık sıfatlı katillerin masumiyet masalını anlatmaya devam ediyor.



 



17:10



IŞİD’in önemli bir elemanı olduğu anlaşılan “toptancı” Mehmeddin Baraç’ın sorgusundan sonra, Erman Ekinci’nin ifadesine geçildi.



 



Ekinci, ‘Ebu Talha’ kod adının ona ait olmadığını söyledi. Yunus Durmaz'ı 2012-2013 yılları arasında aynı mahallede oturmaları vesilesiyle tanıdığını belirtti ve “O sıralar Yunus Durmaz medyada tanınan biri değildi. Televizyonda boy boy fotoğrafları çıktıktan sonra görüşmedim” diye ekledi. “İddianamede iki sayfada adım geçiyor. Benim hiç ilgim yoktur” diyen sanık, şahsına ait davanın geri çekilmesini ve daha önce 2012’de Antep’te yapılan bir IŞİD operasyonu kapsamında “örgüt üyeliğinden” yargılandığı dosyaya dahil edilmesini talep etti.



 



Mahkeme Başkanı’nın “Hacı Ali Durmaz'ı tanıyor musun?” sorusuna “Hayır” cevabı veren Ekinci, “Diğer sanıklardan Yakup Karaoğlu'nu tanıyorum. Emlakçı olduğundan arazi almak için görüşmüştüm” dedi.



 



Genç Mucahhitler Derneğine de Suriye’ye de gitmediğini söyleyen sanık sıfatlı katil, eğitmen olduğu iddiasına da “Ben işitme engelliyim, nasıl eğitmen olayım?” şeklinde yanıt verdi.



 



Müşteki avukatın “Ne işle uğraşırsın?” sorusuna “İnşaat” şeklinde cevap veren Ekinci, yakalanma tutanağındaki 20 bin TL ve 9600 dolar için “Herkesin cebinde o kadar nakit bulunabilir” şeklinde manasız bir açıklama yaptı. “Türkiye’nin en parlak döneminde bu kadar para çok mu?” diye ekledi.



 



Ekinci, evinde bulunan Glok marka ruhsatsız tabancanın da, 6-7 Ekim olayları esnasında ailesini PKK’den korumak için edindiğini ifade etti. 



 



IŞİD'le alakası olmadığı profili çizen Ekinci'nin, daha önce bir IŞİD'linin cenazesinde yaptığı konuşmaya dair görüntülerin yanısıra, bir düğünde de IŞİD bayraklı görüntüleri var.



 



16:50



Millete inandığım için milletin yargıcına cevap veririm.” diyen Baraç, mahkeme başkanının “Daha önce Ömer Hattap ismini kullandığını söylemişsin” iddiasına da “Yunus Durmaz’ı tanıyor musun?” sorusuna da “hatırlamıyorum” şeklinde yanıt vererek sütten çıkmış ak kaşığı oynamaya devam ediyor.



 



Sanığa, Yunus Durmaz’ın evinden çıkan dijital verilerde Ömer Hattap imzasıyla IŞİD lideri Bağdadi’ye yazılmış bir mektup bulunduğunu ve daha önceki sorgusunda polisin kendisine bu mektubu okumasına, “Bağdadi’ye mektup yazacak biri olsaydım burada seninle değil, istihbaratçılarla konuşmuş olurdum” yanıtı verip vermediğini, o mektubu IŞİD kampına götürüp götürmediğini sordular. Mehmeddin Baraç TEM’deki konuşmayı hatırlamadığını, IŞİD kampına da gitmediğini, hatta 17 gün IŞİD cezaevinde tutulduğunu, oraya gidiş nedeninin kardeşini aramak olduğunu yineledi.



 



Knedisine aynı zamanda Ömer de denildiğini, bu ismin başka bir akrabasıyla karıştırılmaması için dedesi tarafından konulduğunu anlatan Baraç, Ömer Hattat’ın kendisi olduğunu reddetse de Hattat’ın ne anlama geldiğini çok iyi bildiğini gösterdi (kelime anlamını söyleyerek).



 



Bir önceki sanık Nihat Ürkmez’i de tanıdığı dosya bilgilerinde geçen Baraç, bunu da kabul etmedi!



 



Bu arada Baraç’ın bir ağabeyinin polis olduğu öğrenildi. Müşteki avukatlarından Kazım Bayraktar, “Sadece bir sorum olacak, abin polis örgütünde hangi birimde? İstihbaratçı mı?” sorusuna Baraç tepkiyle yanıt vermeyeceğini söyledi.



 



15:55



 




Müşteki Avukatı Eylem Sarıoğlu soruyor: Islah-Der’le ilişkin var mı? Islah-Der’le ilgili bir şikayet olmuş, Islah-Der’in IŞİD’le ilişkisi nedir? Eleman gönderiyor mu?



