Asgari Ücret Komisyonu toplanmadan Türk-İş ağası açılışı yaptı!
Gelecek hafta hangi sonucun çıkacağı önceden belli olan “toplantılar” dizisi başlayacak. Milyonlarca işçiyi ilgilendiren Asgari Ücret Komisyonu toplantıları… Hükümet, patronlar ve sözümona işçileri temsilen Türk-İş’in katılımıyla gerçekleşen bu toplantılar serisinin sonuçları üç aşağı beş yukarı belli. Seçim vaadi olarak gündeme getirilen asgari ücretin bin 300 TL olmasından sonra bile patronların nasıl bir gürültü kopardıkları ve hükümetin de liraya kuruş eklemek anlamına gelen bu “zammı” geri almak için hangi dalaverelere başvurduğu biliniyor (vergi dilimlerini vs. geçiyoruz, sadece Zorunlu Bireysel Emeklilik için kesilecek pirimler hatırlansın). Bu kriz koşullarında bunun nasıl bir nitelik kazanacağını kestirmek güç değil.
İşçi sınıfının ücret hakkının tek kişi üzerinden tanımlandığı, 4 kişilik bir ailenin yaşayabilmek için çocuklar da dahil tüm fertleriyle asgari veya daha düşük ücretle çalışmaya zorlandığı bu koşullarda yaşanan asgari ücret tartışmaları “tartışma” olmanın ötesine geçemiyor.
Tek kişi üzerinden yapılan asgari ücret hesaplamalarının bile onun en temel ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olduğunu (ki Türki-İş bile Kasım ayı açlık ve yoksulluk araştırmasında bekâr bir işçinin yaşamak için yapması gereken asgari harcama tutarını aylık net 1750.31 lira hesaplamıştı) ve seçimlerden sonraki 100 TL’lik zammın patronlar cephesinden yarattığı fırtınayı düşünecek olursak önümüzdeki yıl için belirlenecek asgari ücretin liraya kuruş eklemenin ötesine geçemeyeceği açık. Keza şimdi hükümet cephesinin “komplolarla” açıklama yoluna gittiği ciddi bir ekonomik kriz ve hatta çöküş beklentisi sözkonusu... Dahası bu tartışmaların bir tarafı olan işçi sınıfı cephesinin kolektif bir duruşu ve ısrarı sözkonusu değil maalesef…
Patronları patronlardan daha fazla düşünen Türk-İş Başkanı Ergün Atalay da bu gerçekleri hesaplamış olacak ki geçtiğimiz günlerde “1600 TL verin bitsin bu iş” anlamına gelen bir açıklamayla masayı daha baştan patronların eğilimlerine uygun bir miktarla açmış oldu. Bir tiyatroya benzeyen Komisyon toplantıları için önceki yıllarda en azından marjı biraz daha yüksek tutarak konuşan Türk-İş, bu koşullarda olabilecek en alt sınırlarla açılışı yaparak işçi sınıfına dayatılan sefalet ücretine kuruş bile eklenmemesi anlamına gelen bir tutum takındı.
Doların alıp başını gittiği, aklımıza gelebilecek tüm temel tüketim maddelerinin, ısınma ve barınmanın fahiş fiyatlara ulaştığı bu koşullarda Ergün’ün 1600 TL’den bahsetmesi aslında sıfır zam demesi dışında bir anlam taşımıyor.
Komisyon’da sözümona işçiler adına masaya oturan Türk-İş bürokratlarının istedikleri zam oranıyla daha geçtiğimiz gün kendilerinin açıkladıkları açlık ve yoksulluk sınırı rakamları arasındaki çelişkiler, bu ağaların sınıfın örgütsüzlüğünden aldıkları güçle nasıl bir pervasızlık sergilediklerini açıkça ortaya koyuyor.
Türk-İş’in asgari ücretin 1600 TL olması talebi ile kendi açlık-yoksulluk verilerine bakalım… Keza Türk-İş, Kasım ayı açlık ve yoksulluk araştırmasında bekâr bir işçinin yaşamak için yapması gereken asgari harcama tutarını aylık net 1750.31 lira hesaplamıştı:
Aile durumu dikkate alınmadan sadece bir kişinin yapması gereken harcama tutarı ile mevcut asgari ücret arasındaki fark ücretli çalışanların geçim koşullarını yansıtan önemli bir gösterge olmaktadır” ifadelerine yer verilen araştırmada, ört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1416.83 lira; gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamaların toplam tutarı ise 4 bin 615.10 lira olarak belirlendi. Kasım itibarıyla aylık gıda harcaması tutarı bir önceki aya göre 12 lira attı. Aylık yaşam maliyetindeki bir aylık artış da 38 lira oldu.
“1600 TL verin bitsin bu iş” diyen Türk-İş Başkanı Ergün Atalay’ın söylediği, “Asgari ücrette bu yıl yapılacak artış, geçen yılın gerisinde kalmamalı. Bizim bu düşüncemizi TÜİK’in geçen yıl komisyona sunduğu bir işçinin net yaşam maliyeti rakamı da destekler nitelikte. Devletin kurumuna göre, tek bir işçinin yaşama maliyeti geçen yıl net 1600 liraydı. Bu rakam bu yıl en az yüzde 10 artacak ama biz asgari ücrette 2017 için bu rakama imza atmaya hazırız. Bu işi fazla uzatmaya gerek yok, bize TÜİK’in geçen yıl komisyona sunduğu net 1600 lirayı versinler bu iş bitsin” sözlerse bu ağaların kendilerini yalanlamak bir yana, sınıf karşısında nasıl bir küstahlıkla hareket ettiklerini de açıkça gösteriyor.
İşçi sınıfı adına ahkam kesen, küstahça "önerilerde" bulunan bu ağalara hakettikleri yanıt, sınıfın örgütlü tutumuyla verilmezse o belirlenen asgari ücretleri bile alamayacağımız günler uzak değildir. Bu tiyatrolara, bu küstahlığa izin vermeyelim, seyirci kalmayalım...