Pazartesi, 4 Aralık 2006 (19 yıl 10 ay önce)
"Kocaeli'nin 100 yıl su ihtiyacını karşılayacak" denilen Yuvacık Barajı'nın dibi göründü! Barajda Kocaeli'ne 7 gün yetecek kadar su kaldı.
Suların çekilmesiyle bir dönem zorla kamulaştırılan evler ile köyleri birbirine bağlayan köprüler baraj havzasında yeniden ortaya çıktı. Barajı yapan şirkete su alma garantisi verildiği için ise milyar dolarlar ödenmeye devam ediliyor ve edilecek.
Yap-işlet-devret modeliyle barajı yapan işletmeci firma suyun küresel ısınmadan dolayı tükendiğini öne sürüyor.
Meteorolojinin rakamları ise şirketi yalanlıyor. Meteoroloji'ye göre Kocaeli Bölgesi'nde 2006 yılı 2005 yılına göre daha yağışlı geçti. Türkiye'nin 1980-2000 yılı kuraklık haritasıyla 2005 yılı haritaları karşılaştırıldığında da Kocaeli'nin ikinci en iyi yağış alan, yani "nemli" olarak tabir edilen bölgede olduğu görülüyor.
Barajın yapıldığı dönemin Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı olan Sefa Sirmen ise projesiyle gurur duyduğunu söyledi. Kuraklık yüzünden(!) barajdaki suyun azalmasının doğal olduğunu ifade eden Sirmen, "Her yerde olduğu gibi barajda da su seviyesi düştü. 15 gün içinde yağışlar başlar" dedi.
Yeni belediye ise yağmurlarının başlamasına bel bağlamadan önlem aldı. Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili İlyas Şeker, “Büyükşehir olarak önlemlerimizi aldık. İstanbul’dan ve Gökçedere Barajı’ndan alacağımız suyla Kocaeli halkını susuz bırakmayacağız. Kocaeli’de su sıkıntısı çekilmeyecek” dedi.
Yani, İstanbul'a su satma vaadiyle yapılan Yuvacık Barajı, Kocaeli'yi İstanbul'dan su almak zorunda bıraktı.
ŞİRKET LONDRA'YI DA SUSUZ BIRAKMIŞTI
Emsallerine göre kat kat yüksek bedelle yapılan Yuvacık Barajı, 860 milyon dolarlık yatırım değeriyle dünyanın özel sektörce finans edilen en büyük su projesi olarak lanse ediliyor.
Barajın yaptırıldığı
Thames Waters şirketi Londra'dan da sabıkalı. Yuvacık barajında suyun tükenmesini küresel ısınmaya dayandıran şirket, özelleştirilen Londra su dağıtımını üstlenmesinin ardından kentte 6 yıl içinde kuraklık yaratmıştı.
Su şebekesi 150 yıllık olan Londra'da, şirketin hiçbir alt yapı yatırımı yapmaması kuraklığa neden oldu. Su borularının eski olması nedeniyle boşa akan suyun parasını halktan çıkaran şirket her yıl karına kar eklerken yaşanan su sıkıntısının ceremesini ise yine emekçi halk ödüyor. Bu konudaki haber 27 Haziran 2006 tarihinde sitemizde yayınlanmıştı:
Londra'da su verilemeyecek semtler!
Ayrıca İstanbul'a verilen suyun maliyeti 45 cent olmasına karşın, Thames Water alınması zorunlu -olmayan- suyu 1.5 dolara satıyor.
BARAJIN ÖYKÜSÜ
PEŞKEŞ İÇİN YAPILMIŞ
Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, "Yuvacık Barajı, Avrupalılara ve bazı kimselere peşkeş çekilmiş. 2,5 yılda ödediğimiz para ile barajı yapabilirdik" dedi.
"Öyle bir sözleşme yapılmış ki Kocaeli, yılda 142 milyon metreküp su almak zorunda. Almadığı takdirde parasını ödeyecek. Şimdiye kadar da bu rakama hiç ulaşılmadı. Ve boşa akan su için 510 milyon dolar fazladan para ödendi. Bu da Kocaelililerin cebinden çıktı. Bu para Hazine tarafından belediyenin hesabından kesilince biz de istediğimiz yatırımları yapamıyoruz. Bu barajla ve İngiliz şirketi Thames Water ile yapılan sözleşme ile baraj birilerine peşkeş çekilmiştir.
Bizim göreve geldiğimiz 2,5 yıllık dönemde ödediğimiz para ile barajı yeniden yapabilirdik. 2014 yılına kadar sırtımızda bu kamburu taşıyacağız."
Yuvacık Barajı'nda yılda 142 milyon metreküp su üretilmesi, üretilen suyun 100 milyon metreküpüyle İstanbul'un su ihtiyacının karşılanması planı
DSİ tarafından yapıldı.
Proje başlamadan, barajın üzerinde kurulduğu akarsuyun bu denli büyük bir barajı besleyemeyeceği yönünde bir rapor bulunuyordu. Fakat pistinin sonunda dağ bulunan havaalanları için verilen raporlar gibi bu raporda görmezden gelindi...
