18:40 Mahkeme tutukluların tutukluluğunun devamına karar verdi, sonraki duruşma 6-11 Şubat tarihleri arasında
18:40
Mahkeme tutukluların tutukluluğunun devamına karar verdi. Bir sonraki duruşma 6-11 Şubat tarihleri arasında görülecek. Müşteki avukatları sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin de dava kapsamına alınmasını talep ettiler.
18:30
Savcı mütalaasında sanıkların tutukluluk hallerinin devamını istedi. Duruşmaya 5 dakika ara verildi.
18:25
Savcı mütalaasını veriyor.
18:15
Burak Ormanoğlu’nun ifadesi sona erdi. Ormanoğlu dün ifadesi alınan Metin Akaltın’la (kasap) aynı işi yaptığı anlaşılıyor. Bu katil poliste ifade vermemiş biri… Duruşmada savcılıkta verdiği ifadelerin bir kısmını kabul ederken, bir kısmını da reddeti! “Bunları ben söylemedim, benim yerime yazmışlar” dedi.
Duruşmada o da diğerleri gibi ucuz bir senaryo kurdu. Sözümona Akaltın’la kasap dükkanından et alırken, Halil İbrahiö Durgun’un kendisini patlatmasından yaklaşık bir buçuk ay önce tanışmış. O gün o eve de Akaltın’ın “şohbenim bozuk, yardım eder misin?” demesi üzerine gitmiş. Ama orda Durgun tarafından silahıyla tehdit edilip, rehin alınmış. Sonra da olan olmuş… vs. vs…
Akaltın’la Durgun’un kendisini patlatmasından bir buçuk at önce tanıştığını söyleyen Ormanoğlu’na ikisinin Suriye’de çekilmiş fotoğrafları gösterildi. Fotoğrafları gören Ormanoğlu, anlık bir şok yaşadı. (Fotoğraflarda Halil İbrahim Durgun da var). O şokla “Ben 2012’de Kazakistan’daydım” deyiverdi. Yani fotoğrafların hangi tarihe ait olduğu söylenmeden o kendisi söylemiş oldu. Fakat kısa sürede kendisini toparlayarak yüzde yüz ana ait olan fotoğraftaki kişinin kendisi olmadığını söyledi.
Bu katil Suriye sınırına bir kere, o da çocukken, güvercinleri çok sevdiği için oradaki güvercinleri görmek için gittiğini söyledi. Avukatların “Suriye’de hangi tür güvercinler var?” sorusunaysa yanıt vermedi.
Her halinden katliam organizatörlerinden biri olduğu anlaşılan Ormanoğlu pekçok soruya yanıt vermeme tutumunu sürdürdü.
Salondan çıkarken de kadın avukatlardan birine “Güvercin mi dedin?” diyerek tehdit etti, bir güvercin türünün adını geveleyerek…
Ormanoğlu’ndan sonra duruşma, avukatların davayla ilgili yazılı beyanlarıyla devam ediyor.
17:10
Abdulhamit Boz’un ifadesi bitti. Boz öyle bir profil çizdi ve bunu o kadar soğukkanlıca yaptı ki gören onu gerçekten kendi halinde, çocuk çocuk sahibi temiz bir esnaf sanır! Hatta avukatı üstüne bir de onun Antep’te en son bir düğünde yaşanan IŞİD katliamında altı yakınını kaybettiğini bile söyledi. Dahası Boz, “Onların kirli paralarına kendimi dahil etmedim” bile dedi... Oysaki aynı Boz daha önce de 2 kere IŞİD üyesi olmaktan, bir kere de El Kaide üyesi olmaktan yargılanmış biri!
Boz’dan sonra davanın kilit isimlerinden Yunus Durmaz ve Hacı Ali Durmaz’ın eniştesi Abdülmuttalip Demir’e sıra geldi. “Burada bulunmamın tek nedeni Durmaz’ların eniştesi ve Müslüman olmamdır” diyen Demir, iddianameyi görmediğini ve ek süre istediğini söyleyerek gitti.
Demir’den sonra Burak Ormanoğlu’nun ifadesine geçildi.
