İZBAN grevinin 7. gününde 2010'dan beri makinist olarak çalışan Mücahit Yavuz'la konuştuk.
İZBAN grevinin 7. gününde 2010 yılından beri makinist olarak çalışan işçilerden Mücahit Yavuz ile süreç üzerine konuştuk.
Alınteri: Kendinizi tanıtır mısınız?
Adım Mücahit yavuz, 2010 yılından beri İZBAN’da makinist olarak çalışan işçilerden biriyim ilk işe başlayanlardan biriyim, bunu belirtmek istiyorum.
Alınteri: Greviniz bugün 7. gününde, greviniz üzerine bazı spekülasyonlar da yapılmaya başlandı. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?
Mücahit Yavuz: Öncelikle teşekkür ederim bize zaman ayırdığımız ve dinlediğiniz için. 340 İZBAN çalışanı var. 304 sendika üyesi arkadaşımız fire vermeden greve devam ediyor. Geriye kalanlar idari kadroda olan arkadaşlarımız.
304 arkadaşımız hiçbir baskı ve etki altında kalmadan greve çıktı. Sendika başkanımız Hüseyin Erdinç bu sorunu masa başında toplu iş görüşmeleri sırasında çözüme ulaştırmak için çok çaba sarf etti, grev kararı almak istemiyorlardı. 7-8 Kasım’daki görüşmelerde bile bizim kırmızı çizgimizin bile aşağısına düşecek teklifte bulundu; çünkü kesinlikle greve çıkma yanlısı değildi. Sendikayı greve çıkmaya zorlayan çalışan işçi arkadaşlarımız oldu. Yani biz istedik. Çünkü bu 6 yılın bir birikiminin son patlama noktası oldu. Bizim burada sadece ücretlerle ilgili sıkıntımız yok, ücretlerle ilgili sıkıntı yüzde altmışını oluşturuyor. Bunun yanında burada altı yıldır yönetimin bize uyguladığı bir tutum da yüzde kırkını oluşturuyor.
Alınteri: Bu altı yıl içinde neler yaşadınız?
Mücahit Yavuz: İşe ilk olarak 750 TL ile başladım. Burada en büyük sıkıntılarımızdan biri ücretlerimizin çok düşük olmasıdır. Ücretlerimiz yaptıkları zam oranları enflasyonun kat kat üstünde gibi gözükmesine rağmen normal çalışanların ücretlerine bile yaklaşmayan, Türkiye geneline baktığınızda bizim aynı işte çalışanların kat kat altında ücret alıyoruz. Ayrıca gerek çalışma koşullarımız, gerekse yöneticilerin bize karşı tutumları konularında çok sıkıntı yaşadık, yaşıyoruz.
Alınteri: Ne gibi sıkıntılar, biraz daha açabilir misiniz?
Mücahit Yavuz: En basiti çalışma koşullarımız, çalışma saatlerimiz... Daha düne kadar ilk açıldığında 10 bin yolcu taşıyan İZBAN'ın yolcu sayısı bugün 300 bine ulaştı. İZBAN büyürken İşçi sayısı sürekli azaldı. Şu anda Tepeköy’ü açtılar; bu hattı biz 120 makinistle zor çevirirken, aynı makinist sayısıyla seferler arttırıldı. Hizmet artarken işçilerden yaptıklarının kat kat fazlasını yapması isteniyor. Biz bu konuya ilişkin çözümler üreterek gittiğimizde ise hiçbir şekilde karşılık bulmuyor. Bunlar sayabileceklerimizin en basitleri, bunların yanında sayabileceğimiz daha birçok sorun ve sıkıntı yaşıyoruz.
Çalışma koşullarımızın düzeltilmemesi, çalışanların yükünün gittikçe artmasına karşın çözüm bulunmasını istememize bir karşılık bulamamızdır bizi greve sevkeden şey. İşyeri komitemizin disiplin kurulu içine hiçbir şekilde sokulmaması, bizi görmezden gelmeleri greve çıkmamızı zorunlu hale getiren şeylerdir.
