İZBAN grevi 6. gününde OHAL baskısı altında devam ediyor
İZBAN grevindeki kadın maknistler İzmir’in tüm yaşamından sorumlu olduklarını dile getiriyorlar.
İZBAN grevi 6. gününde OHAL baskısı altında devam ederken grevdeki işçiler İzmir halkından destek ve sahiplenme beklediklerini ve haklılıklarını tüm İzmir halkına anlatmaya devam edeceklerini ifade ediyorlar.
Grevdeki işçilerin üyesi olduğu sendikayla patronları arasında hala herhangi bir görüşme yapılmadı. İzmir halkı TCDD ve İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ortak şirketi İZBAN A.Ş., İzban grevini kırmak için ek seferler düzenlemeye çalışmaktan geri kalmıyor.
İZBAN grevcileri, ücretlerinin insani yaşam koşullarına uygun hale getirilmesini istiyor ve haklı taleplerinin sonuna kadar arkasında olacaklarını söylüyorlar. Grevdeki işçiler İzmir halkının yaşamının odağında olduklarını, kendileri geç kaldığında İzmir halkının işe, hastaneye, okula, eve... yani her şeye geç kalacaklarını belirterek yaptıkları işin önemine vurgu yapıyor ve halktan destek ve sahiplenme bekliyorlar. İzmir’de bulunan sendikalardan, kurumlardan, derneklerden destek grev, kazanana kadar mücadeleye devam kararlılığıyla sürüyor.
İZBAN grevindeki kadın makinistler, “Biz işimize geç kalırsak tüm İzmirliler geç kalır. Bizim kadın olma, sağlıklı beslenme lüksümüz bile yok” diyerek İzmirlilerin yaşamlarında ne kadar önemli rolleri olduğunu anlatıyorlar.

Gazete Duvar’a çalışma koşullarını ve İzmirlilerin yaşamında ne kadar önemli bir yerde olduklarını anlatan kadın makinist Hatice Can, “Mesleğimiz riskli, sabır ve özveri gerektiriyor. Çünkü her an bir sorun veya arıza oluşabilir. Müdahale ederken soğukkanlı ve sabırlı olmanız, olaya en kısa sürede müdahale edip kimsenin zarar görmemesini sağlamanız gerekir. Tabii bunu kısıtlı bir süre içerisinde sağlamalısınız. Çünkü kaybettiğiniz her saniye sizin değil, taşıdığınız yolcuların zamanı” diyor. “Keşke deme lüksümüzün olmadığı görevimizin, hayatımıza etkileri çok fazla. Sizin geç kalmanız demek; işe, okula, eve hastaneye giden tüm yolcuların geç kalması demektir, ki uykunuzda bile bu sorumlulukla dolu oluyorsunuz” diye anlatıyor işlerinin gereklerini.
Can anlatımına şöyle devam ediyor.
Bizim mesleğimizde sağlıklı beslenmek lükstür; çünkü yemek saatiniz tren aralarına sıkıştırılmış, en az beş dakikası kaybedilmiş, karın doyurmanın yanında lavabo ihtiyacınızı gidermeye çalıştığınız zamandır. Planlama yapmak lükstür. Çünkü işinizin bitiş saatini ve yerini o anki durum belirler. Ailece tatil planı yapmak lükstür. Çünkü her ay değişen vardiya planları ve hafta tatilleri buna izin vermeyebilir. Özel hayatınız olması lükstür. Çünkü telefona gelen ve geç gördüğünüz bir mesaj sizi zor durumda bırakabilir. Kadın olmak lükstür. Çünkü işin zorluklarını bilerek girmişsinizdir. Patron kadın çalışan olduğunuzu çoktan unutmuştur. Bizim işimizde tuvalete gitmek bile lükstür. Çünkü tuvalet ihtiyacınız size verilen mola sürelerinde gelmelidir. Kısacası, bizim tek bir isteğimiz var. Ailemizle paylaşamadığımız zamanı telafi etmeye çalışırken, ödeyemediğimiz faturaları düşünerek yaşamamak.
Kadın makinistlerden Aslı Kızak ise vardiya düzeninin özellikle kadınlar için uygun olmadığını söylüyor: “Özellikle uzun hatlardaki sürüşler esnasında yalnız kalıyoruz. Dış etkenlere karşı korumalı güvenilir bir ortamda çalışmamızın sağlanması gerekir.”