Bekir Bozdağ cinsel istismar ve tecavüzü meşrulaştıran önerge için Roman vatandaşları kalkan yaptı
AKP’nin kadına dönük taciz ve tecavüzleri, cinsel istismarı meşrulaştıracak, “çocuk gelinlerin” sayısını geometrik olarak çoğaltacak önergesine dönük tepkiler devam ederken, hükümet cephesinden yapılan birbirinden berbat açıklamalar bunu daha da perçinliyor.
Toplumsal tepki karşısında dün basına açıklama yapan Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, sanki rızası olabilecek ya da neyin içine düştüğünü bilebilecek yaştaymış gibi “küçüğün rızası” olan “evlilikleri” kastederek “bizim önergemiz bu durumdaki evlilikleri kurtarmak, mağdurlara yardım etmek” diye açıklamalarda bulunmuştu. Bırakalım 17’yi, 12-13 yaşlarındaki kız çocuklarının evlendirildiği Türkiye’de bu düzenlemenin neyi nasıl meşrulaştırdığı açık açok ortadayken!...
Önergenin tecavüzcülerin affı anlamına gelmediğini, bu konuda kendilerinin tutarlı bir yaklaşıma sahip olduklarını hatta herkesten daha fazla mücadele ettiklerini söyleyen AKP’li yetkililer ve bakanlar, kendi dünya görüşleri-ideolojik yaklaşımları açısından sakınca görmedikleri böyle bir düzenlemenin tüm toplum tarafından onaylanmasını bekliyorlar. Onaylamayanları ise “hainlik”, “kötü niyet”, “siyasi istismar” gibi kavramlarla hedefe çakıyorlar.
Oysaki önergenin her satırı evlilik bağı kurulduktan sonra tüm tecavüzleri kabul edilebilir bulduklarını ya da “küçüğün rızası” diye tercüme etikleri çocuk “evliliklerini” yaygınlaştırmayı doğal gördüklerini açıkça ortaya koyuyor. Önerge zaten, AKP ve aynı zihniyetin daha önce gerek kadınların şiddet görmesi, katledilmesi, cinsel saldırıya uğraması gerekse kız çocuklarının “evlendirilmesi” konularında yaptıkları açıklamalardaki yaklaşımların yasal ifadesi dışında bir anlam taşımıyor.
AKP cenahı ve AKP’li bakanlar kendilerini paralayarak bunun böyle olmadığını kanıtlamaya çalışsalar da bu apaçık gerçeği perdelemeleri mümkün değil. Bunun mümkün olmadığını biliyor olmalarından ya da esasında kendi dünya görüşlerine uygun bir toplumsal yaşam ve kurallar oluşturmaya çalıştıklarını gizlemek için bu sefer de Roman vatandaşları işin sebebi yapıyorlar.
Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın NATO Parlamenterler Asamblesi'nde yaptığı ibretlik konuşma nerden baksanız mide bulandırıcı bir çarpıtma, yalan ve hile üzerinden kurulu.
Türkiye'yi ayağa kaldıran düzenleme için Bozdağ, "Bazı yerlerde, Roman vatandaşlarımızda daha yoğun olmak üzere, bu yaşın altında aileler düğün yapıyorlar, tören yapıyorlar ve evlendiriyorlar. Bunu biz tasvip etmiyoruz, ortadan kaldırmak için mücadele ediyoruz" diyerek hem Roman vatandaşları aşağıladı hem de kaldırdıkları taşın yarattığı infiali frenlemek ve uluslararası arenada da sarsılan itibarı kazanmak için onları kalkan yaptı.
Kendilerinin kız çocuklarının evlendirilmesini önlemek için nasıl mücadele ettiklerini anlatan Bozdağ, mesela ortaöğretimde yapılan düzenlemelerle kız çocuklarının evlendirilmesini nasıl teşvik ettiklerini bilmesek bize de “ya hakikaten sonuçta böyle de bir sorun var, adamlar ne yapsın?” dedirtecek! Ya da kadın düşmanı politikalarını bilmesek “millet de abartıyor ha” diye kendilerine acıyacağız! Ama toblo ortada…
Bekir Bozdağ’ın dün ve bugün yaptığı birbirinden ibretlik açıklamalar bir yana sadece şu rakamlar bile Türkiye’de neyin nasıl yaşandığının açık ifadesidir:
2006 yılında açılan çocuk cinsel istismar davası 2 bin 400. 2016 yılında gelindiğine bu rakam 16 bin 900. Son 10 yılda çocuk cinsel istismar davaları yüzde 700 artmış. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın resmi verilerine göre de son 5 yılda evlendirilen çocuk sayısı 232 bin 313.
Sözünü ettikleri mücadele varsa bu rakamlar neden bu kadar şişti, AKP’li yıllarda kadın cinayetleri, tacizler-tecavüzler, şiddet neden bu kadar baş döndürücü bir tırmanış yaşadı bunun yanıtını vermelidirler.
Ki buna verecek yanıtlarının da böyle yanıtlar vermek gibi bir dertlerinin de olmadığını biliyoruz. Sonuçta bu adamlar, kadının gülüşüne, sokakta nasıl yürüyeceğine, çalışıp çalışmayacağına, çalışacaksa nasıl çalışacağına, kaç çocuk doğuracağına karar verme hakkını kendilerinde gören bir ahlakın, zihniyetin sahipleri. Aynı zihniyetteki “din alimlerinin” 6 yaşındaki çocukların bile evlenebileceğine dair vaazları var. Ensar Vakfı pratikleri bile neye nasıl yaklaştıklarının ibret verici bir ifadesidir.
Sonuçta bu zihniyetin her zaman yaptığı gibi ucunu gösterip yeterli tepki olmadığında da fil gibi dalarak gerçekleştirdiği saldırganlık karşısında toplumsal mücadeleyi yükseltmek dışında bir seçenek yok. Onlara geri adım attıracak olan budur. Başka türlüsü toplumsal yaşamın tahayyül ettikleri bir gericilikle tahakküm altına alınmasına göz yummak olacaktır.