Süleyman Soylu nam-ı diğer minyatür SS kendi meşrebine uygun cümlelerle tehditler savurdu
Kapitalizmde bir şeyin seri üretimine geçmeden önce onun minyatür bir modeli yapılır. Bu minyatür asıl olana kıyasla çok küçüktür. Görüntüsü aslına benzer ama gerçekte işlevsel değildir; ancak dışarıdan bir kuvvet ittirir, kaktırır, sağa sola çekiştirirse hareket ediyormuş gibi görünür. Şimdilerde bir karaktersiz var ortalıkta dolaşan (Gerçi ne biri, ortalık karaktersizden geçilmiyor).
Adı Süleyman Soylu… Kısaca SS… Hani su Hitler'in bütün kirli islerini yapan en aşağılık tiplerden kurulu özel birliği var ya SS... Bu adamın isim kısaltması da SS... Misyonları da birbirlerine çok benziyor aslında… Bu da her türlü kirli işi yapmaya dünden hazır. Dün ağzına geleni söyleyerek küfrettiğine bugün tapınacak kadar belkemiksiz…
Yalnız bunun şöyle de bir özelliği var: Bu SS, ötekinin minyatürü! Hem de ucuz malzemeden yapılmış bir minyatür... Ha, bu adamı tasvir ederken bunu bugün arkasından yöneten Mehmet Ağar’dan bağımsız anlatmak mümkün değil. Ekranın önünde o var ama bugün gerçek İçişleri Bakanı o tescilli katil.
Bu minyatür SS, neoliberal-faşist kırması o iğrenç “piyasacı” sırıtışıyla kendi çöplükleri haline gelen TV ekranlarına çıkarak, kapatılan derneklerle ilgili tarihi bir “nutuk” çekti. Sanki o dernekleri onların lütfuyla açmışız ve şimdi onlar kapattı diye her şey bitmiş gibi, “Bağırıyorlar, çağırıyorlar. 370 dernek kapattık. Neden? Oralarda konaklayacaklar, pinekleyecekler, terör örgütüne destek sağlayacaklar, biz de onları meşru bir organ olarak göreceğiz. Vurduk kilidi, gitti. Hadi bakalım açın da görelim” dedi.
Bu SS’in de yalakalık yapmak için çırpınıp durduğu Tayyip Erdoğan gibi, halkı "koyun" yerine, kendileri gibi zibidileri de "çoban" yerine koyduğu açık.
Tüm burjuvaların ve onların en saldırgan yüzünün ifadesi olan faşistlerin, “koyun” olarak kodladıkları halkın acılarına, toplumsal sorunlarına tercüman olan o derneklerin, bizzat o halkın kendisi tarafından kurulduğunu, bağrından çıkardığı evlatlarının özgürlük davasına verdiği destekle ruh ve içerik kazandıklarını anlamaları beklenemez. Onları nasıl kurdularsa bir kez daha-bir kez daha kuracaklarını/açacaklarını, çünkü kendileri gibi ödleklik-çıkarcılık-yalakalık ille de “piyasacılıkla” değil; yürekle, bilinçle, cesaret ve sabırla hayatı soluduklarını anlamaları mümkün değil.
Minyatür SS’e bunu hayat gösterecektir, diğerlerine gösterdiği gibi....
Bu SS’in kıt aklıyla tehdit savurduğu diğer kesim de devrimci-demokrat-yurtsever kamu emekçileri oldu. “Kamu görevlisiyse de bir şekilde PKK’ya dayanıyorsa, yardım, yataklık ediyorsa, bu milletin hiçbir kuruşunu onlara nasip ettirmeyiz. Bütün vali, kaymakam, emniyet müdürleri ve jandarma kuvvetlerimiz, bu işin üzerine gidiyor” sözleriyle gönderdiği salvolar, emekçilere dönük yeni bir kıyıma hazırlık yaptıklarını, giriştikleri pervasız kadrolaşmada daha büyük adımlar atacaklarının ipuçlarını verdi.
Kısacası bu SS, “eceli gelen camii duvarına işer” sözündeki espriye uygun olarak ecelini/ecellerini çağıracak sayıklamalarda bulundu.
Birikiyor, birikiyor, birikiyor…
Patladığında kaçacak delik arayacaksınız!..