Alınteri: Grevin ilk günlerinde TCDD grevi kırmak ve zayıflatmak için hem ek seferler koydu hem de emekli olan makinistleri işe başlattı. İBB, 'bizim bu yapılanlarla ilgimiz yoktur' minvalinde açıklamalar yaptı. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Mücahit Yavuz: Bu arkadaşlarımız bizim mesai arkadaşlarımızdı, abilerimizdi. En azından şimdiye kadar biz böyle biliyorduk. Bizim çalıştığımız şirketin ilk kurulduğu yıllardan beri emekli makinist çalıştırma kadrosu zaten vardı. Taşeronda...
Alınteri: Siz greve çıkmadan önceki süreçte emekli olanlar hiç işe alındı mı? Çalıştırıldılar mı?
Mücahit Yavuz: Hayır grev öncesi dönemde böyle bir şey olmadı. Bu durum İzmir Bükşehir Belediyesi ve TCDD’nin bizim direncimizi kırmak ve kamuoyunda böyle bir basınç yaratmak için yapmış olduğu bir uygulama Biz greve çıktıktan sonra 10-15 kişilik bir emekli makinist var onlar işe başlatıldı. Grevi kırmak ve zayıflatmak için Aliağa ve Çiğli arasında çalıştırılıyor. Bizim grevimizi kıracak ve zayıflatacak bir etkisi olacak kapasitede değil, bunun da bilinmesini isterim.
Alınteri: CHP’li ve kendilerini sosyal demokrat zırhı arkasına saklayan güya işçiden yana olduğunu ifade eden İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı, TCDD’nin grevi kırmak için emeklilerin işe alınmasına karşı çıkmıyor. Bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Mücahit Yavuz: Zaten dün basına bir duyuruları oldu. Burada yapmış oldukları teklifi açıkladılar, o da kamuoyunu yanıltıcı, grevi kırmak için ortaya koymuş oldukları rakamlar var bunlar kesinlikle gerçeği yansıtmayan rakamlar.
Alınteri: 304 işçi dediğimizde her aile en az üç kişilik olduğunu düşünürsek yaklaşık 950 kişilik bir kitleye denk geliyor ve burada 950 kişi aslında açlığa ve kölece çalışma koşullarına mahkum edilmek isteniyor. Greve ve grevdeki işçilere yönelik manipüle edici, halkı düşmanlaştırma çalışmaları da başladı. Aslında siz bunun karşısında grevin haklılığını İzmir halkına anlatmak ve sahiplenmesini sağlamak için ne tür çalışmalar yapacaksınız?
Mücahit Yavuz: Şöyle söyleyeyim, biliyorsunuz biz grev kararı aldığımızda OHAL vardı ve devam ediyor. Bizim en temel kararımız greve çıkabilmekti, çünkü karşı tarafın OHAL nedeniyle grevi erteleme gibi bir şeyi devreye sokup sokmayacağıydı. Bizim en büyük sıkıntımız bu koşullarda haklıyken haksız duruma düşmemek bu nedenle grevimiz biraz sessiz geçiyor. Derken mesela basın açıklaması yapacaktık kısa kesmek zorunda kaldık. Bildiriler dağıtacaktık, farklı etkinliklerimiz olacaktı. Kamuoyuna haklılığımızı anlatmak için biliyorsunuz süreç bizim aleyhimize olduğu için OHAL’den kaynaklı biraz pasif kaldık. Ancak İZBAN grevine destek platformu bizim sesimizi duyurmaya, bizim için bildiriler dağıtmaya, kamuoyunu bilgilendirmeye çalışıyor.

