Arçelik LG’ de işçi kıyımı

'Bizi' teğet geçecek olan ekonomik krizin nasıl çığ gibi büyüdüğüne tanık olmak zor değil

İŞÇİ SINIFI
Pazar, 4 Aralık 2016 (9 yıl 4 ay önce)

Devlet tarafından 'bizi' teğet geçeceği söylenen ekonomik krizin nasıl çığ gibi büyüdüğüne tanık olmak zor değil.



 



Türkiye’nin önde gelen tekellerinden biri olan Koç Holding'e bağlı Arçelik-LG’ de 30 Kasım’da 126 sözleşmeli işçi işten atıldı. Bu sayı aslında nasıl bir eşikte olacağımızın sadece izdüşümü. Diğer üretim alanlarında işçi kıyımlarına da başlanmış durumda.



 



LG’ de ise bu kıyımın işçilerde yarattığı tahribatı, hayal kırıklarını, verilen “umudun” gerçeklik payının olmadığını kimi işçilerin nasıl kandırıldıklarını gözyaşlarından okuyabilirdiniz…



 



Umut, kadrolu işçi açığı! Peki neden?



 



2015'teki metal fırtınası sürecinde Türk Metal Sendikası'ndan istifa eden Arçelik LG işçileri fabrikayı işgal edip üretimi durdurmuş ve direnişe geçmişlerdi. Fabrika yönetimi ise TİS görüşmelerinin 2017 yılında olacağını belirtip bu eylemlerin doğru olmadığını öne sürüp ve bizzat Ali Koç tarafından “gerekirse fabrika kapanır” tehdidiyle direnişi kırıp üretimin tekrar başlamasının zeminini hazırladı. Sendikaya karşı yapılan bu eylemin sürdürülmesi gerektiğini savunan 173 işçi direnişi sürdürme kararını açıkladılar.



 



Fabrika önüne, TOMA, akrep ve çevik kuvvet yığınağı yapıldı. Kalkanlar ve coplarla fabrikaya giren polisler işçileri fabrika dışına püskürtmüş ve “üretim başlayabilir” emrini verdikten sonra üretim kaldığı yerden devam etmişti. 173 işçi arasında kadrolu ve sözleşmeli işçiler mevcuttu. Hiçbiri fabrikaya tekrar alınmadı. Sabit kadrolu işçi sayısı düşmüş ve açık olan o boşlukları ise sözleşmeli işçilerle doldurma kararı alınmıştı.



 



Bu karar 2016 yılının Haziran ayında yapılan “iletişim toplantısında” dile getirildi. Vaat edilen “kadrolu işçi” olabilme sürecinde yaklaşık 300 sözleşmeli işçiye hitap edildi. Bu sayı giderek düşürüldü. Sözleşme tarihleri kısaltılıp üretimin nabzı ölçüldü. Dünya pazarında yaptıkları klima satışlarının grafiği çıkarıldı, buna göre üretim planlandı, işçi çıkarmaya yönelindi.



 



Ağustos'ta yaklaşık 100 işçi çıkarıldı. Sözleşmesi uzatılanlar 18 Kasım'a kadar çalıştırıldı. Kasım'ın 18’i geldiğinde ise 30 Kasım’a kadar uzayacağını söylediler. Kimi işçilerin sözleşmesi yenilemedi (umudunu tükenenler ve dalga geçildiğini söyleyenlerin tümü). Kimi işçiler içinse sözleşme kağıdı hazırlanmadı. 30 Kasım günü 126 işçi işten çıkarılırken yaklaşık 40 işçinin 16 Aralık'a kadar sözleşmesi yenilendi. Bu 40 kişi “kadrolu işçi” olabilmeye hak kazandılar!



 



30 Kasım, tarihi bir gün!



 



Aylardır vaat edilen “kadrolu işçi” olabilme furyası giderek gerginlik yaratıyordu.18 Kasım'dan 30 Kasım'a kadar uzatılan 12 günlük sözleşme aslında bunun ilk basamağıydı. İşçiler bir taraftan öfkeleniyor bir taraftan da kalıcı işçi olabileceklerini düşünüyorlardu. Bu ikilem arasında git gel halinde çalışmak öfkeyi harmanlamaya yeter de artardı bile. Son güne kadar bu şekilde çalışıldı.



 



30 Kasım Çarşamba günü -yani son çalışma günü- fabrika yönetimi tarafından duruma hala açıklık getirilmemişti. Bunun üzerine üretimin lokomotifi olan eşanjör hattındaki işçiler iş yavaşlattılar, makinelere arıza süsü verdiler ve üretilen bazı malzemeler bilinçli olarak hurda edildi. Ki bununla sınırlı kalmayıp diğer üretim bölgesine gidilip bant sisteminde çalışan sözleşmeli işçilere, “Eşanjör hattında iş yavaşlatıldı, siz de burada iş yavaşlatın” denildi.



 



Ne fabrika yönetiminin ne de gerici faşist Türk Metal’in sesi soluğu çıkıyordu. Bu iş yavaşlatma eylemi birilerinin dikkatini çekti, toplantı yapılacağı söylenip kadroya kalanların 70 kişi olduğu dedikodusu dolaştı. İnandırıcılığı olmadığı belliydi. Saatler sonra kadroya alınacak işçiler insan kaynakları ofisine yönlendirildi sözleşmesi uzatılmayan ise toplantı odasına çağrıldı. Genel Müdür’ün geleceğini beklerken önümüze insan kaynakları personelleri sürülmüştü. “Her sezonda bu vedalaşmayı yapmak zorunda bırakılıyoruz” demeleri içinde bulundukları o berbat durumun ses tellerini titretmesine yetiyordu. Toplantı salonu kapısına özel güvenlikler dahi konuşlandı. Veda konuşması ardından işçilerde sessizliğe gömülmüş bir öfke vardı…



 



[Arçelik LG'den bir işçi]