Zindanlar "FETÖ isyan çıkaracak" yalanıyla yeni katliamlara hazırlanıyor
15 Temmuz darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL, yaşamın içerde de dışarda da daha fazla hücreleştirilmesi için akıl almaz saldırılarla devam ediyor. Bu saldırıların hapishanelere yansıyan boyutlarını devrimci tutsakların aileleri ve avukatlarının anlatımlarından, duvarları aşmayı başaran tutsak mektuplarından biliyoruz.
Bu bilgiler olmasa bile gerek burjuva medyada çıkan haberler gerekse devletin ilgili birimlerinin basına da yansıttıkları çeşitli kararlar ve kışkırtıcı söylemler bu dönemde hapishanelere nasıl bir rehin muamelesi yapıldığını açıkça ortaya koyuyor.
Milliyet Gazetesi’nden Tolga Şardan isimli “yazarın” bugün Milliyet’teki köşesine taşıdığı bilgiler ve hapishanelere dönük baskıları ‘FETÖ’ umacısıyla meşrulaştırma çabası ya da hapishanelere itfaiye ve asker sevkiyatına ilişkin TV haberleri (CNN Türk) rejimin rehin muamelesi yaptığı tutsaklara dönük kapsamlı bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu gösteriyor.
Daha önce 3 hapishaneye uçaksavar yerleştirilmesi ve güvenlik önlemlerinin arttırılmasına ilişkin haberler çıkmış, AKP İzmir Milletvekili Hüseyin Koçbıyık da sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla toplumsal gericiliği hapishanelere dönük olarak alenen kışkırtılmıştı.
Tolga Şardan’ın bugünkü köşesine taşıdığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü (CTGM) direktiflerinin ise bu yönelimin hangi somut hazırlıklara yansıdığını açıkça ortaya koyuyor. Şardan, CTGM’nin hafta sonunda savcılıklara gönderdiği direktiflerini hangi nedenlere dayandırıldığını da anlatıyor. Sözümona ‘FETÖ’cü tutuklular adli tutuklulara isyan edeceklerini söylemişler ve onlardan destek istemişler. Hatta tarih bile vermişler. O nedenle de 19 Kasım’dan başlayarak hapishanelerde güvenlik üst düzeye çıkarılmış vs. vs.
Çocukların bile güleceği kadar kaba bir senaryo bu… Fakat bu kadar kaba olması bile ayrıca mide bulandırıcı.
Bir zamanlar IŞİD’e yapılan her kapıyı açacak maymuncuk muamelesi şimdi de FETÖ’ye yapılıyor. Rejimin tüm saldırganlığı bu “örgütün” “hain planlarıyla” ilgili algısı yaratılmak isteniyor. Burjuvazinin kendi iç kavgalarında nasıl bir zalimlik içinde olduğunu biliyoruz. “FETÖ” denilen o bir zamanların dostları şimdilerin hasımlarına nasıl diş bilediğini de... Ama uzmanlaştığı “terör kokteyli” konusundaki son icadının PKK-FETÖ ve TDH’nın çeşitli bileşenleri olduğunu da biliyoruz. O açıdan da “FETÖ”ye karşı yapıldığı söylenen hazırlıklar, esasında kendisine muhalif olan ya da kendisinden olan ama çelişki yaşadığı tüm kesimlere karşı kanlı bir girişimin ipuçlarıdır.
Rejim bu “kokteyl terör” masalıyla kamuoyunu hapishanelerde yapacağı kanlı katliamlara hazırlıyor. Dışarda kendisine dönük gerçekleşebilecek olası eylemleri, planları bu rehin politikasıyla frenlemeye çalışıyor. Bu onun aynı zamanda ne kadar tekinsiz bir zeminde yürüdüğünü de ortaya koyuyor. Ama madalyonun sadece bir tarafı böyle… Diğer tarafındaysa özellikle yurtsever-devrimci tutsaklara dönük kanlı girişimlerin hazırlığının yapıldığı gerçeği var.
Öncesi bir yana sadece son zamanlarda yapılan kapsamlı operasyonlarla tutsak edilen binlerce Kürt siyasetçisi, aydın, yazar, kısacası muhalif o zindanlara tıkıldı. İdam tartışmalarının şahlandığı böylesi bir dönemde o zindanların direnişin olduğu kadar faşist terörün de özel hedefi olacağı açık. O zindanlara faşizmin kanlı çizmesiyle girilmesini seyretmekse tüm toplumsal yaşamın aynı şekilde ezilmesine izin vermek anlamına gelecektir.
O nedenle de hapishanelere ilişkin özel saldırganlık tüm duyarlı kesimlerin de özel gündemi olmak zorundadır.