Baraç: Hayır



Avukat: Birçok kişiyi cihada gönderdiğine dair bilgiler var.



Baraç: Cevap vermek istemiyorum. Sınır boylarında geçişler serbest paranın açamayacağı kapı yok çingeneler gibi, dilenciler gibi yapışıyorlar zaten.



Avukat: Üye olduğun bir parti var mı?



Baraç: AKP üyesiyim. HDP’ye  de gidip gelmişliğim var. (Yalan) 



Avukat:  Kolombiya marka bıçak, başkasına ait ehliyet ve başkasına ait kimlik fotokopisi emniyete girildiğin görülmüş . Nasıl bu kadar rahat emniyete girebiliyorsun? Buradaki imzalar sizin mi ? 



Baraç: Evet




 



Sanık sıfatlı Baraç’ın kardeşinin IŞİD davasından halen Diyarbakır Cezaevi’nde olduğu öğrenildi. Baraç, müşteki avukatlarının sorularını yanıtlamayacağını söyledi.



 



15:45



İfadesi sırasında hakimle Baraç arasında şu diyaloglar geçti:



 




Hakim: Daha önceki ifadende ‘Ömer Hattap ismini kullanıyorum’ demiştin kabul ediyor musun?



Baraç: Hayır hatırlamıyorum.



Hakim: Bingöl’de dava açıldı mi?



Baraç: Evet amma adli kontrol şartıyla.



Hakim: Yunus’u ve diğerlerini tanıyor musun?



Baraç: Hayır. Beni Suriye’de cezaevine attılar, bir süre kaldım. Eskiden başkanlık yaptığım bir dernek vardı. Muhazafakar Gençlik Derneği adında. Tutuksuz yargılanmak istiyorum.



Sanık avukatı Zeynep Demiryürek: Tutuksuz yargılanmasını istiyorum ve adliyeye sevk edilip tahliyesini istiyorum.



 




15:35



“Bingöl'deki Islah-Der'de (Hizbullah yani) namaz kılmışlığım var” diyen Baraç, dağda ölen PKK’li arkadaşının olduğu, bunun PKK’li olduğu anlamına gelmediğini söyleyecek kadar teatral bir gösteri yaptı. İddianamede en az kendi isminin geçtiğini söyleyen Baraç, tutuksuz yargılanma talebinde bulundu.



 



Baraç’ın ifadesi bitti, şimdi müşteki avukatlarının sorgusu başladı.



 



15:23



“Bu fiili yapan Yunus Durmaz  ve Halil İbrahim’dir. İfademi görünce şok geçirdim. Ben böyle bir savunma vermedim. Epilepsi hastasıyım. Emniyette ilacım ve yemek verilmediği için nöbet geçirdiğimden dolayı nasıl bir ifade verdiğini hatırlamıyorum. Ankara TEM’deki ifademin tamamını kabul etmiyorum.  Benim evimde bayrak çıkmadı, ama çıksaydı bile üzerindeki yazı hiç bir şeye, hiçbir yere mal edilemez. Ben Suriye’ye IŞİD tarafına PYD tarafından geçtim, kardeşimi aramak için” diyen Baraç, çok defa Suriye’ye gittiğini ve kardeşinin IŞİD’te mi, PYD’de mi, Ahrar u Şam’da mı olduğunu öğrenemediğini söyledi.



 



Siyasi propaganda yapan ve adeta “ben IŞİD’liyim” diyen Baraç, tüm bu gerçeğe rağmen kendisinin katliamda yakınlarını kaybetmiş insanların yüreğini soğutmak için kurban seçildiğini söyledi.



 



15:14



Sırtını devletin yasalarına dayadığını söyleyerek mahkemeye hitap eden Baraç, şimdiye kadarki yalancıların en pişkini!



 



15:12



Ben tutukluluğuma itiraz ettim ancak hiçbiri kabul edilmesi bende bunun üzerine avukatıma sordum niye böyle bu durum diye. O da bana emniyet ifadeni hatırlamıyor musun dedi ve ifademi bana verdi. Ben bu ifadeyi okuyunca şok oldum” diyecek kadar rol yapan Baraç, tam bir IŞİD’li kafasıyla siyasi propaganda yapıyor.



 



15:05



Yasin Börü katledildi, Bursa'da camide insanlar katledildi. Her namaz kılan terörist oluyor. İslamofobiyle Türkiye'yi bölmeye çalışıyorlar, dış güçler böyle müdahale etmeye çalışıyor” diyen Baraç, Ankara TEM’deki ifadesini de hatırlamadığını söyledi! Çünkü epilepsi hastası olduğu için 4 ilaç kullanıyormuş.



