"Perakende hırsızlığı"ndaki belirgin artış ekonomik krizin nasıl bir toplumsal kriz yarattığının ifadesidir
Hayat pahalılığının, işsizliğin, düşük ücretlerin temel gerçek haline geldiği, krizin bir çöküşle derinleşeceğinin işaretlerinin çoğaldığı bu koşullarda bazı veriler bu gerçeğin sağlaması niteliği kazanıyor. Perakende hırsızlığına ilişkin olanlar gibi...
İnsanların en fazla çaldıkları şeyler ve bu hırsızlıkların dönemlere göre oranları, krizin en önemli alametifarikalarından biridir. Mesela en fazla çalınan şeylerin temel gıda ve giyim ihtiyaçları olması, ücretlerin en temel ihtiyaçları karşılamaya yetmediğinin açık ifadesi değil de nedir?
Dünyadaki perakende hırsızlığıyla ilgili açıklanan son veriler ekonomik krizin boyutlarının işçi ve emekçilerin yaşamlarına nasıl yansıdığını açıkça gösteriyor.
Bu verilere göre geçtiğimiz yıl dünyada 123 milyar doları bulan perakende “hırsızlığının” 2016’da 150 milyar doları, Türkiye’de ise 400 milyon dolarlık artışla 2,5 milyar doları bulması bekleniyor.
Önceki gün Hürriyet gazetesinde Türkiye’de AVM’lerdeki mağazaların yüzde 50’sinin güvenliğini sağlayan Sensormatic Güvenlik Hizmetleri’nin verilerini ve bu şirketin CEO’sunun yorumlarını içeren bir haber yayınlandı. Habere göre 2016 yılında perakende hırsızlığında rekor artışlar olacak.
Mağaza ve süpermarketlerde en çok çalınan ürünlerin başında ise bebek maması, bebek bezi, kazak ve et ürünleri geliyor. Firma CEO’su İsmail Uzelli, hırsızlıkla ekonomik durum arasında ilişki kurarak, “Ağırlıkta yiyecek ve giyeceği kapsayan perakende hırsızlığı ekonomilerin kötü gittiği ve göçlerin arttığı dönemlerde yükseliyor. Dünyada 2004-2007 yıllarında ekonominin iyi olduğu dönemlerde perakende hırsızlığı da duraksama dönemine girmişti. Şimdi rekora koşuyor” değerlendirmesi yapıyor.
Türkiye’de en çok çalınan ürünlerin lüks markalar ya da teknoloji ürünleri olmadığını belirten CEO, hırsızlığın genellikle ihtiyaç ürünlerinde yaşandığını vurguluyor. Özellikle tekstilde çok olduğunu, kazak gibi ihtiyaca yönelik ürünlerin çok çalındığını söyleyen Uzelli, en yüksek kaybın da yüzde 49 ile kış sezonunda yaşandığını sözlerine ekliyor.
Perakende hırsızlığındaki hızlı yükselişin aynı zamanda güvenlik önlemlerinin arttırılmasına da yansıdığını vurgulayan Uzelli, bir de elektronik kelepçe takılan binlerce insanın (17 bin) varlığından bahsederek ne kadar başarılı olduklarının havasını atıyor.
Ekonomik veriler “perakende hırsızlığındaki” bu verilerin önümüzdeki günlerde sıçramalı olarak büyüyeceğini gösteriyor. “Bunlar ne ki?!” dedirtecek kadar… Fakat mesele önümüzdeki günlerde perakende hırsızlığının değil, sınıf mücadelesinin büyümesinde.
Burjuvazinin kolektif hırsızlığının kanımızı emecek kadar büyüyeceği, krizin faturasının bize çıkarılması için akıl almaz saldırıların gerçekleşeceği o günlerle hırsızlıklarla değil, o mücadeleyle baş edebiliriz.