Songül Elçil'in katili Kürt düşmanlığına ve ahlaki kodlara oynayarak cinayeti meşrulaştırmaya çalıştı
Geçtiğimiz günlerde Adana’da çöplükte bir kadının parçalanmış cesedine rastlanmıştı. Her gün birkaç kadının katledildiği Türkiye’de bu tüyler ürpertici olay da “adettendir” denilerek “unutuldu”. Olayın bugün basına yansıyan bilgileriyse hem kadın düşmanlığındaki psikopatlaşma düzeyini ortaya koyması hem de bunun egemenler ve toplumsal gericilik nezdinde geçer akçe olan Kürt düşmanlığıyla meşrulaştırılma çabası açılarından kelimenin gerçek anlamıyla sarsıcı, uyarıcı…
Adana Seyhan ilçesine bağlı Sucuzade Mahallesi'ndeki kahvehanede tanıştığı 21 yaşındaki Songül Elçil’i önce boğup, sonra da kafasına çekiçle vurarak öldürdükten sonra 6 parçaya ayırıp 3 ayrı çöp konteynırına çuval ile atan katilin, 37 yaşındaki Fatih K. olduğu ortaya çıktı.
"Bunda bir şey yok, kadını öldürdükten sonra uyudum" diyecek kadar soğukkanlı olup, her cümlesiyle toplumsal gericilik ve devletin ideolojik kodlarına sonuna kadar güvendiğini açıkça ortaya koyan katil, Elçil’in uyuşturucu bağımlısı olduğunu anlattıktan sonra, PKK’yi övmesi nedeniyle kendisini öfkelendirdiğini vurguladı.
Olayın 3 Aralık gecesi yaşandığını anlatan Fatih K.'nın ifadesine göre, bir arkadaşıyla birlikte kahvehanede otururken adını bilmediği bir genç kadın yanlarına geldi, "Açım bana yemek verin, üşüyorum burada biraz oturabilir miyim" dedi. Kadına yemek verdiğini, gözü mor olduğu için merhem getirip sürdüğünü anlatan Fatih K., kadının cebinden uyuşturucu çıkartıp içmek istediğini söyledi. Fatih K. bu sırada arkadaşının gittiğini, genç kadınla yalnız kaldığını belirtti. İtiraz etmesine rağmen Songül Elçil'in uyuşturucu içip kendinden geçtiğini, genç kadını bu sırada kaldığı yere getirdiğini anlatan Fatih K., genç kadın kendine geldikten sonra tartıştıklarını öne sürdü.
Tartışma sırasında Songül Elçil'in, "Ben 2-3 yıl dağda kaldım, PKK size az bile yapıyor. Biz eninde sonunda Kürdistan'ı kuracağız" dediğini iddia eden Fatih K., sinirlenip kendini kaybettiğini, genç kadını öldürdüğünü, bedenini parçalara ayırarak, çöp koyternırlarına attığını anlattı.
Özgecan’ın vahşice katledilmesine karşı sokaklara taşan öfke aynı şekilde vahşice katledilen ve buna ırkçı bir savunma geçirilen Songül Elçil’le ilgili henüz sosyal medyaya bile yansımadı. Songül’ün uyuşturucu bağımlısı olmasının, gece vakti bir kahvehaneye gidip erkeklerden yiyecek istemesinin, dahası katilin anlatımına göre PKK’yi savunmasının bunda payı var mı bilinmez… Pratik, payı olduğunu düşündürtüyor.
Eğer katilin Songül’e dair çizdiği portre bu vahşi kadın cinayetine tutum almayı etkiliyorsa bu her şeyden önce ahlaki-vicdani-düşünsel bir muhasebeyi gerektiriyor. Devlet ya da katilin kodlarına seslendiği toplumsal gericilik bir yana kadın cinayetleri konusunda duyarlılık gösteren tüm toplumsal kesimlerin böyle bir muhasebe yapmalarını zaruri kılıyor.
Manisa Turgutlu’da parkta spor yaparken bir kadın düşmanının saldırısına uğrayan Ebru Tireli için en azından sosyal medyada oluşturulan heşteg üzerinden gösterilen tepki Türkiye listesinin başına oturdu. Bu duyarlılık değerli ve anlamlı… Fakat aynı gün basına yansıyan bu ürkütücü “hikâye” vicdan rahatlatma ayinlerinin yapıldığı bir mecra haline gelen sosyal medyada bile gündem olmadı. Katliama geçirilmeye çalışılan gerici kılıflar ne kadar ürkütücüyse bu duyarsızlık da o kadar sarsıcı, buz gibi soğuk… En hafif ifadeyle bir ikiyüzlülük…En hafif ifadeyle belli boyutlarıyla karşıtımıza dönüşmek ya da onun argümanlarının gölgesinde düşünüp, hareket etmektir.