 



Bingöl’deki ifaesiyle TEM’deki ifadesi arasındaki çelişkiyi ise baskıya bağlıyor. “Bir suç ile itham edilen kişi suçu kanıtlanıncaya kadar masumdur” ilkesini hatırlatan bu cani de diğerleri gibi aynı kurgu üzerinden maval okuyor.



 



14:55



Sanık sıfatlı IŞİD’li katillerden daha önce “AKP’liydim” diyen Mehmeddin Baraç'ın ifadesi alınıyor. “Ankara'da yaşanan katliamdır ama ben başka katliamlar da gördüm bu ülkede” diyen Baraç, küstahlıkla başladığı ifadesini okumayı sürdürüyor.



 



14:45



Duruşma aranın ardından tekrar başladı. Sanık Talha Güneş'in savunmasıyla devam ediliyor. IŞİD'li Talha Güneş ve avukatı, iddianameyi görmediği için diğer duruşmaya kadar süre talep etti. Talepleri kabul edildi



 



14:05



Savunmasına “Olayla ilgim yok. Antep’te emlak işiyle uğraşıyorum” diyerek başlayan Akfidan, Kobanê’den gelen bir akrabası ile birlikte Almanya'da bulunup,  "Suriyeliyim" diyerek Almanya'dan oturum aldığını ve çocuklarını özlediği için geri döndüğünü iddia etti. Sanık, palavrasına “Almanya'dan Antalya'ya döndüm, niyetim memlekete dönmeden tatil yapmaktı” şeklinde devam etti.



 



Suriye’ye bir defa, savaştan önce gittim” diyen Akfidan, IŞİD’e katılan yakınının olmadığını söyledi.



 



Akfidan, 2009-2010 yıllarında cezaevinde olduğunu, mahkûmiyetinin sebebini belirtmek istemediğini ifade etti.



 



Hakimin "Yakup Şahin'i tanıyor musun?" sorusuna "hayır" diye cevap veren sanık Akfidan, avukatların sıkıştırması üzerine tanıdığını itiraf etti.



 



Sanık sıfatlı katil, Av. Özkan Karakoç’un yönelttiği sorulara “Antep’te görüştüğüm diğer sanıklar, Mevlana'dan ve Menzil Şeyhinden sapık olarak bahsederlerdi.” “Emniyette herhangi bir baskı ile karşılaşmadım. Medreselere gitmedim, Arapça bilmem, ilim öğrenmedim.” şeklinde cevap verdi. Avukatın sanık Alpfidan'a 'Bu kişilere sapık dedin, neden bu kişilerle birliktesin?' sorusuna sanık, 'ticaretin alı yeşili olmaz' dedi.



 



Av. Özdel sanığa “Muhasebecilik yapan kişiler sürekli senden depo ve kiralık daire istiyorlar, hiç şüphelenmedin mi?” diye sordu. Akfidan’ın yanıtı “Benden 3-5 sefer depo istediler. Şüphelenmedim. Ne için istediklerini sormadım, merak etmedim.” oldu.



 



Av. Özkan Karakoç, Suphi Akfidan'ın bir başka IŞİD dosyasında daha parmak izi bulunması ve olay sonrası Almanya'ya kaçması gibi gerekçelerle sanığın tutuklanmasını talep etti.



 



Müşteki avukatlarının talebi ve savcı görüşü doğrultusunda tutuksuz sanık Suphi Alpfidan'ın tutuklanmasına karar verildi.



 



Duruşmaya 14.30'a kadar ara verildi.



 



13:35



Nihat Ürkmez kritik soruların çoğunu yanıtsız bırakarak zımnen kabul etmiş oluyor. İHH bir yardım örgütü, sınırdan kaçak yollarla geçişini o mu organize etti sorusuna “istihbarat bilir” yanıtı veren Ürkmez, “istihbaratı iyi tanıyorsun, nerden?” sorusuna da “deneyimlerinden” yanıtı verdi. Suriye’de cihat dersi alıp almadığına; Esad iktidarının kastederek, “sosyalist bir rejimde bu mümkün mü?” gibi garip yanıtlarla geçiştirmeye çalıştı. Silahlı eğitim alıp almadığına dair soruyu yanıtsız bırakan Ürkmez, yeğeninin IŞİD saflarında savaşırken öldüğü ve başka akrabalarının IŞİD’e katılmasına ilişkin sorulara da suskun kaldı. 5 yıl Almanya’da kaldığını söyleyen Ürkmez, bu sırada bazı derneklere gittiğini söyledi, Pasaportu olmasına rağmen neden kaçak yollarla geçtiğine ilişkin soruya da yalan olduğu belli olan “süresi dolmuştu” yanıtı verdi.



 



Bu arada Ürkmez’in “ben değilim, bana benziyor” dediği fotoğrafla savcılıkta verdiği fotoğrafın bilirkişi raporundakilerle birebir uyuştuğu görüldü.