16:40
Salonda IŞİD’li avukatın yarattığı provokasyon sonrasında yaşanan gerilim anında kaçışan IŞİD’lilerden Yunus Durmaz’ın ağabeyi Hacı Ali Durmaz’ın, müşteki avukatlarından Nuray Özdoğan’ı parmağını sallayarak “sana göstereceğim” sözleriyle tehdit ettiği öğrenildi. Avukat Özdoğan bu tehdidin tutanağa geçirilmesini, suç duyurusunda bulunduğunu ve Durmaz’ın bununla ilgili olarak da yargılanmasını istediğini söyledi.
Bu gelişmeden sonra sanık Abdülhamit Boz’un ifadesi ve sorgusuna geçildi. O da diğerleri gibi her şeyi reddediyor.
16:00
Gerilimden sonra ara verilen duruşmaya yeniden başlanmak üzere. Bu arada Nizip'ten ve başka yerlerden bomba yapımında kullanılan tonlarca amonyum nitrat satın alan ya da taşıyan Tunç'la ilgili bugüne kadar herhangi bir resmi işlem yapılmadığı, hiçbir devlet merciinin kendisine "bu kadar kimyasal maddeyi neden alıyorsun, nereye taşıyorsun, ne yapılıyor?" gibi sorular sormadığı vurgulanıyor.
15:45
IŞİD’li avukat Türkiye’nin 2012-2013 yıllarında IŞİD’i “terör örgütü” olarak görmediğini, Tunç’un da bu yıllarda Suriye’ye çıktığını söyleyerek, “dolayısıyla onu bu nedenle yargılayamazsınız” gibi provokatif bir söylemle konuşunca, evladını katliamda kaybetmiş bir baba “IŞİD terör örgütüdür, katliam yaptınız” diye bağırdı.
Bunun üzerine IŞİD’li avukat “provokatör müsün?” diye babaya saldırmaya kalkıştı. Avukatın bu tutumu üzerine salonda ciddi bir gerilim oluştu. İçeriye kasklı-kalkanlı jandarmalar girdi,
IŞİD’li katiller o esnada korkudan ne yapacaklarını şaşırdılar. Hepsi kendilerini jandarmanın bulunduğu güvenli bölgeye attılar, onların arkasına saklandılar.
Salon karışınca duruşmaya 15 dakika ara verildi.
15:20
Sanık Hüseyin Tunç, nakliyecilik yapan biri... Dosyadaki bilgiler onun bugüne kadar IŞİD’in nakliyeciliğini yaptığını gösteriyor, bu açıdan da kilit önemdeki sanıklardan… Tunç, sadece polisteki ifadesini değil, savcılıkta verdiği ifadeyi de reddediyor ve hemen hiçbir soruyu yanıtlamıyor. O fiadelerinde aha önce Suriye’ye gidip eğitim aldığını söylemiş mesela… Bugün savcılıkta verdiği bu ifadenin kendisine ait olmadığını söyleyince heyet bile şaşkınlık yaşadı.
Taşımacılık yaptığını söyleyen bu katil, daha önce Nizip’ten tonlarca amonyum nitrat almak istediklerini, fakat bu miktarda gübre alımı için satıcının fatura kesmek istediğini, bu nedenle gübreyi Birecik’ten aldıklarını söylemiş. Bunların da hiçbirini hatırlamıyor!
2012’de Yunus Durmaz’la birlikte Gürbulak sınır kapısından geçerek Suriye’ye gittiklerini söyleyen Tunç, bu bilgiyi de, daha önce kabul ettiği pasaportunun olduğu bilgisini de reddetti.
Sorulan soruları yanıtlamayan ya da daha önceki savcılık ifadelerini bile kabul etmeyen Tunç, tahliyesini istedi.
Sabahtan beri ortamı provoke etmeye çalışan avukatı Orhan Şahin de aynı tutumunu sürdürerek müşteki avukatlarına ve yargılamanın kendisine dair söylemlerde bulundu. Sadece EMEP ve 10 Ekim Aileleri Derneği’ni müdahil olarak kabul edeceklerini söyleyen bu katile salondan ve müşteki avukatlarından tepki geldi. Heyet onun müdahillikle ilgili buyurgan tutumunu kabul etmedi.