Alınteri: İZBAN biliyorsunuz Başbakanlığın da 'Prestij projeleri' arasında ve greve ilişkin açıklamaları da var. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Mücahit Yavuz: Başbakan’ın ve Büyük Şehir Belediye Başkanı Kocaoğlu’nun da açıklamaları var. Ayrıca AKP İl Başkanı’nın da açıklamalarından sonra bu olay biraz daha siyasiye dönüştürülmeye çalışılıyor. İZBAN’ın kuruluşuna baktığınızda Ulaştırma Bakanlığı’nın öncülüğünde Devlet Demiryolları ve Büyükşehir Belediyesi işbirliğiyle kurulmuş olan bir şirket, hisseleri yarı yarıya.
Biz bu grevi yaparken siyasi eğilimimiz doğrultusunda karar vermedik. Bizim buradaki özümüz şudur: Biz hakkımız olanı istiyoruz. Bu sorunumuzu kim çözer AKP mi CHP mi çözer, bizi ilgilendirmiyor. Bizim talebimiz insanlığa uygun, hak ettiğimiz ücretlerimizi vermeleri ve sorunsuz çalışmaya dönmek. Bunun dışında hiçbir emelimiz ve gayemiz yok. Bizim grevimizle ilgili açıklamalar yaparken karanlık ellerden bahsediyorlar. Bu karanlık eller neymiş açıklasınlar biz de bilelim. Sanki sendikanın CHP’yi yıpratmak amacıyla işin içine sokulduğuna dair açıklamalar yapılıyor. Asıl kara eller bu açıklamaları yapmakla devreye giriyor. Algı operasyonu yaratıyorlar. Burada çalışanların çalışma koşullarından ve ücret sıkıntımızdan dolayı sendikaya grev kararı aldıran biz işçileriz. Bize öğretilmiş çaresizliği yaşatmak istiyorlar, biz bu saatten sonra çaresiz değiliz. Bunu yaşatamayacaklar!
Dengeler bozulacaktır da diyorlar, umurumuzda değil. Ne bozulursa bozulsun, artık uzatmalarının da bir mantığı yok. Yeter ki gelsinler bugüne kadar yapmadıkları şeyi yapsınlar; gelsinler bizleri dinlesinler. Bize neden greve çıktınız demesinler artık gitsinler patronlara sorsunlar 'bu işçiler neden greve çıktı' diye. Bu grevi siyasetlerine alet etmelerinin mantığı yok. Buradaki kara eller kimin ben hala anlamış değilim. Bizim burada yaşamış olduğumuz üçüncü toplu iş sözleşmesi, iki toplu iş sözleşmesi geçirdik. Bizim grev hakkımız bile yoktu. 2015’den sonra Anayasada grev yapma hakkı verdiler. Belediyelerde ulaştırma sektöründe çalışanlara tanınan bir hak bu.
Bugüne kadar bizi hep bu şekilde durdurdular, baskıyla düşük ücretlerle çalışmaya zorladılar. 2015’den sonraki süreçte arabulucuyla yüksek hakem arasında grev hakkımız doğdu. Bu bizim yasal hakkımız. Anlaşma olmayınca greve çıkmak zorundayız. Çünkü yasada bunu söylüyor.
6 yıldır yapılan uygulamalar sonrasında işçi iradesiyle grev kararı çıkmıştır. Buradaki bütün arkadaşlarımla gurur duyuyorum. Böyle bir süreçte böyle bir iradeyi korudukları için. Dengeler bozulacak diyorlar ya, dengeler patronlar açısından bozulacak. Biz kazanırsak diğer işçilere de ön açmış olacağız, diğer şirketlerde çalışanlar da haklarını isteyecekler işte bundan korkuyorlar.
Sömüremeyecekleri, kafalarına vura vura çalıştıramayacakları işçi sınıfı var karşılarında bundan ve bunun yayılmasından korkuyorlar. Onlar korksunlar, işçi sınıfı için yeni bir sayfa açılıyor, açılacak. Böyle düşünüyorum. Sonuna kadar mücadelemize greve devam edeceğiz! Kararlıyız!..