Yuvacık Barajı'nın inşası dönemin Başbakanı
Tansu Çiller ve Başbakan Yardımcısı
Murat Karayalçın'la beraber dokuz bakanın "olur"u ile başladı.
Plana dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı
Recep Tayyip Erdoğan'da "olur" verdi fakat daha sonra şirket suyu fahiş fiyatla satınca barajın inşaatı bittikten sonra suyu almaktan vazgeçti.
İnşaat 1987 yılında, 8. Cumhurbaşkanı
Süleyman Demirel'in 'sınıf arkadaşları' olan Erol Üçer ve İdris Yamantürk'ün müteahhitlik şirketlerine verildi.
Halen CHP milletvekili olan
Sefa Sirmen'in başkanlığı döneminde ise İzmit Belediyesi projeyle ilgili uygulama ve su satış anlaşması imzaladı.
İnşaat bitmeden su bedeli ödeme garantisi verilen baraj 9 yılda bitirildi. Yatırım maliyeti ise 942 milyon dolara çıktı. Bu arada Hazine de sözleşmeye dayanarak 4 yıl boyunca kullanılmayan suya toplam 738 milyon dolar ödedi. Bu para inşaat bitmediği halde ödendi ve şimdi su olmadığı halde ödemeler yapılmaya devam edilecek...
1999-2004 yılları arasında yapılan anapara ödemesi 1 milyar 400 milyon YTL. Ödenen faiz tutarı 1 milyar 187 milyon YTL, 2005 yılı sonu itibariyle ödenen para 2 milyar 851 milyon YTL. Barajın işletme hakkı 2014 yılına kadar İngiliz firmasına ait. Barajın Belediyeye 2014 yılına kadarki toplam maliyeti ise 8 milyar 630 milyon YTL civarında.
Belediyenin barajdan alamadığı su için ödediği paralar ise çok daha dikkat çekici. Barajdan su alımı hazine garantili olduğu için belediye her yıl 142 milyon metreküp su almak zorunda. Ancak ortada alacak 142 milyon metreküp su olmadığı için oluşan açığı da belediye, yani hazine, yani emekçi halk ödüyor. Belediyenin raporlarına göre 1999 yılında olmayan suya yaklaşık 74 milyon, 2002 yılında 42 milyon, 2006 yılında ise 12 milyon dolar fazladan para ödenmiş.
Baraj yapılırken siyasiler bu baraj 100 yıl yeter nutukları atıyorlardı. Sözleşme süresi 15 yıl olan şirket ise 7. yılda taahhütlerini yerine getiremeyeceğini açıkladı.
Bugüne kadar 5 milyar dolar ödenen baraj için, içinde su bulunmasa da 2014 yılına kadar fiyatı ödenecek ilaçlar listesinden yüzlerce ilaç daha çıkartılarak 6 milyar dolar daha ödenecek.
Havayalanı...
Antalya Gazipaşa Havaalanı bitti.
14 sene sürdü yapımı.
Pisti var. Kulesi var. Terminali var, iç hatdış hat falan. İdari binası var. Otoparkı var.
VIP salonu?
E tabii... Olmazsa olmaz. O da var.
Bi uçağı yok.
Çünkü inemiyor.
Aslında iniyor da...
Bir defada indin indin.
Pas geçersen, dağa patlatıyorsun. Bu minik detayı hesap etmemişler.
Gözden kaçmış.
Dağ var pistin sonunda.
* * *
Koyun otlayan havaalanı, üzüm kurutulan havaalanı, halı serilen havaalanı, düğün salonu yapılan havaalanı görmüştük...
Bu yeni.
* * *
Son 30 senede, 5 bin 556 yanlış yatırım yapılmış Türkiye'de.
Faturası, 200 milyar dolar.
"Yanlış" demek "yanlış" aslında.
Paraların "dosdoğru" kimin cebine girdiğini hepimiz biliyoruz.
Peki ne yapmalı?
Gazeteler bin 500 kere yazdı, buna rağmen o havaalanı bitirildi...
Demek ki, "tüyü bitmemiş yetim hakkı" edebiyatı yapmanın alemi yok artık.
Benim önerim şu...
* * *
1992'den beri, o havaalanının projesi için "imza atan" bütün siyasileri, bürokratları, mühendisleri, mimarları, göz göre göre sesini çıkarmayan bölge milletvekillerini, yerel yöneticileri bindirin bir Boeing'e...
İndirin oraya.
Nasıl olsa, 40 trilyoncuk harcamışız...
Bir uçak parası daha öderiz seve seve.
* * *
Pilot mu?
8 bin feet yükseklikteyken, kokpite dalmıştı THY'nin bir yönetim kurulu üyesi...
"34 yıllık pilotum, biraz da ben kullanmak istiyorum" diye...
Madem canı çekmiş.
O kullansın.
Belinde tabancayla uçağa binen milletvekilini de, hostes yaptın mı...
Cümleten hayırlı yolculuklar.
Kemerleri bağlamasanız da olur.
Yılmaz Özdil/Sabah - 28.11.2006