Şahin, bir de siyasi savunma yapmaya kalkıştı. Müvekkillerinin hepsinin mağdur edildiklerini, sadece yaşam tarzları ve dini davranışları nedeniyle bu olayla ilişkilendirildiklerini, IŞİD’e terör örgütü denildiğini ama lideri hakkında yakalama kararı bile olmadığını, IŞİD isminin bir belirsizliğe perde yapıldığını, normal koşullarda başka bir örgütten yargınlamış olsalardı ona üyelikleri konusunda çeşitli kanıtlar oluşturulacağını ama bu durumda müvekkillerinin yaşam tazlarının suçlanmaları için yeterli olduğunu söyleyerek hepsinin tahliyesini istedi.
14:00
Tutuklu sanık Hüseyin Tunç'un ifadesi başlayacak. Tunç’un Diyarbakır patlamasındaki IŞİD’li katillerin de avukatlığını yapan avukatı Orhan Şahin, ifadesini veren sanıkların salona getirilmesini, duruşmayı dinlemesini talep etti. Talebi kabul edildi, savunmasını yapan sanıklar salona getiriliyor.
Katillerin avukatı Şahin Hüseyin Tunç'a elindeki yazılı savunmasını yırtıp atmasını istedi. “Onu okumayacaksın, sözlü yapacaksın” dedi… Müşteki avukatları yırtılmasının istendiği o belgeyi görmek istediklerini söyleyince hakim de kendilerine ulaştığında vereceklerini söyledi.
13:50
Aradan sonra duruşma yeniden başladı. Katillerin avukatı, duruşma görüntülerinin dışarıya gönderildiğini, teşhir edildiklerini söyleyerek mahkeme heyetinin önlem almasını istedi. Bunun üzerine salon karıştı.
12:25
Mahkeme müşteki avukatların talebi üzerine kaçma şüphesi bulunan tutuksuz sanık Yakup Yıldırım’ın tutuklanmasına karar verdi. Yıldırım’ın Celal Demir isimli IŞİD’li bir akrabasının olması, katliamdan 1 ay önce Hakan Durmaz’la bin küsur kez görüşmesi, katliamın hemen sonrasında da yüze yakın mesajlaşması … gibi gerekçelerin Yıldırım’ın katliamcılarla çizmek istediği profilden farklı bir ilişkisi olduğunu gösterdiğini belirten avukatların bu talebi mahkemece kabul edildi.
Duruşmaya öğlen arası verildi.
11:50
Dün tutuklanan Suphi Alpfidan, “çok gizli şeyler söyleyeceğim, o nedenle hakimle yüz yüze görüşmek istiyorum, iki çocuğum var onların can güvenliğinden korkuyorum” dedi. Hakim isterse salonu boşaltabileceğini söyledi. Aileler de buna uyacaklarını beyan ettiler. Müşteki avukatlarıysa mahkemeden tanık koruma programından yararlanması talebinde bulundular. Avukatıyla görüşme talep eden Alpdöken bu görüşmeyi yaptıktan sonra bildiği her şeyi yazılı savunmasında söylediğini, başka da bir şey bilmediğini belirtti.
Alpfidan'ın ağzındaki baklayı çıkarmasıyla aslında paçasını kurtarmak için devlete verdiği istihbarat bilgisinden bahsetmek istediği anlaşıldı.Katliama ilişkin çok özel bilgiler vereceği sanılan Alpfidan, Halil İbrahim Durgun kendisini bir evde patlattıktan bir ay kadar sonra daha önce onunla birlikte kendi emlakçı dükkanına gelen bir şahsın tekrar gelip ev istediğini, kendisinin de bu kişinin telefon bilgilerini vs. alarak Antep Emniyet Müdürlüğü'ne bildirdiğini, o kişinin şimdi Antep'te cezaevinde olduğunu anlattı.
Alpfidan bunları anlatmaktan çekinmesinin örgütten korku olup olmadığı sorusuna da "evet örgütten korkuyorum" dedi.
11:30
Daha önce diğer sanıkların yanında konuşamadığını söyleyen Suphi Alpfidan tekrar sorguya alındı. Alpfidan her şeyi anlatmak istediğini, hakimle yüz yüze konuşmak istediğini belirterek, “Gaziantep Emniyet Müdürü her şeyi biliyor” dedi.
