İşgalci politikalarda kritik eşik

Rejimin Suriye'deki işgalci politikalarında kritik bir eşiğe dayanıldı, bugün de üç asker öldü

GÜNCEL
Perşembe, 24 Kasım 2016 (9 yıl 5 ay önce)

Faşist rejimin Kürt düşmanlığı ve “Halep” düşleriyle giriştiği ‘Fırat Kalkanı Harekatı’, 93. gününe girerken ardı ardına yapılan “çılgınca” hamlelerle son derece kritik sonuçları tetikleyecek bir eşiğe dayandı.



 



Bu işgal harekatında şimdilik 16 asker yaşamını yitirdi. Bunlardan üçü, bugün sabaha doğru saat 03:00 sıralarında (TSK tarafından yapılan açıklamaya göre) Suriye ordusu tarafından yapılan hava bombardımanında öldü. Bu bombardımanda 13 askerin de yaralandığı belirtildi. Faşist rejimin önce adım adım çapını genişleterek "olur ya Halep’e kadar ilerlerim" diye giriştiği bu kanlı ve kirli hamle, son günlerde yapılanlarla daha büyük bir savaşı tetikleyebilecek nitelikler kazanmaya başladı.



 



TSK dün Suriye ordusunu vurdu!



 



Son zamanlarda Halep ve kuzey bölgesinde denetim kurmak üzere atağa kalkan Suriye ordusu dün (23 Kasım) Lazkiye’de cihatçı çetelerden Nusra Cephesi’ne karşı operasyon başlattı. TSK bu operasyonu adeta engelleyecek bir tutum takınarak, Suriye ordusunun bulunduğu bölgeyi top atışlarına tuttu, rejim askerleri geri çekilmek durumunda kaldılar. Bu arada cihatçı gruplar kaybettikleri yerlere yeniden ele geçirdi.



 



TSK’nın Münbiç çevresinde IŞİD’e karşı savaşan Demokratik Suriye Güçleri’ne (QSD) yönelik hava saldırıları da sürüyor.



 



Tayyip Erdoğan’ın bulduğu her mikrofondan “Bab, Minbiç” diye sayıklamaları giderek efelik taslamanın ötesinde somut anlamlar kazanmaya başlıyor velhasıl…



 



Suriye bugün yanıtladı



 



Rejimin ABD’deki seçimlerde ortaya çıkan sonuç-taşıdığı kimi belirsizlikler, Rusya’nın dönem dönem izlediği “denge” siyaseti gibi boşlukları değerlendirerek giriştiği bu tehlikeli hamlelerin her biri karşısında Suriye rejimi, Türkiye’yi işgalci olarak tanımlayan sert uyarılarda bulundu, yanıt vereceğini belirtti.



 



Nitekim Suriye rejimi bugün Türkiye’nin işbirliği yaptığı cihatçı çetelerle birlikte El Bab gibi kritik bir alanı işgal etmeye girişmesine karşı bir hamle yaparak, Türkiye’ye “ayağını denk al” mesajını pratikte vererek pekiştirdi.



 



El Bab, coğrafi konum itibariyle pekçok açıdan kritik anlamlar taşıyor. Rakka, Halep ve İdlib illerinin ortasında yer alan bu bölge, YPG’nin ana güç olduğu SDG’nin kontrolünde bulunan Menbiç, Suriye ordusunun büyük kısmını geri aldığı Halep merkez ve Kürt kantonlarından biri olan Afrin arasında kelimenin gerçek anlamıyla bir kapı gibi duruyor.



 



Türkiye gerek Rojava gerek Suriye’nin Halep’teki konumu ve gerekse kendisi, dolayısıyla işbirliği yaptığı cihatçı çeteler açısından stratejik bir nitelik kazanan bu bölgeye burnunu uzatarak, girdiği Suriye bataklığındaki adımlarını daha da derine daldırmış oldu. Nitekim daha işin başında Suriye tarafından vurularak bu kilit noktanın kolayca yutacağı bir lokma olmadığını gördü. Daha önce Türkiye’nin Keseb ya da İdlib gibi yerlerdeki cihatçı çetelere verdiği doğrudan desteğe karşı sessiz kalan Suriye rejimi, sözkonusu olan Halep açısından stratejik anlamlar taşıyan El Bab olunca tutumunun farklı olacağını bu hamlesiyle altını çizerek göstermiş oldu.



 



Ekonomik kriz gümbürtüsü, siyasal kriz kaosu içinde debelenen faşist rejimin Suriye politikasındaki agresif-işgalci tutumunu henüz netleşmiş olmasa da Suriye’de askeri üs kurma hazırlıkları gibi adımlarla pekiştirme çabası, bu gelişmeyle başka bir düzeleme oturdu.



 



İşgalci politikalara son!



 



Suriye’nin sadece Suriye olmadığı genel doğrusu içinden baktığımızda sabaha doğru 3 askerin ölümüyle sonuçlanan hava bombardımanının da sadece Suriye’nin kararıyla gerçekleşmediğini söylemek abes olmayacaktır. Suriye demek aynı zamanda Rusya-Çin emperyalist kampı ve ittifakları demek… Rusya’nın uçağını düşürmesi ve genel olarak Ortadoğu’daki kirli politikaları konusunda nedamet üzerine nedamet getiren rejimin şimdi nasıl bir tutum alacağını da yine Rusya ve diğer ittifaklarının nefes alış verişleri belirleyecek.



 



Fakat, kaotik bir cehenneme dönüşen bölgede bu koşullarda süreçlerin sadece emperyalist güçlerin alacağı tutumlarla belirlenmediği de açık. Sayısız unsurun kuyruklarının birbirine dolandığı bu cehennemde o kuyrukların kör bir düğüme dönüşmesinin işten bile olmadığı da öyle... O açıdan da gerek faşist rejimin El Bab ve daha ötesi hayalleri, askeri üs kurma hazırlıklarına dair söylentiler gerekse Suriye diktatörlüğünün attığı bu adımın hangi sonuçlara gebe olduğunu net bir şekilde tespit etmek de kolay değildir.



 



Net olan bir şey var, o da Rejimin bu savaş kışkırtıcılığından, işgalci politikalardan vazgeçmesi, vazgeçirilmesidir.