Aksaray'da görülen Ethem yoldaşın davasında savcı katil için 10 ay ceza istedi!
Ethem yoldaşı hedef gözeterek vuran devletin kiralık katili Ahmet Şahbaz’ın sözümona yeniden yargılandığı dava, bugün Aksaray’da görülmeye devam etti. Saat 11:00’de başlayan duruşmada, savcı katil için meşru müdafaa sınırını aşmak suretiyle taksirle ölüme neden olmak suçundan dolayı 10 ay ceza istedi.
Daha önce Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve ‘olası kastla adam öldürmek’ suçundan yargılanan katil Şahbaz, 7 yıl 9 ay 10 gün hapis cezası almıştı. Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi, kararı usulden bozarak, dosyayı yerel mahkemeye gönderdi. Bu arada dava “güvenlik gerekçesiyle” Aksaray’a gönderildi. Artık Aksaray Ağır Ceza Mahkemesi yetkili kılınmışken, yetkisi kalmayan Ankara 6. Ağır Ceza, Şahbaz’ı yasadışı bir şekilde tahliye etmişti.
Nereden bakılırsa bakılsın burjuva hukukun temel esaslarının bile ayaklar altına alındığı bu tahliye, o dönem Kürdistan’da kızışan devlet terörü ve toplumsal isyanlar korkusuyla devletin kiralık katillerine verdiği bir mesaj anlamını taşıyordu: Öldürün, eliniz titremesin, arkanızdayım!..
Aksaray’a kaçırılan davanın bugün görülen duruşmasında da aynı mantık sürdürüldü. Savcı mütalaasını verirken bağımsız bilirkişi raporunu değil, her açıdan angaje bir kurum olan TRT’nin raporunu dikkate alarak konuştu ve gerçeği bu raporun prizmasından geçirerek bir kez daha eğip-büktü. Savcı mütalaasını Şahbaz’ın neden katil olamayacağını kanıtlamak üzerinden kurdu, diğer katliamlarla örnekledi ve meşru müdafaa sınırını aşmak suretiyle taksirle ölüme neden olmak suçundan dolayı 10 ay ceza isteyecek kadar ileri götürdü bu tutumunu.
Ethem yoldaşın ailesinin avukatı Kazım Bayraktar savcının bu tutumunu teşhir eden bir savunmayla burjuva hukukun temel esaslarını teşhir etti.
Mütalaanın iletişim fakülte ve profesörlerinin bilimsel ve tarafsız raporlarına dayandırılarak değil, TRT gibi bir kurumun hazırladığı rapora dayandırıldığını belirten Bayraktar, “Savcı mütalaayı okumaya başlarken neden dürüst olacağını belirtti, gerek var mıydı? Dürüst değilsin" dedi.
Şahbaz’ın geri çekilme emrine rağmen arkadaşlarının yanından ayrılıp silahını ateşlediğini belirten Bayraktar, bu mütalaada da cezasızlık politikalarının adalet sistemine yerleşmesinin söz konusu olduğunu vurguladı.
Ethem yoldaşın katilini aklamak için çırpınan savcının şeceresine baktığımızda bu tutumunun nasıl bir ideolojik arka plana dayandığını da görürüz. Davada görevli savcı Halil Çığlı, daha önce Van’ın Erciş ilçesi başsavcılığı yapmış biri.
Bu dönemde Erciş’te tutuklu bulunan üvey oğlunu ziyarete giden 65 yaşındaki Zübeyde Çalışan, soyadı tutmadığı gerekçesiyle oğlu ile görüştürülmeyince, Erciş TOKİ konutlarında bulunan adliye konteynerlerine giderek Erciş Cumhuriyet Savcısı Halil Çığlı’dan görüş izni istedi.
Kendisini Türkçe ifade edemeyen Çalışan, Kürtçe konuşunca önce savcının hakaretlerine maruz kaldı, daha sonra da çağrılan sivil polislerce darp edildi, Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi’ne çıkarılarak, ‘yargı görevini yapan kişiye görevini yaptırmamak için direnme’ gerekçesiyle tutuklanarak oğlunun kaldığı Erciş Cezaevi’ne gönderildi.
Yaşananlara ilişkin bilgi veren Avukat Vedat Şengöl o dönemde (22 Kasım 2012) şunları söylemişti:
Erciş Cumhuriyet Savcısı Halil Çığlı’dan izin istemeye gidiyor. Türkçe bilmediği için Kürtçe konuşuyor. Yaşlı olduğu için savcının çalışma masasına dayanarak güç almaya çalışan anneye savcı ‘s..tir git’ deyince, anne, ‘ben senin annen yaşındayım ayıp değil mi’ diyor. Savcı sinirlenip polisleri çağırıyor ve sivil polisler 65 yaşındaki anneyi yaka paça saçlarından çekerek darp ediyor. Akşam saatlerine kadar adliye koridorlarında tutulduktan sonra çıkarıldığı mahkemece ‘yargı görevini yapan kişiye görevini yaptırmamak için direnme’ suçundan tutuklanıyor. Bu ayrımcılık ve nefret suçudur. Elbirliğiyle tutukladılar. Bu yaşananların en önemli nedeni Kürtçeye tahammülsüzlüktür.