11:25
Yakup Yıldırım da diğer sanıklar gibi önceki ifadelerini polis yönlendirmesinde verdiğini söyleyerek, geri alıyor. Bu şahıs patlamadan hemen sonra ağabeyiyle konuşup, katillerden Hakan Şahin’in Ankara’da olduğunu söylüyor. Abisi de ona, “Hakan mı patlattı o zaman?” diye soruyor. Hakan Şahin’in arkadaşı olduğunu söyleyen Yakup Yıldırım, Şahin’in günlük hayatta sık sık cihattan bahsettiğini belirtti ve “TC Hükümeti’nin ve mahkeme heyetinin adaletine ve vicdanına güvendiğini” söyleyerek ifadesini sonlandırdı. . Yıldırım’ın avukatı da “tutuksuz yargılanması” talebinde bulundu.
Müşteki avukatları Yıldırım’a Hakan Şahin’le bir ayda tam 1300 kere görüşmesinin nedenini sordu. “Kız meselesi” gibi bir yanıt veren Yıldırım’a avukatlar “ama kızla değil, Hakan’la konuşuyorsun” diye soruyu yineledi. 10 Ekim katliam gününde Hakan Şahin Ankara’dan Antep’e dönerken de tam 100 kez mesajlaşmışlar. Buna da Yakup Şahin hastaneye gitti diye arayıp durduğunu söyleyerek yanıt verdi.
Polisin ifadelerinde neden sadece Şahin kardeşler için yönlendirdiklerini soran müşteki avukaylarına Yıldırım, arkadaşlarım olduğu için gibi bir yanıt verdi.
***
10 Ekim Katliamıyla ilgili açılan davanın 1. Dürüşmasının 5. ve son celsesi aileler, avukatlar ve katil sanıkların kimlik tespitleriyle başladı. Dünkü celsede müşteki avukatları, tutuksuz yargılanan Suphi Akfidan’ın tutuklanmasını talep etmişler ve bu talep kabul edilmişti. Akfidan, katliamda kullanılan araçta ve önceki bir IŞİD dosyasında parmak izlerinin bulunan ve bu arada Almanya’ya kaçmış olan bir isim… Akfidan’ın tutuklanmasından sonra sanık sıfatlı IŞİD’li katiller hazırladıkları düzmece ifadelerini okudular, hakimin sorularına da yanıt verdiler. Ama müşteki avukatlarının sorularını yanıtlamama tutumu aldılar, örgütsel tutum sergilediler…
Dünkü duruşmada sanık katillerin avukatlarından Hüseyin Almaz müşteki avukatlarını tehdit etti, bir gün önce kendi saldırısıyla başlayan olay hakkında suç duyurusunda bulundu.

Duruşmada hemen tüm katiller daha önce verdikleri ifadeleri geri aldılar. Yeni kurguladıkları ifadeler ise sorgu sırasında verdikleri çelişkili yanıtlarla aslında çöktü. Aralarında AKP’li, Hizbullahçı olan da vardı. Onlar da “FETÖ” üyesi polislerin gazabına uğradıklarını söylediler. İHH gibi bir “insani yardım kuruluşu” aracılığıyla sınırları nasıl geçtiklerini ele verdiler. Yollarda polis çevirmelerini sorunsuz geçmeleri konusunda renk vermeseler de olayın kendisi zaten çok şey anlattı. İçlerinden biri IŞİD’lilerle fotoğrafları konusunda Tayyip Erdoğan’ın da Fethullah Gülen’le fotoğrafı olduğunu hatırlatarak “ne var ki bunda?” dedi vs. vs. Bazıları cezaevindeyken kendileriyle bakanlık yetkililerinin görüştüğünü, ifadeleri konusunda yönlendirildiklerini anlattılar.
Duruşma tutuksuz sanıklardan Yakup Yıldırım’ın ifadesiyle devam ediyor. Dün, diğer sanıkların yanıdna konuşamadığını söyleyen Suphi Alpfidan da salona getirildi.
Yakup Yıldırım da öncekiler gibi ilk ifadesini reddediyor, baskı altında verdiğini söylüyor.