 



Ürkmez’in ifadesinden sonra Suphi Akfidan’ın sorgusuna geçildi. Akfidan’ın sorgusu devam ediyor.



 



12:20



Sanık Nihat Ürkmez avukatın sorduğu soruda yasal bir dernek olan IHH’nin Suriye’ye kaçak yolarla insan götürdüğünü söyledi.



 



Kendisine ait fotoğraflar gösterildiğinde inkar eden ya da “bana benziyor” ya da “İHH kampında çekilmiş” gibi yanıtlar veren sanık sıfatlı IŞİD’li katil Nihat Ürkmez’e Halil İbrahim Durgun ile yanyana çekilmiş fotoğrafları da gösterildi.



 



Ürkmez avukatın "IŞİD terör örgütü müdür?" sorusuna ise zorlanarak “terör örgütüdür” yanıtı verdi.



 



12:05



Müşteki avukatlarını tehdit eden IŞİD’li avukat Hüseyin Almaz küstahlıklarına devam ediyor. Ona göre dava Elâzığ Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki IŞİD dosyasıyla birleştirilmeliymiş, “STK'lar mahkemeye alınmamalıymış, müştekiler ise hakimin takdirine kalmış…



 



12:00



Nihat Ürkmez, gösterilen fotoğrafı kabul etmedikten sonra Suriye’ye İHH çalışmaları kapsamında gittiğini, aşçılık yaptığını, zaten takip altında olduğunu, eğer başka amaçlarla orda olsaydı istihbaratın bileceğini, daha önce de 2008’de “ilim öğrenmek için bulunduğunu” söyledi. Bu vesileyle İHH çalışmalarının nelere nasıl kılıf olduğunu da bir kez daha kanıtlamış oldu(lar).



 



Ürkmez’in IŞİD’li avukatı, müvekkilinin sadece Suriye’de çektirdiği bir fotoğraf üzerine tutuklandığını, İHH kampında yardım amaçlı bulunan bir kişinin çektirdiği fotoğrafın suç delili sayılamayacağını, Erdoğan’ın da Esad ya da Fethullah Gülen’le çektirdiği fotoğraflarının olduğunu söyledi. Bunun üzerine salondan “kapa çeneni katil!” tepkileri yükseldi.



 





 



11:45



Dün duruşmaya ara verildiğinde Adliye kapısından çıkılırken müşteki avukatlarına yumrukla saldırmaya kalkıştığı için hakettiği yanıtı alan IŞİD’lilerin avukatı Hüseyin Almaz, bu gün mahkemeye güvenlik önlemlerinin alınmasına dair dilekçe sundu, Almaz’ın dilekçesi dosyaya konuldu.



 



CMK’dan atanan avukatlardan Nusret Yılmaz da sanık sıfatlı IŞİD’li katilleri savunmaktan çekilme talep etti, talebi kabul edildi.



 



Duruşma IŞİD’lilerden Nihat Ürkmez’in sorgusuyla devam ediyor. Nihat Ürkmez, Suriye’de çekilen silahlı fotoğrafın kendisinin olmadığını, ancak kendisine  benzediğini iddia etti! Sadece inşaat işçisi olarak Suriye de çalıştığı yalanında ısrarlı…



 



Bu arada IŞİD’lilerin avukatı Hüseyin Almaz, meşru müdafaayı bahane ederek müşteki avukatlarını tehdit etti, bu tehditler salonda gerilim yarattı.



 



***



 



10 Ekim Ankara Katliamı’nın “faillerinin” yargılandığı sözümona davanın ilk duruşmasının 4. celsesi saat 11:00’de Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlayacak.



 



Duruşma saatinden önce, her ayın 10’unda ve patlamanın yaşandığı saatte Gar önünde toplanan aileler bu ay da aynı şekilde bir araya gelerek, kısa bir anma gerçekleştirdiler. 10 Ekim Barış ve Dayanışma Derneği’nin düzenlediği anmada, katliamda ölümsüzleşen 101 kişinin fotoğraflarının olduğu pankart açıldı, karanfiller bırakıldı. Saygı duruşu yapılarak kısa bir açıklamadan sonra duruşmaya katılmak üzere Adliye’ye geçildi.



 



Saat 11:00’de başlayacak duruşma öncesinde polis yine TOMA ve çevik yığınağıyla Adliye çevresini kuşattı.



 



Aileler salona geçmeye başladı.



 



Bu arada IŞİD’li katillerin avukatlarından Orhan Şahin’in (kendisinin de IŞİD’li olduğu düşünülüyor) müşteki avukatlarının fotoğraflarını çektiği ve bu fotoğrafların IŞİD’e ait sitelerde teşhir edildiği belirtiliyor.